• BIST 98.114
  • Altın 240,147
  • Dolar 6,2248
  • Euro 7,3256
  • Bolu 25 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 29 °C

HASAN DİNÇ: BEN EVET DİYEMEM

HASAN DİNÇ: BEN EVET DİYEMEM

Gazetemizin köşe yazarlarından Hasan Dinç, “12 Eylül'de Bolu'da neler oldu?” başlıklı yazı dizisinde ülkücü cephede başından geçenleri anlattı. Dinç ülke gündeminde farklı tartışmaların oluşmasına neden olan 12 Eylül referandumuyla ilgili değerlendirmeler yaparken neden “Evet” demediğini anlattı.

Hasan Dinç, 12 Eylül Referandumu ile ilgili sorulan soruyu şu şekilde yanıtladı: “12 Eylül referandumunda tavrınız ne olacaktır?” sorusuna gelince. Ben Türk milliyetçiliği ve Ülkücülüğü bir hayat felsefesi haline getirmiş, tam 69 yıl bu felsefeye uygun yaşamış, 35 yıl on binlerce öğrenci yetiştirmiş biriyim. Kimsenin iteklemesi ve zorlaması olmadan kendi irademle seçtiğim bu yola, bundan sonra izahı mümkün olmayan ve öğrencilerimin beni anlamakta zorluk çekeceği bir tavrı sergilememem beklenmemelidir. Ben “Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlâk ve fazileti” diyerek “Rehber Kur'an, Hedef Turan” diyerek “Hira dağı kadar Müslüman, Tanrı dağı kadar Türk'üm” diyerek ve “Kanımız aksa da zafer İslam'ın” diyerek ve bunları yürekten inanarak söyleyen ve bu sloganlara gönül bağlayarak uğruna her şeyini, ama her şeyini feda eden biriyim. Canımı, kanımı, istikbalimi ve bütün varlığımı bu yola vakfetmiş biriyim. Böyle birinin inançlarına ve hayat felsefesine ters düşecek ve şimdiye kadarki mücadelesiyle izahı yapılamayacak bir davranış içine girmesi söz konusu olamaz. Benim bu yolda oyumu alacak dünyada hiçbir karşılık yoktur.

Ben, ülkenin bölünmesine, devlet yapısının çökertilmesine ve millet varlığımızın birliğini hedef alan yola asfalt dökülürken ona malzeme olamam. Ben, her ağzını açtığında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” deyip, ardından birçok egemenlik hakkımızı AB ve ABD'ye devreden bir siyasi heyete EVET diyemem. Ben demokrasi adı altında “ÖZERK YÖNETİME” ve vatan semalarına ikinci bayrak taleplerine sessiz kalanlara EVET diyemem. Ben, ülke zenginliklerimizi ve cumhuriyetin bütün kazanımlarını yabancılara peşkeş çekenlere EVET diyemem. Ben, verdiği sözleri yerine getiremeyen, dokunulmazlıkları kaldıramayan, hakkındaki ithamlardan kurtulamayanlara EVET diyemem. Ben, bu hakimlere ve mahkemelere güvenmiyorum diyerek, kısa sürede edindiği varlığının hesabını veremeyenlere EVET diyemem. Ben Lozan Anlaşmasının delinmesi anlamına gelen ve Ermeni Akdamar kilisesini, Sümele Manastırını ayine açan, Ortodoks Patriğinin ekümeniklik iddiasını destekler anlamı taşıyan davranışlarına göz yuman ve Heybeli ada ruhban okulunu eğitime açmak için yırtınan kişilere EVET diyemem. Ben AB anlaşmasını, bütün amacı Türk'leri Anadolu'dan atmak olan ve Türk – İslam düşmanı bir papazın heykeli altında imzalayacak kadar milli izandan yoksun olanlara EVET diyemem. Ben, amaca ulaşmak için gerekirse keşiş serpuşu bile giyerim diyen çok yüzlü kişilere EVET diyemem. Ben Amerika'da Yahudi kuruluşlarından cesaret madalyası alırken, burada millete efelenenlere evet diyemem.Ben şehide kelle,katile sayın demesi mahkemece tescillenmiş birine evet diyemem. Ben, “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” diyenlere evet diyemem. Ben, maksatlı bir şekilde ordumuzu yıpratma kampanyası açmış birine evet diyemem. Ben, Irak'ta binlerce masum kadının ırzına geçen, on binlerce yavruyu yetim bırakacak şekilde katliam yapan, İslâm'ın bütün mukaddeslerini çiğneyerek mescitleri bombalayan, kitabımız Kur'anı Kerim'i yerlere atarak çiğneyen, Müslüman Irak'lı askerlere kendi postallarına secde ettiren ve Korumasız Kerkük Türklüğünü peşmerge insafına terk eden Amerikan askerlerine “İşlerini az zayiatla bitirmeleri için “Allah'a dua ediyorum” diyen birine EVET diyemem. Ben, tarihinde ilk defa askerimizin başına çuval geçirenlere karşı gereken cevabı veremeyenlere, bu olaya NOTA verdiniz mi diye soran gazetecilere “ne notası, müzik notası mı?” Diye pişkinlik gösterenlere EVET diyemem. Ben, ülkücü şehitlere sözde gözyaşı dökerken, katillerini milletvekili olarak meclise taşıyanlara EVET diyemem. Ben, “NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE” sözünü ilkellik kabul edenlere ve millet varlığımızın çimentosuna balyoz sallayanlara EVET diyemem. Ve ben, edepten adaptan bahsederek, muhaliflerine “Şerefsiz, Alçak” diyecek kadar siyaseti kirletenlere evet diyemem.

Bütün bunlara rağmen ben referandumda EVET dersem insanlığımdan, İslâmlığımdan, Türklüğünden utanırım. Bu ortak değerlerimiz için genç yaşlarında şahadet şerbeti içmiş beş bin ülkücü şehidime yarın nasıl hesap verebilirim. Onların her gece yakama uzanan ellerinden kendimi nasıl kurtarabilirim. Bunların ötesinde iç dünyamla nasıl barışık yaşayabilirim. Körpe vicdanlarında millet, devlet ve vatan sevgisini silinmez bir şekilde kazıdığım öğrencilerimin yüzüne nasıl bakabilirim. “ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ” diyen milyonlarca din, devlet, vatan, millet ve ATATÜRK dostuna nasıl hesap verebilirim. İşte bunlardan dolayı 12 Eylül referandumuna tavrım kocaman bir HAYIR olacaktır.

Buna rağmen medyada bazı kendilerini “ESKİ ÜLKÜCܔ diye tanıtanların herzelerini okuyoruz. Onlar ya ülkücü kervana yolculuk sırasında yoldaki haramilerin korkusuyla katılmışlar ve yol bitince kervandan ayrılmışlardır. Ya da o dönemde şartlar onları ülkücü camia içinde kalmalarını gerektirdiği için ülkücü görünmüşlerdir. Zaten ülkücülükle ilgilerini kestikleri için de kendilerini eski ülkücü kimliğiyle tanıtmaktadırlar. Onlara eskiden bir dönemde ülkücülerle bir aradaymışsınız, şimdi neredesiniz ve niye oradasınız diye sorma hakkımız saklıdır. Bir iki belde başkanının da EVET kampanyasına katıldığını yine medyadan öğrenmiş bulunuyoruz. Bunlar da ya beldelerine daha fazla hizmet etmek amacıyla iktidardan yardım almak, ya da ülkücülüğü anlamadan bu camiaya girmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Her nedense MHP'den evet'e yönelmiş bir iki belediye başkanı medyamız tarafından gündeme getirilirken, Evet kampanyasının hıyanet girişimi olduğu gerekçesiyle AKP'den ayrılan milletvekili ve bakanların gündeme taşınmayışını da esefle karşılıyorum. Son olarak “Yel kayadan toz koparamaz” diyorum. Sayın Başbakanın ülkücülere bırakın üfürmeyi, bu coğrafyada fırtına koparsa da hiçbir ülkücünün gönlünü çelmeyi başaramayacağı gibi, saçının bir telini bile harekete geçiremez."



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehrin göbeginde takla attı24 Eylül 2018 Pazartesi 00:17
  • Hukuk ve sanatı bir araya getirmek için yarışma24 Eylül 2018 Pazartesi 00:08
  • 72 saatlik yaşam mücadelesi23 Eylül 2018 Pazar 14:10
  • Narkotik köpeği Sezar’ın büyük başarısı23 Eylül 2018 Pazar 13:19
  • Ev almak hiç bu kadar kolay olmamıştı23 Eylül 2018 Pazar 11:42
  • Ülkü Ocakları Etüt Merkezi Gençleri Bekliyor23 Eylül 2018 Pazar 11:28
  • 2 günde 3 deprem yaşadık23 Eylül 2018 Pazar 11:26
  • Beypiliç’ten At Yaylasında dev organizasyon23 Eylül 2018 Pazar 10:58
  • “Uyuşturucuyla mücadele eğitimi” verilecek23 Eylül 2018 Pazar 10:54
  • Bolulu Altın Kelebek'e Aday23 Eylül 2018 Pazar 10:46
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim