• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

Güneşe selam duran günebakanlar

Mustafa Nuri Gürsoy

Bugün yazmak için o kadar çok konu var ki;

Böylesi durumlarda yazmak, konuyu seçip onun üzerinde yoğunlaşmak, hayli zor gerçekleşen bir vakıa olur benim için.

Bu anlarımda, muzip ve hınzır yanımı bastırmakta çok zorluk çeker,

Daha fazla ve sıkça eğitimci yanımı aynaya koyar,

Haddini bil cümlesini kendimce tekrarlayarak,

Üçüncü sayfada; doksan diye tabir edilebilecek bir köşeye sahip olman hiçbir şeyi değiştirmez… Köşe yazarı olmak zahir, çok daha başka bir şey olmalı_ gerektirir avuntusunda,

Kendi egolarımı tatmin üzerinden mi yazayım,

Memleket meselelerine, kırk bir pare top mermisi eşliğinde yazı mı döktüreyim,

Batsın bu global dünya diye bir arabesk mi mırıldanayım,

Partiler üstü mü konuşayım;

Legal yolların asfalttan, illegal yolların keçi yolundan geçtiğini mi ima edeyim,

Sözüm ona; iktisattan, ekonomiden, bankacılıktan falan mı döktüreyim,

Haddim olmayarak, toplum bilimden, siyasetten, uluslararası ilişkilerden mi dem vurayım,

Moda olsun diye, parti liderlerini kıskanır hallerimde; söylev mi ciltleteyim…

Sanki “Ord., Prof., Dç., Dr.” kariyerlerinin gölgesinde, teknokrat kıvamında_ birikiminde; biraz da internet çılgınlığı desteğinde klavyeme kuvvet, parmaklarıma derman mı dileneyim.

Yoksa; hiçbir fikir, birikim ve öngörüme başvurmayıp; sadece abone alışkanlığında kopyala_ yapıştır mı yapayım….

Ve

Fakat…

Ya sonra bu yazdıklarım, fikirlerim olmamış bir kavun misali kabak çıkarsa ne yaparım.

İşte bu yüzden, hınzır, muzip düşüncelerim,

Aşırı güneş görmüş, ya da susuz kalmış biber fidesi misali hemen kuruyup boynunu büküverir.

Fikirleri kabak çıkan, biber fidesi hükmünde boynunu büken, köşe yazarlarından olmak istemem.

Onların eline düşenlere de acırım..!

Böylesi köşe yazarlarını okuyanların bıngıldakları, eski yerlerinde yine yeniden ortaya çıkar_ yumuşar.

Bıngıldaklarına bastırdığınızda "lıkır lıkır" ses gelir.

Okuyucularıma böylesi bir eziyeti reva göremem…

Doğan güneşin de, batan güneşin de haddini bilir,

Güneşe selam duran günebakanları iyi tanırım…

***

Evvel zaman içinde dostlar ağaçlara ev kurardık,

Tatlı bir düş içinde bir yere, bir göğe bakardık

Gönlümüz kuş gibiydi dostlar, dünyaya kanat açardık,

Tutsak değildik zamana, başına buyruk yaşardık..

Çocuklardık, parlak yıldızlardık o zaman,

Ay büyülüydü, yakamoz, deniz

Ardından koştuğumuz sonbaharlar,

Çocuklardık, parlak yıldızlardık o zaman,

Artık dönemesek de geriye

Ardından koştuğumuz son zamandır.

O zaman bu zamandır dostlar ne ister neyi özleriz,

Denizini arayan akarsulara benzeriz.

Pencereler bırak açık kalsın, geceleri yağmurlar yağsın

Günebakan düşlerimiz yağmur sesiyle çoğalsın..

24.12.2009

Bu yazı toplam 777 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim