eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, eskişehir escort - ankara escort
  • BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Bolu -2 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -2 °C

Hastanelerimizdeki döner sermaye ve performans (Bonus) kredisi uygula

Mustafa Öz

            07.05.2004

Ülkemizde en çok şikayet edilen kurumlar sıralamasında HASTANELER hep ön sıralarda yer almıştır. Kimileri Adliyelerden, kimileri karakollardan ve tapudan, icra dairesinden, Belediye İmar Müdürlüklerinden hep şikayet etmiştir.

Sağlık konusu herşeyin en başında gelmektedir. Sağlıklı insanlardan oluşan toplumların gelişmesi, mutluluğu daha kolay olmaktadır. Canının derdine düşmüş bir insanı hiçbir şey ilgilendirmez. Mutlu edemez. Onu mutlu kılmanın yolu sağlığına kavuşmaktır.

Ülkemizde hekim sayısı, uzmanlaşmış olması, sağlık personeli sayısı gibi konularda hep gelişmiş ülkelerin gerisinde kalan bir STANDART var. Hastanelerimiz hem planlama yönünden, hem de hizmet kalitesine cevap verme yönünden yetersiz.

KAMU VİCDANI!

Benim çocukluk yıllarımda; neredeyse her türlü hizmet devletten alınıyordu. Sağlık, eğitim, güvenlik, adalet, ulaşım, üretim vb. gibi.

Toplum ve birey olarak; birbirimize insanca davranmada, saygıda, sevgide, karşılıklı ilişkilerde pek de güzel bir yerde değildik. Hala da çok iyi yerde değiliz.

Vatandaş hastaneye gider itilir kakılır, karakola giden haklı iken haksız çıkarılır. Nüfus Müdürlüğü’nden, tapudan bugün git yarın gel diye gönderilir. Vergi dairelerinden adeta kovulurdu. Şikayet ettiğinizde kendinizi dinleteceğiniz bir merci bulmakta zorlanırdınız. Haklı bile olsanız açıkça size haklısınız diyecek bir babayiğit neredeyse çıkmazdı. Toplum adına, vatandaş adına çok şey değişti. Bizim toplumumuzda hala kişisel çıkarlar toplumsal çıkarların önünde gidiyor. Henüz KAMU VİCDANI tam gelişmedi. Eskiden 155’i aradığınızda sizi dinleyen olmazdı. Şimdi dinliyorlar. Birini ihbar ettiğinizde size MUHBİR gözüyle bakılır. MUHBİR’lik sanki suç işlemek gibi görünürdü.

Adeta suç işleyen korunur, her delil onun adına yok edilmek istenirdi. Hala aynı sıkıntılar var. Birine: sokağa kağıt attığında, tükürdüğünde, kırmızı ışıkta geçtiğinde müdahale etseniz SANA NE, SENDEN BAŞKA GÖREN BİLEN YOK MU diye cevap alırsınız. İşte bu sakat tavır. Toplumumuzda KAMU VİCDANININ OBJEKTİF olarak gelişmediğini gösteriyor.

Saygı adına, insanlık adına, gelecek adına, KAMU ADINA bu vicdanı harekete geçirmemiz lazım. Aksi halde yapanın yanına yaptığı kar kalıyor. Sıkıntıyı yine biz çekiyoruz. Adam bankayı hortumluyor, davulla, zurnayla karşılanıyorsa, kahramanlık yapmış gibi karşılanıyorsa bu işte bir terslik var!.. Bir yerde bir eksiklik var.

HASTANELERDEKİ DÖNER SERMAYE UYGULAMALARI VE PERFORMANSI (BONUS) KRİTERLERİ KAYNAKLARIMIZI BİTİRİYOR..!

Geçenlerde Ulusal Tv’lerimizde tıpta bonus uygulama rezaleti başlığında verilen haberde; döner sermayeden pay almak ve çok çalıştığını göstermek amacıyla hastanelerde; özellikle SSK ve Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Resmi daire hastalarına gerekli gereksiz tahlil, röntgen, tedavi, ilaç verildi. Bu yönde alınacak puanlara karşılık bu kurumlar neredeyse İFLASIN eşiğine geldiğinden bahsediliyordu. Benim doktor abilerim ve tanıdıklarım var. Biz bu konuyu kendi aramızdaki sohbetlerde daha önce konuşuyorduk. Yapılan işlerin resmen hileli ve milletin malının çarçur edilmesi olduğunu bu doktorlarımız söylüyordu.

Sağlık hizmetlerinin kalitesinin artması iyi hizmet almak adına çıkarılmış bu uygulamayı SUİSTİMAL edip KAMU VİCDANINI sızlatmak HEKİM CAMİASINA ve sağlık çalışanlarına yakışan bir tavır değil. Ülkenin bu kadar borcu varken yerli yersiz tahlil ve tedavi metotlarıyla milyarlarca dolarımızın heba olmasına göz yummamalıyız. Benim kurumumun sağlık giderleri her yıl %150 artarak gidiyor. Her fatura bir öncekine göre katlanıyor. Göz göre göre zaten borç batağında olan SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI BATIYOR... Bu konu iki tarafı da kesen bir bıçak gibi: Kimseyi incitmeden, kırıp dökmeden insanımız ve ülke yararına YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR.

Sağlık kuruluşlarımız BONUS ve döner sermaye adına hem kendilerini, hem de ülkeyi bitiriyorlar!..

FENER RUM ORTODOKS KİLİSESİ EKÜMENLİK BAYRAĞINI RESMEN HALİǒTEKİ KİLİSENİN BURCUNA DİKTİ!..

Türk insanını; Hıristiyan alemi dün de sevmedi, bugün de sevmiyor..! Türkler ORTA ASYA’dan kalkıp Anadolu’yu yurt yapıp onunla da yetinmeyerek Avrupa’nın ortasına kadar ilerleyince: Üç kıtada imparatorluk kurunca Hilal ile Haç çatışmasına yol açtık. O günden buyana bu insanların bilinç altlarında bize karşı bir önyargı var. Her konuda ister istemez bu önyargıyı ortaya çıkarıyorlar. Tam bu insanlarla aramız düzeldi dediğimizde bir ÇAPANOĞLU ile karşı karşıya geliyorsunuz.

Fener Rum ORTODOKS KİLİSESİ tarihi geçmişinde hep ORTODOKSLARIN RUHANİ Merkezi hüviyetiyle hareket etmiştir. Dünyadaki tüm Ortodokslar kilise ve Merkez olarak FENER RUM PATRİKHANESİ’ni görmüş veya görmesi sağlanmıştır.

Osmanlı’nın yok edilmesi karşısında direnen Türk milleti, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı yapmış ve Anadolu’dan atılmasının önüne geçmiştir. İşte bundan sonra Fener Rum Kilisesi’nin tüm uluslararası ilişkileri bitmiştir. Buna rağmen bu kilise yöneticisi papazlar hep bir fırsatını bulup EKÜMENLİK İDDİASINDA bulunmuşlardır. Rusya ve onun etkisindeki ülkelerdeki ORTADOKSLARCA, Yunan Kilisesi’ne bağlı ortadokslarca pek ciddiye alınmasalar da, ülkemizin siyasi ve ekonomik olarak sıkıntıya girmesini isteyen ABD’leri ve AB ülkelerinden hep destek görmüş, gücünün artırılması için yardım görmüştür.

Son yıllarda ülkemizin AB sevdası ve buna bağlı yapılan yasal değişiklikler nedeniyle, FENER PATRİKHANESİ VATİKAN benzeri bir statü peşinde koşmaya başlamıştır. Bu amaçla Heybeli Ada’daki Ruhban okulunun açılışını talep etmektedir. Şimdi de BİAT ETMEYEN YUNAN PATRİKLERİNİ AFOROZ ediyor. Peşinden, RUS PATRİKLERİ derken kendini DÜNYA ORTODOKSLARININ MERKEZİ gördüğünü resmen ilan etmiş oluyor.

Bizim siyasilerimizde; olayları suyun önüne kapılmış bir yaprak misali izliyor. Kimi de alkış tutuyor. Bir Bakan biz Almanya’da kilise açıyoruz, onlar da Ruhban okulunu açsın diyor. Sayın Bakan Türkiye’de geçen yıl 22.000 Adet AV PROTESTAN KİLİSESİ açılmış. Birileri kardeşlik, barış, dinler arası diyalog gibi insani kavramların arkasına sığınıp malı götürüyor. Türkiye’de RUM VATİKANININ ayak sesleri geliyor. Bunu sağır sultanlar duydu. Siz rahatsız olmuyorsanız, önce kendi çevrenizin Hıristiyanlaşma tepkisine bir bakın, biz dinimizden memnunuz..! Hıristiyanlaştırılmak istemiyoruz.

Hoşgörünün sonundaki bu gelişmelerin adı ENAYİLİKTİR..! Siyaset ve devlet yönetimi hamaseti kaldırmadığı gibi ENAYİLİĞİ DE kaldırmaz. Ülkemizi derinden yaralayan, geleceğimizi tehdit eden bu KÜSTAH çıkışlara müsaade etmemelidir.

Milletimizin tarihinde engin HOŞGÖRÜ kültürü vardır. Bu kültür zorlanmamalıdır. İlgililerden gereğini milletimiz bekliyor..!

Bu yazı toplam 506 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim