• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C

Hem okudum...

Mustafa Namdar

Hani bir Türkü vardır efkarlı günlerimizde dudaklardan dökülür, “Hem okudum hem de yazdım. /Yalan dünya senden bezdim” diye başlar. Yaşam içinde karşılaştığımız bazı uygulamalarda, kuralların önüne geçen davranışlar, hizmetin yürütülmesinde işlerin ağırlaştırıldığını iddia ettiğimiz bürokratik işlemler, ahbap çavuş ilişkileri, emmi dayı gözetmeleri sanki hala daha yurttaş olamadığımızın bir göstergesi gibi. “Hala ağam ne derse o olur” mantığı. Hala nüfus kullanarak gücün, hakların önüne geçmesi anlayışı, hala benim dediğim doğru mantığıyla kuralların bir kenara itilmesini gördükçe türkünün girişini şöyle değiştirmek isterdim: “Hem okudum, hem de yazdım. /Hemi de yazdığımı kendim bozdum.”

Kanun yapıcılar, toplumların huzurunu sağlamak için oturup herkes için geçerli olan kurallar koymuşlar, huzur ve güvenin sağlanması için. Sevginin öne çıkarılması, konumu ve durumu ne olursa olsun, hakça davranılması, adaletin hukuk kuralları içinde sağlanması, insanlar arasında ayrım yapılmaması, özelliklerine göre dışlanıp bir kenara bırakılmaması gerektiğine ait yasal kurallar bunlar. Bunlar uygulanırsa, insanlar arasında oto kontrol sistemi gelişir. Bunlara uyulursa, yurttaş olunur.

Bürokrat dediğimiz kesime de, adına kara kaplı kitabı al önüne koy denmiş. Görevini, elinin altında bulunan bu kitaba göre yap. İnsanlar arasında ayrım yapma. Benim yazdıklarımdan sapma. Eğer uygulamalarda sapmalar görülürse, seni de denetleyen her birime ait kurullar vardır denmiş. Denmiş de, kara kaplı kitaba her şey açık açık yazılmış da, her şeyi satır satır uygulamak mümkün oluyor mu?..

Şu televizyonu bulan adam iletişimin bu kadar hızlı gelişeceğini, her şeyin odamıza girip görülebileceğini, dünyanın neresinde bir olay varsa anında görüntülenip bilgilendirileceğini düşünmüş olsaydı, ya televizyonu icat etmez, ya da insanları çileden çıkaran olumsuzlukları göstermekten sakınır, otomatik olarak ekranı karartacak bir düzeneği de beraberinde bulurdu.

Ekranlarda her şey ulu orta görülüyor. Kimileri demokrasi diyor bağırıyor. Bağırıyor ama, takımı oluştururken tek seçici. Kimileri kanun yapıcı benim yazdıklarım uygulanmalı diyor. En basiti alkollü direksiyon başında yakalandığında görevli memura “Ben kimim biliyor musunuz” diye nüfusunu, kimliğini gösteriyor. Kimileri bürokratına elindeki kara kaplı kitaptan yüzünü çevirmeyeceksin diye görev veriyor, kimileri de kara kaplının içini kendi yazdığı halde bürokrat işleri ağırlaştırıyor diye itham ediyor. Kimileri nizamın, intizamın bozulduğundan şikayet ediyor. Kimileri en basiti Ramazanda pide almak için önündeki sırayı hiçe sayarak öncelik kazanmaya çalışıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Kimbilir daha neler vardır neler.

İşin en olumsuz yanı da yazdıklarını silmeye çalışanların görüntüleri insanları üzüyor.

Herkes kendi sorumluluklarının arkasında dursa ne güzel. Hayat gül ağacına benziyor. Gül dalında güzel, dalı dikenli olsa da.

02.05.2008

Bu yazı toplam 318 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim