• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C

HAYVANLAR.!

Mustafa Nuri Gürsoy

Bolu Gündem, hayvanlar üzerinden, farklı günlerde üç haber yapmış, gördüklerim karşısında şaşkına dönmüştüm.

Böylesi vakıa’lara köyde, kasabada şahit olsak da,

Şehirde yaşanılır olması insana komik geliyor.

Haber başlıkları, fotoğraf delilleri ile birleşince, trajikomik saptamalar yapmak herkes için mümkün.

 

Nitekim;

“Davetsiz misafirler trafiği birbirine kattı” manşetinde,

Tedavülden nerede ise kalkmak üzere olan, köylerimizde bile ender rastlanan “manda” ları görünce...Belgesel filmlere,

“Kovboy zabıta” haberinde,

İki atın cadde üzerinden uzaklaştırılması ise..Padok görsellerimize nazire yapmaya özeniyordu.

Her iki vakıa, değişik algılar sunuyor, farklı yorumlar her geçen gün artıyor olsa da,

Bu davetsiz misafirlerin asıl sahiplerini çok merak ederim.

Manda örneğinde polis, at örneğinde zabıta görevlileri olası bir aksiliği önleme adına, başıboş hayvanlara zararsız bölgeye kadar eşlik ettikleri görülüyor.

 

Ve Fakat;

Burada çok aleni ve hayvan sahiplerini ilgilendiren ciddi bir durum var ki;

TEM’i, D 100’ü, caddeleri sirke çevirmenin manası da, anlamı da yok.

Sorumlular, sorumluklarını yerine getirip, bir nev’i gütme eyleminde, mandaları ve iki atı şehir dışına çıkarmış ve_veya sahiplerini bulmuş olmalılar.

Sözüm o ki; bu manda ve at sahipleri ile yapılacak bir söyleşi, bir haber de hayli ilginç olur.

Bolu Ekspres Köşe Yazarı Sayın İmdat Aslan’ın,

Özgür kedi ve köpeklerden atlara, vahşi hayvanlardan, kent yaşamına ve “Kısaca” özetinde; At’lar, atlar  ile biten mizahi, güzel yazısını tebessümle okudum.

Bolu Gündem’in, tebessüm yaratan bir başka ilginç haberi daha vardı ki;

Hakikaten çok ayrı ve incelenmesi gereken, sosyolojik bir durum söz konusu.

Sırasıyla, mandaları, atları, kedileri, köpekleri misafir ettik yazımıza, başıboş bırakılan hayvanların önlemini de aldık.

Bitmedi..

 

Bu defa kontrol altında tutulan, yürüyen bir hayvanat bahçesine geldi sıra.

Yine Bolu Gündem imzalı, “Tekerlekli Hayvanat Bahçesi” haberinde, beş adet tavşan ve iki adet yavru köpekten bahsediliyor.

Fotoğrafları incelediğimde, çok ilginç, farklı, sıra dışı bir vakıa ile karşı karşıya olduğumu o anda fark ettim..

Bir araba ve üst bagajda yatak yorganı anımsatan bir yük, içeride oltalar, somun ekmek, çok eski bir pilot gözlüğü, boynunda kırmızı kurdele olan bir boğa figürü, vites kutusunda bir koli bandı, vesaire vesaire..

Daha dikkatli baktığınızda, araç içinde battaniye, karton kutular, naylon poşetler, somunu kemiren tavşanlar ve uyuyan köpekler.

Asıl dikkatimi çeken ise, arkada duran üç kitap.

İkisini, özel bir çalışma ile tespit edebildim.

“ESRAR NAME” ve “ÖLÜMSÜZ AŞK”

“Tekerlekli hayvanat bahçesi” aynı zamanda bir kitap evi gibi.

Üşenmedim, araştırdım,

Ölümsüz Aşk; 600 sayfalık kitap, Anya Seton tarafından kaleme alınmış, Mistitizm ve romantizmin doruklarında yüzyıllardır süren bir aşk hikayesini anlatıyor.

Esrar Name; Ayfer Kafkas imzalı ve İranlı büyücü Tir-i Danende tarafından yüzyıllar önce yazılmış, gizem ve aksiyon dolu kurgusunda, 302 sayfası ile, fantastik bir örnek olarak öne çıkıyor.

 

Bütünleşmeyen, yapışmayan bir şeyler var. Bu bir çelişki mi.? Bir hayat felsefesi mi.? Anlayabilmiş değilim.

Muhatabıyla konuşmadan, araştırmadan hüküm vermek istemem.

 

Gel velakin,

Hayvanlardan nerelere geldik. Mandalar, atlar, tavşanlar, köpekler derken,

Mistitizm, romantizm, gizem, aksiyon, fantastik terimler ile tanışıverdik.

Bir yanda başıboş bırakılan hayvanlar, bir yanda tekerlekli hayvanat bahçesi hükmünde bir araç..

Arka camda, Esrar Name ve Ölümsüz Aşk..!

Mistitizm, romantizm, aşk, aksiyon, gizem, fantastik ne düşünürseniz düşünün.! Bir de, ne okursanız okuyun.

Bir şey akılda kalıyor.

Hayvanlarınızı başıboş bırakmayın.

Bakın “Zeus” ne işler başarıyor.

 

BİR YILDIZ KAYIYOR

 

İki tane erkek evlat evlendirdim; ev dayadık, döşedik. Hastalığım iki yıl sürdü ve çok para gitti. Şu yaşımda çalışmak zorundayım. Kendi başıma kalınca diyorum ki

“Allah'ım daha fazla yaşamak istemiyorum”

Bu sözler, bu serzeniş, 1968 yılında Köroğlu filminde oynamış, Türk Sinemasının en iyi ata binen, macera filmlerinin aranan aktörü, ünlü sinema oyuncusu Cüneyt Arkın’a ait.

 

Atıf Yılmaz tarafından yönetilen Köroğlu filmi güzel bir filmdi. Yazımdan önce internet üzerinden bir kez daha izleyerek, Sayın Cüneyt Arkın’a manevi katkıda bulunmak istedim.

Filmde, atlara dair bir benzetme var.

“Önden baktın mı geyik,

Arkadan baktın mı höyük,

Yandan baktın mı kayık sanılacak.

Vuruşu şimşir gibi,

Yumuluşu kirpi gibi,

Sağılışı alaim-i sema gibi olacak”

Bolu’da başıboş bırakılan atlara, bir de Köroğlu’nun babası Koca Yusuf’un, iyi bir at için söylenmiş, kayda değer sözlerine dikkat kesildim.

 

Söz Cüney Arkın’dan açılmışken, kendisine Köroğlu filmi nedeniyle, bir Bolu’lu olarak  teşekkür ediyor, sağlıklar diliyorum.

Yazım hazır, yıldızlar üzerinde iken, Hamdi Metin Yıldız arkadaşıma da buradan selam sevgi ve saygılarımı iletmek,

Yazı ve yorumlar noktasında, farklı algıları düze çıkarttığımızın memnuniyetini paylaşarak noktalamak,

İlk fırsatta davetine icabet edip, çocukluğumuzdan bu yana süre gelen dostluğumuzu pekiştirmek istiyorum.

 

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

 

Yüreğimize yine kor ateş düştü. Hain saldırıda yaşamını yitiren, aziz şehitlerimize rahmet, şehit ailelerine ve ülkemize baş sağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

 

20.10.2011


Bu yazı toplam 1827 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim