• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 25 °C

Güven bunalımı..!

Mustafa Öz

            07.10.2005

Güven, karşınızdaki muhatabınıza inanmaktır. İnanmak için muhatabınızın geçmişteki imajının çok iyi olması gerekir. Güven kendiliğinden oluşmaz. Taraflar birbirlerini ölçüp tartarlar, ona göre ya güven doğar ya da güvensizlik. Günümüzde kamuoyu (HALK) iletişim kaynaklarından yönlendirilerek istenen sonuca götürülebilmektedir. Ama güneşin balçıkla sıvanması her zaman sonuç getirmemektedir.

Güven özellikle kişilerin birbirleriyle ve kurumlar arası ilişkilerde çok önemlidir. Toplumda bireyler ve kurumlararası ilişkiler sağlıklı değilse, sonuçta muhakkak güvensizlik olur. Devleti yönetenler Ticari kuruluşlar güven zafiyetini asla kaldıramazlar. Geçtiğimiz günlerde kurum ve kuruluşlara GÜVEN konusunda bir anket yayınlandı: Bu anket sonuçlarına göre en güvenli kuruluşumuz ASKERLER,siyaset makamına,parlementoya,bürakrasiye, devlet kurumlarına karşı halkın artan bir güvensizliği var…!

Toplumsal kurumlara güvensizliğin nedenleri toplum mühendislerince,yönetimde bulunan siyasetçiler, bürokratlar ve aydınlarımız vasıtasıyla iyi araştırılmalıdır. Güven bunalımı kargaşa, kaos demektir. Kaostan can ve mal kaybı doğar. Toplumda çimento vazifesi gören Adalet, İnanç, Kültür değerleri yozlaştırılırsa bu bunalım artık çığ gibi büyüyerek gider.

İstatistiklerde ordumuzun güvenilir çıkmasının sebeplerine bakıldığında:Yönetim disiplini,yöneticilerin uygulamaları ön planda gelmektedir. Ordumuzun sayı ve silah gücü tek başına güven telkin etmeye yetmemektedir. Araplar; iki buçuk milyon İsrail önünde silahlarını bırakıp gitmişlerdi…!

Kişiler arasındaki güvensizliğin boyutları ve zararını tahmin etmek, sonuçlarını en aza indirmek mümkündür. Ancak toplumsal güvensizliğin zararının ne ölçüde olacağını nasıl telafi edileceğini çoğunlukla tahmin edemeyiz.

Ülkemizin tarihinde bizleri derinden yaralayan olaylara iyi teşhis koyamaz, sonuçlarını iyi okuyamasak; kaş yapayım derken göz çıkarırız. Son günlerde ülkemiz özellikle terör olaylarında bu basiretsizliği yaşıyor.

Toplumu yöneten başta siyasiler, medya, bürokrasi, adalet, eğitim, sağlık kurumlarımız:atacakları her adımda verecekleri her kararda;konuştukları her sözcükte güven veya güvensizliğin önünü açmaktadırlar.

Yöneticiler benlikten uzak durarak milleti ilgilendiren konularda açık, istişareci olmalıdır. Doğruyu bulup toplumu bu doğrularla yönetmek gerekiyor. Ben yaptım oldu, mantığı işleri daha da içinden çıkılmaz kılıyor.

Bu millet çok zulüm gördü, iftiraya uğradı,acı çekti. Vatanın her karış toprağını kanıyla suladı. Yılmadı usanmadı…!Ancak kendi insanının ihaneti,arkadan hançerlemesi bu milleti çok derinden yaraladı. Üzdü. Sizce bu kadar acıyı,kan ve gözyaşını; GÜVENSİZLİĞİ hak ediyor mu…? Etmiyorsa güvensizliği doğuranlar hangi vicdanla, ölçüyle hala ortada pişkin pişkin dolaşıyorlar…? Bunlara kim cesaret veriyor. Arkalarında kim var.

Bu yazı toplam 306 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim