• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C

HASET KİN VE DEDİKODU

Mustafa Namdar

Demiri kendi pası çürütür. İnsanları hatta insan topluluklarını '' Haset, kin ve dedikodu '' birbirine düşürür, çürütür, parçalar hatta yok eder. Ağaç kurdu gibidir içten içer düşünceleri kemirir, gerçekleri karartır, gören gözü kör eder, şartlandırır.
Haset; kendisinde olmayıp başkasında olanı çekememek.
Kin; kendine yapılan bir haksızlığı hazmedemeyip devamlı düşmanlık düşünmek.
Dedikodu; Bir dizi olayları dile dolayıp, dedi ki dediydilerle laf getirip götürmek suretiyle insanların arasının açılmasına neden olmak. Basit olarak düşünüldüğünde günlük yaşam da hemen herkesin şikâyetçi olduğu konuların basında gelen kötü davranışlardır. Nedense; her yönüyle kötü alışkanlık olduğu bilinmesine karşın, vazgeçemediklerimizin başında gelen huylarımızdan biridir.
Bütün bunlar ne bireysel ne de toplumsal kimseye iyi olarak değerlendirilecek, hiçbir yaraya merhem olduğu görülmemiştir. Birbirine kinlendirilip, taraf oluşturulmaktan başka bir işe yaramamıştır. Yüce yaradan; ben insanları en değerli varlıklar olarak yarattım derken bizler; hayır biz denildiği gibi değerli varlıklar değiliz, olamayız. Bencil ve ihtiraslı düşüncelerimizle benim dediğim doğru egomuzu, bir tarafa bırakamamayız demekten kendimizi alamıyoruz.
Oysa diğer canlılardan farklı olarak insanların kafatasına düşünce üreten bir beyin, görmek için bir çift göz, fısıltıları haznesinde depolayan iki kulak kepçesi, bütün bunların yardımıyla gördüğümüzü, duyduğumuzu, düşündüğümü harmanlayıp ağzımızda ki dilimizi kullanmak suretiyle iletişim kurup derdimizi anlatmasını beceremiyor, paylaşamıyoruz.
Derdini anlatmaktan aciz olan insanların sorunlarını yumruklarla çözeceğini düşünüp hukuku da bir tarafa iterek kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye kalkıyoruz. Onun için bir düşmanlıklar artan ivmede devam ediyor, onun için görsel ve yazılı medyada kan lekesi eksik olmuyor. Onun için insanlar birbirine yarandığı düşüncesiyle dedikodu üretmekten vazgeçmiyor. Bütün bunlardan sonra düşüncelerimize kin ve hasetten alıkoyamıyor örnek alamıyoruz…
Bu konu da ne toplumun kanaat önderleri ne üniversite gibi kurumlarda görevli isimlerin önünde unvanları olanlar ne yöneticiler ne siyasetçiler ne de din adamlarımız toplumu germekten uzaklaştıracak konsensüsü meydana getirerek toplum liderleri görevlerini yapmaya yanaşmıyor. Herkes yanlı yönlü öfke kusuyor. Kim çıkıp da topluma ombudsmanlık yapacak merak ediyorum? Herkes sel önünden tomruk kapmanın heyecanında. Herkes kendi kafasında ki doğruları kabul ettirme çabasında.
Sonuç olayları kırık çizgi uzunluklarında değil, başlangıcı ve sonu belli doğru parçalarında değerlendirerek toplumu haset, kin ve dedikodudan uzaklaştıran söylemlerle iletişim kurmayı öğretmek, uygulamalarla örnek almak olur mu? Neden olmasın…

Bu yazı toplam 759 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim