• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C

Herşey içinde

Mustafa Namdar

Son yılların tatil reklamı “Herşey içinde.” Yeme içme, yatıp kalkma ve turlara kadar herşeyi içinde tatil imkanı. Bu reklam tutmuş olmalı ki, siyaset pazarlamasına da girdi. Vay benim demokrasim! Vay benim vatandaşlık haklarımı kullanma hakkım, demokrasi özgürlüğüm!..

Hani demokrasi; hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu demekti. Hani demokrasi; kuvvetin, iktidarın ve hakimiyetin halkın elinde olduğu idare şekli, halk hükümeti demekti. Hani demokrasi; bireysel isteklerin yerine birliği, dirliği, dayanışmayı, milletin topluca kalkınmasını, hürriyeti, bağımsızlığı, vatan bayrak sevgisini öne çıkaran düşüncenin işaret ettiği yönde hiç kimsenin etkisi altında kalmadan oyumuzu kullanmaktı.

Hani demokrasi; bireysel isteklerin yerine getirilmesi yerine, ulusun çıkarlarını yerine getireceğine inanarak hiçbir etki altında kalmadan seçebilme özgürlüğüydü!

Şu yerel seçim startının verildiği günden sonra çevrenize bir bakın, göreceksiniz neler oluyor. Ne renkli fotoğraflar var panolarda, duvarlarda. Biraz dikkatli bakarsak belki kendi siluetlerimizi de göreceğiz karelerin içinde. “Herşey bedava, herşey içinde kampanyasının koşuşturması içinde insanlar.”

İşte tanığı olduğum birkaç olay. Vatandaş, yetkilinin karşısında...

Vatandaş: Ben çok fakirim. Bi oğlum va, onun da gazanduğu yetmeye. Şu Toki evlrine yazulduk, üç sefer oldu çıkmaya. Bana yardım edin.

Yetkili: Teyze biz ne yapabiliriz ki. Konut dağıtımı noter huzurunda kura ile yapılıyor. Senin de gördüğün gibi hilesi hurdası yok. Senin şansın yokmuş. Ne yapabiliriz ki...

Vatandaş: Doğru söyleyan da, Başkan bi golayını bulsun. Vallahi iki sağlam oyum va. Yirmi tane daha bulurun. Yardım etmezseniz ben de bilürün be yapacağımı...

Bir başka olay...

Vatandaş: Altı kişi bir odada kalıyoruz. Yiyecek içecek yok. Kömür de bitti. Sokaktan topladığım kağıt, odun gibi kırıntılarla ısınmaya çalışıyoruz. Bi de ufak bebeğimiz var. Bize kömür.

Yetkili: Beyefendi biz kömür dağıtmıyoruz. Kömürü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma dağıtıyor. Valiliğe müracaat et. Gıda yardımı istersen yardımcı olalım.

Vatandaş: Gıda istemiyorum. Bana kömür lazım, diye söylenerek gidiyor.

Bir başka olay...

Sağlam görünümlü bir delikanlı. “Çok zor durumdayım. Ankara’ya gidip gelmek durumundayım. Otobüs parasına ihtiyacım var. Bana yardım edin.”

Yetkili: Kızım otobüs yazıhanelerine rica edin delikanlıyı Ankara’ya göndersinler.

Vatandaş: Sağolun da ücretini bana verseniz...

Bu ve benzeri olayları hemen herkes görmekte. Ne var bunda diyebilirsiniz. Dün seçim zamanlarında kazma kürek elde hazine arazilerine koşarken, bugün herşey içinde seçim taktiği ile oy avcılığı sürüyor. Ne güzel bir yaşam felsefesi. Dillerde özgür irade söylemleri, yaşam da bedava yaşam özlemi.

Ne güzel bir taktik. Toplumları önce fakirleştir, sonra ceplerine bir şeyler koyarak, düşünce özgürlüğünü elinden alacak özendirmelere teşvik et...

Ne güzel bir görev anlayışı. Vatandaşlık bilincinden uzak, çalışmaktan, üretmekten uzak, sırtını duvara dayayıp ömür tüketmek ve de neden gelişmiyoruz? Neden fakiriz edebiyatıyla gönül buharını boşaltmak.

Seçimlerde oy verilecek kişilere özel işim düştüğünde yaptırabilirimi mi düşüneceğiz. Yoksa seçeceğimiz kişiler toplumun yaşam seviyesini yükseltip yaşanabilir bir kent meydana getirsinleri mi düşünerek oy kullanacağız?..

11.02.2009

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim