• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C

Hayallerinizden vazgeçmeyin

Serkan Erkan

Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır.

Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hat-ta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi..

İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın ü-zerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı. "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..

"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..

Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi: "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. "Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!."

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..

"Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi.."

Sinirlenince aklınıza bu yazı gelsin:

"Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş.

Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle; Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş;

Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?

Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş...

Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda , bu öyküyü hatırlayın ve önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan duygular hiçbir zaman onarılamaz; Harekete geçmeden önce durun ve düşünün.

Sabırlı olun. En önemlisi sevin... hem de karşılıksız sevin ....
Sormuşlar bir bilgine...
Sormuşlar bir bilgine;
Hayat ne diye.
Demiş bilgin iki yönlü bir yol,
Devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
Vardır bir yoldaş her köşesinde.
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan,
Bazen de aşarsın dertleri.
Sanki uçuyormuş gibi inerek buradan
Peki sevgi nedir demiş biri.
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz
Kokusunu alamayacağın kadar uzak
Hayal edemeyeceğin kadar yakın ....
Ya korku nedir diye atılmış diğeri,
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu,
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
Ya bir miniğin haykırışı,
Ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı....
Peki ya umut nerededir diye atılmış bir umut avcısı.
Bilinmezde değildir bilirim demiş yerini kaygılı ve tasalı,
Aradın boşuna heryeri ama unuttun en kolay yeri besbelli
Bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini..
Peki dost kimdir diye sormuş bir diğeri
Demiş paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini,
Verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini,
Şöyle, ağladın mı onun gibi,
Hissettin mi,
Demiş biri, ya diğeri
Bilgin demiş,
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi,
Dostluk dediğin tek bir ruhun iki ayrı bedende dirilmesi..."

FIKRA

Adamın biri evine bir papağan almaya karar vermiş.
Bu kararlılıkla papağını almış ve evinin en güzel köşesine yer yapmış.
Ama sorun, papağının bir kusuru olduğunun farkında olmamasıymış.
Adam ertesi gün papağını evde bırakıp işe gitmiş.
Ve papağan kusurunu göstermeye başlamış.
Papağan cam kenarında durduğu yerden başlamış siyasi partilere küfürler et-meye. Bu arada parti sempatizanı olan esnafa da dokunmuş, bir olmuş iki ol-muş esnaf başlamış papağanı taşlamaya.
Evin sahibi eve geldiğinde ne görsün cam çerçeve yerlerde papağan sağlam. İlk önce anlam verememiş, bir hışımla aşağıdaki esnafa koşmuş. Tabi esnaf da veryansın etmiş siyasi partilerimize küfür ediyor diye..
Adam eve gitmiş ve papağana uyarıda bulunmuş, bir daha böyle bir şey olursa seni yan taraftaki kümese atarım demiş. Papağan sus pus olmuş bir anda.
Ertesi gün adam işe gitmiş ve papağan durur mu, başlamış yine siyasi partilere küfürler etmeye.
Aynı şekilde bakkal çakal taşlamaya ..
Akşam adam eve geldiğinde ne görsün cam, çerçeve yerlerde papağını tuttuğu gibi yan taraftaki kümese atmış…
Ertesi gün sabah gün ağarınca kümesin horozu başlamış ötmeye ve tavuklarla sırayla çiftleşmeye.
-Bir tavuk ööörüüüüü ikinci tavuk derken onuncu ve sonuncu tavukla çiftleştikten sonra bir bakmış kümese doğru iki çift göz horoza bakıyor ;
Horoz tam ötecek onu çağıracak ;
Kümesin içindeki iki gözün sahibi papağan başlamış bağırmaya:
-Hoppppppppppp demiş birader, biz buraya fahişelikten değil, siyasetten düştükkkkkkkkkkkkk...

22.10.2007

Bu yazı toplam 812 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim