• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -3 °C

Güzel Sanat ayrıcalığı

Mustafa Namdar

Çanakkale Zaferi ve şehitleri anma programının 94. yılındaki etkinliğini Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri yerine getirdi. Anma programı Kültür ve Turizm Müdürlüğü salonundaydı. Salon alışılmışın dışında kalabalık, insanlar ayaktaydı. Güzel Sanatlar’ın ayrıcalığı, binaya girişte duvarlardaki resimlerde çarpıyordu gözlere. Genelde karakalem çizimlerle Çanakkale’de yaşananlar getirilmişti sanki salona.

Şehitler mezarlığında başlayan program saat 11.00'de salonda devam etti. Okul Müdürü Sn. Cemal Güney şu kısa ve anlamlı sözleriyle açtı programı.

- Üzerinde yaşadığımız bu toprakların, Türk vatanı olması uğrunda kan ve imanla ilk imzalarını atan aziz Çanakkale şehitlerimizi rahmet, şükran ve minnetle andığımız etkinliğimize hoş geldiniz.

Öyle inanıyoruz ki ulusça sıkıntıya düştüğümüz anlarda, bize vatan bırakan bu namus timsali insanları, şehitlerimizi ve mücadelelerini aklımızdan çıkarmamak her türlü zorluğu aşmakta bizlere sonsuz güç verecektir.

Ecdadımıza duyduğumuz minneti ve sadakati seslendirebilmemiz adına okulumuza bu görevi veren başta Sn. Valim olmak üzere herkese teşekkürlerimizi arz ederiz.

Vatanımız uğruna sayısız ömürler boyunca hizmet etsek bile sadece şehitlerimize olan borcumuzu ödeyebileceğimize inanıyor, şartlar ne olursa olsun olsun yılmadan vatanımız ve Cumhuriyetimiz adına çalışacağımıza and içiyoruz. Başta M.K. Atatürk olmak üzere tüm şehit düşen vatan evlatlarımıza rahmet diliyor saygılarımı sunuyorum.

Sonra Tarih Öğretmeni Sn. Serpil Yusuf alıyordu sözü. “Hak bir, yol bir, şehitlik bir / Toprağa kulağını ver, belki seslenir kabir / Şehitler önünde topraklar irkilir / Şehitlerin değerini vatan sevdalısı bilir” mısralarıyla giriyordu salona.

Ve devam ediyordu tarihi süreci anlatmaya. “Ulus tarihinin her sayfası her sayfası altın harflerle yazılmış destanlarla doludur. Bu destanları yazanlar Varna’da, Kosova’da, Mohaç'da, Çanakkale’de, İnönü, Sakarya ve Afyon’da bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmiş kahraman şehitlerimiz ve gazilerimizdir… Çanakkale’de bir destan yazıldı. Adı dilden dile dolaşan, türküler yaktıran bir destan… Toprağın yalnız üstünü değil, altını da vatan yaptılar…” diyor bir şehit anasının duygularını okuyordu.

“Dur, gitme, dayanamam ben buna. Sen, gözümün nuru, evimin neşesi, yuvamın bekçisi, tattırma bana evlat hasretini… Geldin işte bir alayın eşliğinde. Son kez alamadım kollarıma. Doyamadım oğul senin kokuna. Olsun. Başım dimdik gururla. Bu şerefi de tattırdın ya bana. Ne güzel yakışmış ay yıldız oğluma. Son yolculuğunda uğurlar ola, şehit evladıma.” Ruhları şad olsun.

Özgürlük orotoryası başlıyordu. “Yoklukta yoksullukta Anadolunun bağrında bir çocuk doğuyordu toprak üstüne. Adını Mehmet koydular. Mehmet’in babası yoktu. Dedesiyle büyüdü, bir de anası. Serpildi, gelişti yağız bir delikanlı oldu Mehmet. Baba ocağı bir gelin ister diyordu garip ana. Ne var ki kara bulutlar çökmüştü vatan üzerine. Çanakkale’de yakmıştı düşman ateşi. Analar döküyordu Anadolu’da gözyaşlarını..”

Hemen önümüzde oturuyordu yakın tarihte şehit olanların anaları babaları. Özgürlük orotoryasında sazlardan çıkan yanık ezgilere eşlik ediyordu yanık sesler. Belli ki onların da tazelemişti yanık yüreklerinin ateşini. Gözyaşlarını siliyordu başındaki yazmanın uçlarına. Acıyı yaşıyordu yeniden. Acıyı gömüyordu yudum yudum içine. Ya babalar. Onların da yanıyordu yürekleri.

Gelelim Mehmede. Ya şehit, ya gazi olur gelirim demişti anasına. Durum zordu Çanakkale’de. Kurşun adres bulmak için kesişiyordu havada. Akbabalar gibiydi düşman, uçuşuyordu vatan üzerinde…

Saz ve seslerin ritminde bir zeybek hareketlendi kanatları açık kartal gibi süzülüyordu sahnede. Sadece Mehmetler mi vardı cephede? Ayşeler Fatmalar da yanındaydı erinin…

“Sen Mustafa Kemalle yüz milletin yüz yüze görüştüğü yersin Çanakkale” diyordu öğrenciler hep bir ağızdan. “Sen Mustafa Kemal’i dünyaya tanıtan yersin…”

Umutların tükendiği anda bir ses yükseliyordu “Ben size ölmeyi emrediyorum.” Ne olduysa oldu. Cennete uzanan yol göründü Mehmede işte o anda 250 bin şehidin içindeydi Mehmet. Mehmet şehit olmuştu vatan için, özgürlük için ve de gelecek kuşaklar için. Onların kanlarıyla ıslattığı topraklarda modern bir Türkiye var. Özgür topraklarda dalgalanan bayrağımız var…

Anadolu Güzel Sanatlar’ın ayrıcalığı bu olmalı. Yönetimi görev alan öğretmenleri, öğrencileri yürekten kutluyorum. Teşekkürler binlerce… Sunumu yapan öğrencileri ayakta alkışlıyorum. Onlarla gurur duyuyorum.

20.03.2009

Bu yazı toplam 504 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim