• BIST 83.217
  • Altın 147,255
  • Dolar 3,7734
  • Euro 4,0515
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

Hayatı öğrenmek

Mustafa Namdar

Hayat denen süreç, elbette ki, doğumla ölümü birleştiren iki nokta arasında geçen zaman dilimi. Yol uzunluğunun ne olduğu bilinmemiş olmasına karşın, önümüzdeki engelleri aşabilmemiz için, kafa ile kalbin son noktaya kadar birbirinden kuşku duymayan bir ortaklık içinde olması gerek. Kalbin huzuru için kafa; doğruları örnek alacak ya da, doğrular üzerinde düşünerek hem kendi, hem de toplum için yol haritasını çizecek. Öyle bir yol haritası ki, arkadan gelenlerin ayağına takılacak bir engeli yol üzerinde bırakmayacak. Yalnız kendi önünün aydınlığı için değil, tüm insanlığın ışık kümesi, ışık topu olacak. Çünkü ışık topunun gölgesi olmaz.

Hayatı öğrenmek, doğru kulvarda yürümekle olası. Doğru kulvar bizden öncekilerin, bizim için, gelecek için güzelliklerin bırakıldığı kulvardır. Doğru kulvar, model alınacak insanların eserlerinin bulunduğu kulvardır. O kulvarda önümüze konan bariyer, üstümüze sıçrayacak çamur, ayağımıza batacak diken yoktur. O kulvarda kalan ayak izleri aydınlığı, dayanışmayı, sevgiyi, doğruluğu ve doğru çalışmayı işaret eden oklar gibidir. Onlar yalnızca insanlar için doğru hedefleri gösterirler. Hayatımızı, unutulmazlığımızı daim kılacak heykel gibi biçimlendirirler.

İşte hayırların efsane ismi rahmetle andığımız İzzet Baysal, böyle bir kişiliğin vazgeçilemez modelidir. Yaşamın tüm inceliklerini üzerinde toplayan heykelidir.

Çocukluğundan gençlik yıllarına, iş hayatında düşlediklerini yapmaktan, kazanmak ve harcamaya kadar her şeyi aklın terazisinde değerlendirerek, her koşulda düşündüğünü uygulayabilen, doğruluğuna inandığı kararları alabilen, emeğin hakkını veren, kazancını paylaşabilen, düşüncelerimizi şekillendiren bir model, bir heykel, bir ışık topu gibi her an eserleriyle karşımızda duruyor.
Onun mezarı başında bitmeyen dualarımızı tekrarlarken, bıraktığı eserleriyle her zaman aramızda, gönlümüzde yaşadığını, hep yaşayacağını düşündüm. O ebedi hayatın geri dönülmez yolculuğuna çıkarken bile, Marmara’nın karanlık sularında Bolu’yu resmetmeye çalışmış. Adeta herşey Bolu için, her şey insanların eğitimi, insanların sağlığı için der gibi ayrılmıştır sevdiklerinden.

Mart ayı kendine özel oynaklığıyla takvim yapraklarına geçmiş olsa da, 5 Mart gününün acı hatırasını Bolulular olarak belleklerimizden söküp atmamız olası değil. Bu günün anlamı bizler için çok farklı. 5 Mart acısının gözyaşı ile yoğrulduğu gün olarak belleğimize formatlanmış olsa da, bundan böyle 5 Martlarda İzzet Baba’nın bıraktığı eserlerin içini ne kadar donatabiliyoruz? Eğitim-öğretim yuvalarında bilgiden nasibini alanları geleceğe ne kadar hazırlayabiliyoruz? Sağlık kuruluşlarında insanlara ne kadar şifa dağıtabiliyoruz? Yaşlıların, kimsesizlerin elinden ne kadar tutabiliyoruz diye düşünüp dualarımızla bütünleştirdiğimizde, gerçek anlamda ona yakışan şekilde görevimizi yapmış olacağız.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun İzzet Baba.

06.03.2007

Bu yazı toplam 335 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim