• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 16 °C

Habar anlatmak

Mustafa Namdar

Emekli olmak her ne kadar üstlenen bir görevi sona erdirmenin mutluluğunu yaşatmış olsa da, itilmişliğin girdabından çıkmaya yetmiyor. Bir zamanlar halkın hizmetinde görev yapanlar, aynı görevlilerin karşılarında horalanmalarını görmeleri son derece üzücü oluyor. Bostancıya kelek satmak gibi türlü bahanelerle mazeret üretmelere sadece acı acı gülüyorsunuz. “Kuş gördüğü yuvayı yaparmış” diyenlere de kim bilir için için kızıyorsunuz…

Limon gibi sıkılıp bir kenara atılanların bir bölümü ayda bir, bir bölümü de üç ayda bir hak ettikleri maaşlarını alabilmelerinin heyecanıyla banka önünde toplanıyorlar. Emekliler pazarı gibi. Kimi bastonlu tık nefes olmuş öksürüyor. Kimi tansiyonlu, kimi şeker hastası. Kiminin elinden tutmuş torunu sabah namazından sonra soluğu alıyor banka önünde. Banka kapısında bir kağıt, gelen ismini yazarak sıraya giriyor. Her sıra düzenlemesini yapan, kendini düzenlemeden sorumlu olduklarına inanan ya da disiplini sağladığını düşünen kimselerin elinde kalem nizama koymak adına topluluğu yönetirler kesin emirlerle. Kolay mı öyle düzeni sağlamak? Kanun uygulayıcılarının bile zorlandığı kuralların uygulanması o kadar kolay olur mu? Her kafadan bir ses…

Herkes hastadır. Herkesin acele işi vardır. Herkes evde bir yaşlıyı, uyuyan bir torunu, hasta yatan bir hastasını bırakmıştır. Ya kapının önünde, ya da ön sıralarda bir tanıdığın yanında kaynak olmaktır. Derdi, ön sırada uyanıklık yaparak yerini almaktır. Acınası saf duruşla uyanıklık rolü belki de gerekli saygının verilmemesinden başvurulan bir yöntemdir.

“Ooo Ahmet'a karga bo…nu yemeden senin ne işin var sabahın köründe” diye konuşmaya verilen cevap “Yok be ihtiyaçtan değil. Sabah namazı için kadı camisine geldimdi de. Camiden çıkınca dikili verdim şuraya. Lan bilader ne zaman gelsem kağıtta sıralar dolu ne zaman gelip de yazıyorlar isimlerini anlayamadım gitti.”

“Bak bak arkadaş şunlar yazılmadan sıraya giriyor. Herkes sırasına sahip çıksın” diye bağıran bir ses. “Sana ne be kardeşim. Görevliysen üstüne bir işaret koy. Sen bu topluluğun çavuşu musun?” diye gürleyen öfkeli bir karşılık ve belli bir süre sessizlik. Bir başkası teselli etmeye çalışıyor arkadaşını, “Bu millete habar anlatmak zor. Öfkelenme arkadaş” derken, sıranın önlerinde bulunan bir başkasına sesleniyordu. “Şu benim torunu da yanına alıver. Burası güneş. Ameliyatlı da…..”

Kapının hemen dibinde bulunan kalabalık kadın ağırlıklı. Orada bir başka münakaşa. “Kadınsınız diye yumuşak davranıyoruz, hiç oralı olmadan sıraya girmeye çalışıyorsunuz. Ayıp oluyor yani.” Bir başka kadın, “Hastayım gardaşım, ayakta duracak halim yok. Aha şu merdivenin ucuna ilişivedim. Ne vaa yani burda oturmakta mı yasak? Elinizden gelse şehere de sokmayacanız adamı. Deli mi ne annamak mümkün değil.” Bir başka kadın, o da sıraya sonradan kaynak olanlardan. O biraz daha dik, eli maşalı cinsinden. “Nerde dikülüsem dikilürün, senden izin mi alınacak. Hükümet mi vedi bu görevi sana. Sabah beri bal yapmaz arı gibi vızlayıp duruyan. Gapat şu ağzını da dişlerin görünmesin. O gadar da meraklıysan evde hanımına göster dişlerini, delinin zoruna bak” diye öfkesini kusuyordu.

Tansiyonum var deyip sıra harici yanıma çömelen ihtiyara, “Bu zahmete değer mi? Bir bankamatik çıkart, rahatça al maaşını” dedim. “Sorma bey sorma, onu da çıkartdımdı, ellerim titreye, biraz da heyecanlanıyan. Numaraları garışdırıveriyan. İki kere makinaya gartı gabdırıvedim. Baktım olmaya toruna vedim gartı, şifreyi çek lan şu maaşı dedim, emme bu sefer de maaşın bir bölümünü toruna gapdudum. Şindi bu eziyeti çekiyan, ne yapalım…”

“Habar anlamaz bu millet” diyenlere haber anlatabilsek sorun kalmayacak, ama insan yedisinde ne ise yetmişinde de o oluyor. Uyanık olma becerisini sanıyorum yanlış öğretmiş olmalılar.

Düzelir miyiz?..

İnşallah...

15.09.2008

Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim