• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 15 °C

Hazır cevaplar

Aykut Karagüzel

Her zaman söylemişimdir “Büyük adam” olabilmek zor iştir diye.

İşte bu büyük adamların da en çok hazır cevap oluşları ilgimi çekmiştir doğrusu. Bence onları büyük yapan özellikler arasında en ön sıralarda yerini alır bu hazır cevaplılıkları.

Buyurun size büyük adamlardan harika örnekler:

Önce Türk milletinin “Büyük Adamı”ndan bir örnek vereyim. (Bu arada “Türk milleti” diyerek ırkçılık mı yaptım yoksa! Türkiyeli demem gerekiyordu ya! Vallahi bu saçmalığa Yunanlılar bile güler. –kahretsin yine ırkçılık yaptım!-)

Büyük Önder yabancı ülke temsilcilerine bir davet verir. Davet esnasında temsilcilerine bir davet verir. Davet esnasında bir garsonumuzun ayağı takılır ve yere adeta kapaklanır. Bütün gözler Büyük Önder'e döner. Ortalıkta çıt dahi çıkmamaktadır. O'nun tepkisi merak edilmektedir. Ve Paşa şu cümleyi sarf eder konuklarına:

-- Görüyorsunuz değil mi beyler; ben bu millete her şeyi öğrettim de bir uşaklığı öğretemedim.

(Peeehhh!!!)

Bir örnek de İngiliz lider Churchill'den vereyim.

Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill'e kızgın kızgın şöyle seslenir:

-- Eğer, karınız olsaydım,

kahvenizin içine zehir karıştırırdım.

Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır:

-- Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.

Ünlü filozof Diyojen ile devam edelim.

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır.

İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:

-- Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem' der.

Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:

-- Ben çekilirim.

Büyük üstat Necip Fazıl Kısakürek İstanbul'da vapurla karşıya geçmektedir.

Ateist düşünceye sahip bir genç üstada yaklaşır ve alaycı bir tavırla:

-Yahu üstat, sana bir şey soracağım.

Necip Fazıl,

-- Buyur evlat söyle, der.

Genç ukala bir eda ile:

-Allah diye bir şeye inanmıyorum ama hadi var kabul edeyim.

- Eeee!

-Bu peygambere ne gerek vardı? Der delikanlı.

Üstat cigarasını körükler ve denize doğru üfler ardından da gence döner:

-Evlat niçin vapurdasın karşıya yüzerek geçsene.

NOT: Bu hazır cevap yazılarımıza devam edeceğiz. Sağlıcakla kalın…

16.12.2009

Bu yazı toplam 989 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim