• BIST 94.219
  • Altın 252,597
  • Dolar 5,8343
  • Euro 6,5347
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C

HER YAYLAYA BİR GÖLET

Mete Ferah

         Su denilince insanların aklına önce evlerinde ihtiyaçları için kullandıkları ve içtikleri su geliyor. Tarımda kullanılan sulama suyunun durumu ise, çiftçilikle ve tarımla uğraşanların geceleri bile rüyalarına giriyor, çünkü tarlalarına, bahçelerine ektikleri mahsulün olgunlaşabilmesi ve verimli ürünün alınabilmesi yeterli ve zamanında yapılan sulama suyuna bağlı olduğunu çok iyi biliyorlar.

    Su tüm canlılar için vazgeçilmez olduğu kadar bitkiler içinde olmazsa olmazlardan olduğunu bilmeyenimizin olduğunu sanmıyorum. Su ve güneş olmazsa ne bitkiler olgunlaşabilir nede mahsullerini verebilir nede insanlar ve diğer canlılar yeterli suyu almadan yaşayabilir. Günümüzde her türlü enerjinin bir alternatifi bulunabiliyor fakat suyun yerini tutabilecek bir nesnenin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Pek iyide alternatifinin olmadığını bildiğimiz ve yeterli suyun olmaması durumunda yaşamın da olamayacağını bildiğimiz halde, mevcut su kaynaklarını kullanmada ve korumada neden gereken hassasiyeti göstermiyoruz acaba?

     Su kaynaklarının yer altında depolanmasında ve bu durumun devamının yeryüzündeki yeşil bitki örtüsü ve ormanların tahrip olmadan korunabilmesine.  Kış mevsiminde yağan karların havaların ısınmaya başladığında eriyerek suya dönüştüğünde ve yağmur sularının sel ve taşkın olarak deli gibi akmayıp, bu değerli nesnenin toprakça yavaş yavaş emilerek yeraltı su kaynaklarına ulaşmasının o bölgedeki bitki ve orman yapısına bağlı olduğunu bilmeyenimizin olduğunu da zannetmiyorum. Biz insanlar doğadaki her şeyin ne kadarının faydalı, ne kadarının zararlı olduğunu çok iyi biliyoruz da, gereğini yapmaya gelince maalesef çoğu zaman kayıtsız kalıyoruz. Çünkü bizler adam sendeciliğe, sadece günlük yaşamaya ve benden sonrasından bana ne demeye çok alıştırılmışız bir kere.

    Eğer geçmiş zamanlarda yaşayanlar tarafından yapılan hataları bizlerde yapmaya devam edersek, çok yakın bir zamanda ülkeler arası savaşların petrol gibi enerji kaynakları için değil de, su kaynakları için yapıldığına şahit bile olabiliriz. Her geçen gün gelişmekte olan teknoloji, enerji için kullanılan petrole alternatif enerji kaynakları bulabiliyor, fakat suyun yerini tutabilecek bir şeyin bulunabildiğini maalesef henüz duymadık. Yeryüzünde yaşayan tüm canlıların olmazsa olmazı olan su kaynaklarının hoyratça kullanılması nedeniyle gün geçtikçe azalmasına karşın, insan nüfusunun büyük bir hızla arttığını sadece izliyoruz. Bütün bu yaşadıklarımız bile bizlere, eğer aklımızı başımıza toplamazsak, yakın gelecekte bugün içme suyu olarak bulabildiğimiz kökez suyunun kısıtlıda olsa çeşmelerden akan halini bile arar olacağımızın bir işareti değil midir? Yine daha altmış sene önce Bolu ovasından kıvrıla kıvrıla akan ve sonbahar mevsiminde akarsuların en az aktığı günlerde bile, bol ve tertemiz suyu olan büyüksu deresinin ve diğer akarsuların bol suyla aktıkları, coştukları bu zamanlardaki hali bizleri gelecekte nelerin beklediğinin acı bir habercisi değil midir?  Geçtiğimiz yıllarda yerel televizyonda bir yaylaya yapılan gölet’in hizmete açılışında yaptığı konuşmada izlediğimiz yetkili, yakın tarihte on yaylaya daha gölet yapılacağını ve yaylalara gölet yapımının gelecek senelerde de devam edeceğini söylemesi, yaylaların yakın gelecekte susuz kalabileceğinin bir işareti değil midir?

    Bolu’muzun elli sene önce on beş bin civarında olan nüfusu bugün yüz elli bini aştı, bu hızla artan nüfus oranıyla, Bolu’muzun nüfusu elli sene sonra kaç bini bulur acaba? Bizler bugünlerde su sıkıntısının yaşanabileceği kaygısı taşıyorsak, gelecekte artan nüfusun su sıkıntısı yaşamayacağının garantisi olabilir mi? Komşu iller su alacak diye kendi yaşadığımız ilin su geleceğinin ipotek altına alınması ne kadar doğru acaba? Artan nüfusa yetecek gıda maddelerinin ekileceği alanlar, nüfusa bağlı oranda büyüyemeyeceğine göre verimin artması için, çift mahsul alınmanın yolları ve tabiî ki daha bugünden daha çok suya ihtiyaç olacak. Pekiyi de bizler bu nüfusla, bugünden geleceğin su hesabını yapıyorsak, gelecekte artacak nüfusun su ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Yoksa geçmişte söylenenler gibi “ben günümü gün edeyim de, gelecekte yaşayanlarda kendi başlarının çaresine bakarlar nasıl olsa” mı desek acaba?

     Su konusuyla ilgili yazılarımı eline sağlık deyip övenlerin olduğu kadar, herkes işini yapsın diyenlerde olduğunu biliyorum. Ben sadece senelerdir gözlerimle gördüklerimi ve izlenimlerimi yazmaya çalışıyorum. Bazı olayların ve yaşananların yazılması çok doğaldır ki bazılarını rahatsız edebilir fakat bizler gibi gördüklerini, yapılmaması gereken hataları yapılanları ve gelecek için düşündüklerini kaleme almaması da daha büyük hata değimlidir? Bizler gibi eli kalem tutup gördüklerini yazabilenlerin bir görevinin de, kamuoyunu doğru ve tarafsız olarak aydınlatmak değil midir?  

      Bir sonraki yazıda buluşmak üzere, hoşça kalın.

           

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim