• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 16 °C

HANGİ MÜSLÜMAN

Hasan Dinç

Sadık Güner Bey 1979 yılından beri tanıdığım ve her geçen gün dostluğumun güçlenerek devam ettiği nadir insanlardan biridir. O zaman Düzce’de amcası rahmetli Ahmet Güner Beyefendi ile beraber çalışıyorlardı. Kendisi Akçakoca ilçemizin Kalkın köyünde doğmuş, yörenin çok sevilen ve saygı gören bir ailesine mensuptu. Çok zeki, hareketli, girişken ve herkesle kolay ilişki kurabilen bir yapıya sahipti. Öğrencilik hayatı da böyle olmalı ki yüksek öğretimde öğrenci derneği başkanlığı yapmış, kendini daha sonraki yıllara iyi hazırlamıştı. İyi konuşan ve anlatmak istediği konuyu eksiksiz ve tam anlatan bir ifade kabiliyetini o zamanlarda sezmiştim. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra bu güzel yeteneklerine kitap yazarlığını da eklemiş olmasını yazdığı “HANGİ MÜSLÜMAN” kitabını elden takdim ettiğinde gördüm. Sadık Güner Bey’in İmam-ı Azam’dan İmam-ı Gazali’ye, Buhari’den Müslim’e, Hayrettin Karaman’dan Yaşar Nuri Öztürk’e ve başta Muhammed Hamidullah olmak üzere başından XX. asır İslâm âleminin yetiştirdiği büyük mütefekkirlerin eserlerinden oluşan zengin kaynakları inceleyerek doğru sonuçlara ulaştığını, yazdığı orta hacimli kitabını okuyarak anlamış bulunuyorum.

Sadık Güner Bey’in bu kitabında Geçmişte parlak bir medeniyet oluşturmuş ve beşer tefekkürüne çok olumlu katkıları olmuş Müslümanların, günümüzde çok geri kalmış olmasının sebeplerini araştırmakta ve çok olumlu sonuçlara ulaşmış bulunmaktadır. İslâm’ın ana kaynağı olan KUR’AN-I KERİM Cenab-ı Allah’ın (C.C.) muhafazasında hiçbir çıkarma ve ilave yapılmadan ilk vahyedildiği gibi saf, duru ve berrak bir şekilde durmasına ve insanlığa aydınlatıcı yol göstericiliğine devam etmesine rağmen, Müslümanların bu günkü acıklı hali belli ki birçok duyarlı Müslüman’ı olduğu gibi onu da çok üzmüş görünüyor. O nedenle Sadık Güner Bey “geri kalmışlığın sebebini İslâm’da değil onu yanlış algılayan günümüz Müslüman’ında aramalıdır” demekte ve tezini bu fikir üzerine oturtmaktadır.

Sadık Güner Bey kitabının önsözünde “İslâm Âlemi’nin pespaye hali gözler önündedir. Çalışıp ilerlemeyi ve kalkınmayı emreden bir dinin mensupları olarak Müslümanlar bunu kader belleyip miskince gerinmenin ötesinde bir şey yapmamaktadırlar. Şanlı bir maziye sahip olmanın hamasi böbürlenmeleri dışında dünyanın efendisi olma yolunda bırakın çalışıp gayret etmeyi, bu uğurda aklını dahi zerre miktar olsun kullanıp dünyada olup bitenleri anlamaya çalışmamaktadırlar. Kesin olarak belli olmuştur ki; İslâm ülkelerinde İslâm adına doğru gitmeyen bir şeyler vardır. Zira hepsi geri kalmış, hepsi fakir ve de en önemlisi hepsi cahil. Bu ne demektir? Bunun neden(ler)i nedir? Müslüman bunu neden düşünmemektedir.

Müslümanlar, İslâm’ın tarih sahnesine çıkışından itibaren yedi asır kadar hem ilim-irfan, hem de hükümranlık bayrağını şanla, şöhretle taşımışlardı. Ne yazık ki, medeniyetin öncüleri olan bu insanlar, Ortaçağın başlarında bir sihirli elin gözlerine perde çekmesi sonucu tüm meşaleleri söndürüp cehalet uykusuna dalmışlardır. Onların bu hali bütün dünyayı hayrete düşürmektedir.

Ne hüsrandır ki Müslüman, öyle bir uykuya dalmıştır ki, asırlardır devam etmesine rağmen nasıl bir tılsımla uyutuldu ise uyanmak için en küçük bir canlılık emaresi dahi göstermemektedir” diyerek günümüz İslâm Âlemi’nin durumunu tasvir etmekte; bu durumdan çıkışın formülünü ise kitabının son bölümünde şu şekilde dile getirmektedir.

“Bize göre İslâm’ın toparlanmasının yol haritası şöyle olmalıdır. Öncelikle Müslümanlar olarak nerede hata yaptığımızı anlamak için yoğun bir bilimsel çalışma yapmamız gerekmektedir. Bu çalışma bizi, öncelikle kendi içimizdeki yanlışları düzeltmek zaruretine götürecektir. Bu noktada hep beraber dindeki hurafe ve yanlış telâkkileri ayıklamak için geniş bir çalışma başlatılmalıdır. Bu faaliyet tek başına devletin veya milletin sonuç alabileceği bir mesai olmayacağı için olabildiğince bütün İslâm ülkelerinden akademisyen veya diğer din görevlilerinin katılımının sağlanması gerekmektedir. Böylelikle oluşturulacak heyet, Kur’an’la yatıp, Kur’an’la kalkacak, ardından sünneti ve hadisi de titiz bir incelemeye tabi tutarak gerçek İslâm’ı müesses kılacaklardır. Yapılan ayıklamanın neticesinde İslâm, Allah’a has din olma vasfına en yakın din olacaktır. Müslümanlar bu akide üzerine dinlerini yeniden öğrenecek, yani hafızalarından neleri atmaları gerektiğini öğrenecek, gelecek nesillere bu Allah’ın dosdoğru dinini öğreteceklerdir. İkinci olarak yapılması gereken hamle ise Müslüman aydınların yüksek vasıflı insan yetiştirmek için başlatacakları seferberlik hareketidir. Zira İslâm ülkelerinde rüşvet, irtikâp almış yürümüş ve bu devletler her türlü değerini menfaat karşılığı emperyalist çevrelere takdim eden görevlilerden bunalmış haldedirler. Mevcutların ıslahı kolay değildir. Onun için orta vadede yetişecek bilgili, becerikli, donanımlı, şahsiyetli, milliyetçi, vatanı ve milletinin değerleri için her şeyi göze almaya hazır nesiller ancak İslâm diyarını bu günkü durgunluktan çekip çıkarabilirler.”

Kitap işte bu düşünceler ışığında yazılmış, fikirler geliştirilmiş ve okuyucuyla paylaşılmıştır. Elbette tartışılmaya değer yönleri de vardır. Bunu yazarın kendisi de dile getirmektedir. Prof. Dr. Yümni Sezen Hoca yazdığı takdim yazısında “ Elbette yazdıklarının hepsini, olduğu gibi kabul etmek zorunda değilsiniz. Cesaretle yaklaştığı meselelerin bir kısmı tartışılabilir. Fakat doğruyu bulabilmek için başka bir yol, yöntem var mıdır? Tahkiki iman (Araştırıp öğrenerek, bilerek iman) için de bu gerekmiyor mu?” diyerek buna vurgu yapmaktadır. Ancak Sadık Güner Bey’in açtığı çığırın bizi hayra götüreceğinden asla şüphem yoktur. Bu yönüyle kitabı bütün okuyucularıma hararetle tavsiye ederim. Kitap 0216 492 10 84 veya 0532 691 01 92 nolu telefonlardan istenebilir.

Kalın sağlıcakla.

 

Bu yazı toplam 1685 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim