• BIST 91.686
  • Altın 211,532
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

HAYATIN İÇİNDEN…

HAYATIN İÇİNDEN…

HAYATIN İÇİNDEN…

Kahraman mutemet bedenini kurşunlara siper etti

İstanbul Ümraniye’de çalıştığı firmaya ait bir çanta dolusu parayı bankaya yatırmaya gittiği esnada eli silahlı soyguncu tarafından sokak ortasında gasp edilmek istenen kahraman mutemet Müfit Kızıloğlu, şirket paralarını kurtarmak için bedenini kurşunlara siper etti.  1990 yılında yaşadığı bu olayın sonrasında hala vücudunda bir kurşunla yaşayan Kızıloğlu, o anı anlattı ve ilginç evlilik öyküsünü bizimle paylaştı.

Bugün Bolu’da bir markette reyon görevlisi olarak çalışan Müfit Kızıloğlu, geçmişte yaşadığı ilginç olayları bizimle paylaştı. Hayatın İçinden başlığıyla gerçekleştirdiğimiz ve Kızıloğlu’yla yaptığımız röportajımızın ayrıntıları şöyle:

Sayın Kızıloğlu, bize kendinizi tanıtır mısınız?

1965 yılında Zonguldak’ta dünyaya geldim. İşçi çocuğuyum. Babam Ereğli kömür işletmesinin Kozlu dökümhanesinde bölüm şefiydi. Orta ikinci sınıfta iken okulu bıraktım. Aradan geçen yıllar, yaşam şartları bizi sanki Zonguldak’ın dışına çekercesine yönlendirdi. Çalışmak için o memleket senin, bu memleket benim derken, Bolu Mengen Tavukçuluk Zonguldak Soğuk Su Şubesi kuruldu. 1983-1985 yılları arasında orada ikametim oldu.

Perakende tezgahında çevirme piliç yapıyordum.  Tezgahlarımız but grubu, ciğer grubu, göğüs grubu kanat grubu gibi ayrı ayrıydı. Şimdiki gibi ileri işlenmiş ürün yoktu. Yaptığımız iş basit gibi görünüyordu ama aslında uğraş isteyen bir meslekti. 1989 yılında Bolu Tavukçuluk’un Ümraniye deposunda görev almaya başladım. 1993 yılında evliliğim dolayısıyla Bolu’ya yerleştim. İki çocuk babasıyım. 25 yıldır tavukçuluk sektöründe çalışıyorum ve üç yıl sonra inşallah emekli olacağım.

Sayın Kızıloğlu, başınızdan ilginç bir olay geçtiğini öğrendik. Bunu bizimle ve okuyucularımızla paylaşır mısınız?

1990 yılıydı. Bolu Tavukçuluk’un Ümraniye’deki deposunda depo çavuşluğu yapıyordum. Orada gecemizi gündüzümüze katarak şirketimize layık bir biçimde çalışıyorduk. Her zaman olduğu gibi yine bir gün sevkiyat dönüşünde araçlarımızın toplamış olduğu paraların bankaya yatırılması gerekti. Çoğu zaman ben gitmiyordum para yatırmak için ama zaman zaman ben de gittiğim için ve o an parayı yatırabilecek yetkili olmadığından bu işlem için ben görevlendirildim. Her neyse içinde 43 milyon lira olan bir çanta dolusu parayla bankanın yolunu tuttum. 93 yılında 43 milyon artık ne kadar eder hesaplarsınız. Yolda ilerlerken sanki biri şaka yaparcasına çanta geri geri çekilmeye başladı. Neler oluyor diye arkamı döndüm. 18-22 yaşları arası, esmer tenli, kısa boylu; fakat biraz kalıplı bir genç hırkasının altından belindeki silahı çıkardı ve ‘Bu bir soygundur’ diye bana seslendi. Bu olay sabah saat 10.30 civarında Ümraniye’de sokak ortasında yaşanıyor. O esnada çevreden kalabalık insan toplulukları gelip geçiyor. Hayatımda ilk defa karşıma silahlı bir kişi çıkmıştı. O güne kadar silahı polislerde ve askerlerde görmüştüm. Birden panikledim, para dolu çantayı savurdum ve çanta silahlı soyguncunun yüzüne isabet etti. Silahlı kişi darbe nedeniyle yere düştü ve ardından kalkarak kaçmaya başladı. Ben o panikle elimde olan çantayı fark etmemişim ve çaldırmışçasına silahlı kişiyi kovalamaya başladım. Kovalamaca bir ara sokakta devam ederken, silahlı şahıs 4-5 el ateş etti. İki mermi vücuduma isabet etti. Biri karın boşluğuma, diğeri ise leğen kemiğime geldi. Yaralanınca yol kenarında park halindeki araçların arkasına sığındım. O esnada soyguncu kaçmayı başardı. Birkaç dakika sonra sığındığım yerden kalkabildim ve taksi çevirerek o halimle çalıştığım işyerine gittim. Yanıma gelen müdürüm beni Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne götürdü. Ameliyata alındım. Karın boşluğumdaki mermi yapılan operasyonda çıkarıldı; fakat leğen kemiğime gelen mermi ana damara yakın olduğu için çıkarılamadı.

Peki, yaşadığınız bu olay basında nasıl yer aldı?

Ertesi gün gazetelerde yaşadığım olay, ‘Kahraman mutemet paraları kurtardı’ başlıklarıyla okuyuculara duyuruldu. O gazetelerin küpürlerini  hatıra olarak halen saklamaktayım.

Şirketinizin paralarını canınız pahasına dahi olsa kurtarmayı başardınız. Peki, şirket bu davranışınızdan dolayı sizi ödüllendirdi mi?

Ameliyat sonrası hastane odasında uyandığımda çiçeklerle donatılmış bir odayla karşılaştım. Yaklaşık 1 ay kadar istirahat etmem için şirketim izin verdi. Çalıştığım Bolu Tavukçuluk firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Süha Alparslan sağ olsunlar hastaneye ziyaretime geldiler ve bana tedavi ihtiyaçlarımı karşılamam için 5 milyon lira verdiler. O parayla hastanedeki tedavilerim iyi bir şekilde gerçekleştirildi. Sağlık personelleri normalde günde 4 ya da 5 kez hasta odasını ziyaret edip kontrol yapıyorlarsa, benim odamı günde 20-25 kez ziyaret ettiler.

Evliliğinizi nasıl gerçekleştirdiniz?

Eyüp Silahtar’da bir şube açılmıştı. Yolum oraya düştüğünde eşimi ilk orada gördüm. Her neyse tanıştık. Çalıştığım firmanın yönetim kurulu başkanının da yardımlarıyla kader bizi birleştirdi. 15 yıl yanında çalıştığım patronumun mutlu bir evlilik gerçekleştirmemde bana büyük babalığı oldu.

Peki, ne oldu da patronunuz evliliğinizde devreye girdi?

Eşimi Allah’ın emriyle ailesinden istemeye gittik; fakat ailesi isteğimizi olumsuz karşıladı. İkinci bir defa daha istemeye gidemedim, çünkü eşimin tam 11 tane erkek kardeşi vardı. Sağ olsun her zaman bana yardımcı olan patronuma durumu anlattım. O da bana eşimi kaçırmamı önerdi ve kaçırdım. Patronum, Bolu’nun Çepni köyünde 10 gün kadar eşimle benim sığınmamızı sağladı. Yuvamız kuruldu ve patronum Bolu Tavukçuluk’un Bolu’daki şubesinde de bize çalışma imkanı sağladı.

O zamandan beri Bolu’da mı yaşıyorsunuz?

Hayır. 1999 depreminden bizde zarar gördük. Ne dükkanlarımızda elektrik, ne de satış yapabileceğimiz sokakta insan kaldı. Deprem sonrası Bolu’da insanlar gidebilecekleri ikinci bir adres varsa oralara gittiler. Yaklaşık 1 ay sonra hayat yeniden normale döner diye bekledim; fakat ne gelen oldu ne giden. Artık bir ailem, bakmakla yükümlü olduğum eşim ve iki çocuğum var. Onların ihtiyaçlarını karşılayabilmem için bir tercih yapmam gerekti. Ve Samsun’a gitmeye karar verdik. 11 yıl Samsun’da çalıştım. Fakat Bolu’ya duyduğum özlem hiç dinmedi. Tavukçuluk sektörüyle tanıştığım havasını, suyunu ve insanını sevdiğimiz Bolu’ya 2010 yılında geri dönmeye karar verdim.

Şu anki hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?

Şu an Bolu’da Ermar marketler zincirinin bir şubesinde tavuk reyonlarının ustası olarak çalışıyorum. Eşimle iki evladımızı büyüttük. Onlar şuan ortaöğretim öğrencisi olarak eğitim öğretim hayatlarını sürdürüyorlar. TOKİ’den de ev sahibi olduk. Mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamımızı sürdürmeye devam ediyoruz.  

Açıklamalarınızdan dolayı teşekkürler Kızıloğlu…


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Yine göz gözü görmüyor20 Kasım 2018 Salı 13:26
  • Gastronomi Konferansına Barilla damgası20 Kasım 2018 Salı 13:20
  • Diyabete dikkat çektiler20 Kasım 2018 Salı 11:57
  • Doğanay’dan, Allah razı olsun!20 Kasım 2018 Salı 11:30
  • Burj Al Babas’ın iflası açıklandı20 Kasım 2018 Salı 10:27
  • Bakkala gidiyorum dedi bir daha geri dönmedi20 Kasım 2018 Salı 10:00
  • Bolu’da sızıntı paniği20 Kasım 2018 Salı 00:39
  • Balataları tutuşan tır yanıyordu20 Kasım 2018 Salı 00:34
  • 2019 yılında asgari ücrete ne kadar olacak?20 Kasım 2018 Salı 00:28
  • Ünlü sanatçının Kıbrısçık aşkı20 Kasım 2018 Salı 00:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim