• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -4 °C

Haklarımız

Mustafa Namdar

Düşünüp hayal kurmak, kurduğu hayalini akıl süzgecinden süzerek gerçekleştirmek insanların yaşamlarındaki değişim ve gelişimlerini ortaya çıkarmıştır. Dünyanın oluşumundan günümüze varolan insanların yaşam tarzları, felsefeleri, ilk günkü gibi değil. Yeni buluşların sahibi olan insanlar kalabalıklaştıkça, kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için, ya kendi içlerinden çıkan bilge kişilerin, ya bilge ve saygın kişilerden oluşan heyetlerin, ya yönetim için oluşturulan kurullar tarafından çıkarılan yasaların, ya da dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun dünya insanlarının uluslararası düzeyde ortaya koyup kabul ettikleri anlaşmaları yapmışlar. Amaç; toplum huzurunu sağlamak. Haksız davranışları önlemek. Güçsüzü güçlüye karşı korumak...

İşte bu amacın gerçekleşmesi nedeniyle 10 Aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ortaya çıkmış, Türkiye de bu bildirgeyi imzalayan ülkeler arasında yerini almıştır. Bu bağlamda 2000 yılında 81 il ve 850 ilçede “İnsan Hakları İl ve İlçe Kurulları” oluşturulmuştur. Haklarımızla ilgili sıkıntılarımızın çözümleri bu kurullar vasıtasıyla olur.

YAŞAMA HAKKI

İnsanoğluna dünyaya gelirken kimse bir şey sormuyor. Herşey dünyaya merhaba dedikten sonra başlıyor. Görüşü alınmayan insanlar, yeni dünyaya gözlerini açtıktan sonra sıralıyor isteklerini. Çocuk hakları, eğitim hakları, çalışma, adil gelir, sendika kurma hakları, sosyal güvenlik hakları, dinlenme, kültürel yaşama katılma, sağlık, beslenme ve konut, grev ve toplu sözleşme ve de hepsini içinde toplayan yaşama hakları gibi.

Geçenlerde tanığı olduğum bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaşının 74 olduğunu söyleyen bir kadıncağızdı. Ağlamaklı bir vaziyette söylenerek girdi odaya. “Bana kömür veriyorllarıdı, şimdi kesmişle. Ben damadımın yanında galıyan. Gızım hasta, ameliyat oldu. Damad esgeri ücreti az bi mayiş alıya. Bi oğlum va, işsiz güçsüz haytanın biri, eve köve girmez. Damadda va dört çocuk. Üç kız bi oğlan. Gızların biri evli, onun güçüğü lisede, onun da güçcüğü ilk mektepde öteki 3 yaşında bi de yolda va gelecek. Kendilerine bakmaktan acizle. Bi de bennen uğraşıyolla. Bana verilen kömürünen icük de olsa ekmeklerine gatık oluyodum, şinci onu da kesivedile. Valiye gadar çıkarın beni dolaşdurup durmayın bu yaşımda dedim...” dedi.

Yaşlı teyze haklı mıydı? Bilseydi bu kadar çileli bir hayatın olduğunu, dünyaya gelir miydi? Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan kocasını kaybettikten sonra damat yanında bir sığıntı gibi yaşıyor, işsiz oğlundan yakınıyordu. Onun da olmalıydı insan hakları çerçevesinde yaşama hakkı...

Sosyal devletin amacı insanların yaşam hakkını kuracağı çadırlarda karınlarını doyurmak mıdır? Dağıtılan gıda yardımlarıyla belli dönemlerde ayakta durmalarını sağlamak, dağıtılan kömürlerle soğuktan korumak mıdır? Vatandaşın ahde vefa örneğini harekete geçirmek midir? Sosyal devletten amaç, eğitim ve sağlık alanında vatandaşının yanında olup, kültürüyle, sağlıklı oluşuyla devlet kazanının kulpundan tutmasını sağlamaktır. Yardımlar tüketimi özendirici değil, üretimi teşvik edici anlamda olmalıdır. Alın teri ile yıkayabileceği bir işi, emeği ile helalinden kazanıp sofrasına koyduğu ekmeğini ailesiyle güle oynaya paylaşma mutluluğunu yaşayabileceği huzuru olmalıdır.

Dünya milletleri arasında genç nüfusumuzla övünürken, bu gençleri nasıl dinamik hale getirip, geleceğin planlanmasında alacakları sorumluluklarda, yapacakları projelerdeki oyunculuklarında, yeni sahneler, yeni alanlar yaratmalıyız. Ver yesinler, ört uyusunlar felsefesiyle dünyaya açılan hangi pazar vitrinlerinde, hangi ürünlerimizle yer alabiliriz ki... Yaşama hakkı, sabah kullanılan teknolojiyi ertesi günde değiştirebiliyorsak anlamlı.

Dilimizden düşürmediğimiz balık tutmayı öğretme formülünün nasıl olduğunu da bir öğretebilsek, herhalde işimiz kolaylaşacak.

18.12.2008

Bu yazı toplam 366 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim