• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

Herşey iyi başlamıştı da!!!

Mustafa Namdar

            16.05.2005

İzzet Baysal’a Şükran Günleri’nde "Herşey NE KADAR DA İYİ BAŞLADI" diyen başlıkla gelişmeleri aktarmaya çalışacaktım. Ne yazık ki, güzelliğe gölge düştü. Gönüller burkuldu, kafalar karıştı, düşüncelere nifak tohumları saçılarak, ortalık gerilmeye başlandı.

Olayların değerlendirmesini öfkeden arınmış olarak, yapamazsanız şartlanır, doğru adrese ulaşamazsınız.

Başımı yastığa koyuyor, değerlendirmeler yapıyor, gelişmeleri tekrar tekrara süzgeçten geçirerek, nasıl olması gerektiğini düşünüyorum. Düşünüyor, düşünüyorum ve diyorum ki, "Bilim adamlarımızın kavgası, bilinmeyeni aramak üzerine olmalı. Bilim adamlarımızın kavgası saygıya, sevgiye dayalı değerleri yok etmek üzerine olmamalı."

Tepe noktasında oluşan bir kısım düşünce ayrılıklarının değerlendirmesinde alanın, İzzet Baysal gibi saygın bir insanın yaptığı eserlerine katacağı yeni bir tesisin üzerinde kurgulanarak, gündeme getirilmesi, asla tasvip edilecek bir davranış değildir.

İzzet Baysal’a Şükran Günleri’nin etkinliklerine ait program yıllardır Valilik, Belediye ve Üniversitemiz tarafından oluşturulur. Bu etkinliklerin davetiyeye geçen konularda benim haberim yok demek, özürün kabahatten büyük olduğunu gösterir. Hiç kimsenin de böyle bir lüksü ve tasarrufu yoktur. Hele de, hazırlık çalışmalarının içinde iseniz, hiç yoktur.

Davetiyede yerini alan bir konuda şunları davet edelim, şunları da davet etmeyelim gibi kimsenin de dayatmaya yönelik hakkı olmamalı.

Bir fakültenin temel atma törenine, fakülteyi yaptıran kurum için, hiç kimse kimleri ediyorsunuz diye çerçeve çizemez, ambargo koyamaz. Alışık olunan nezaket kurallarımız, örfümüz, adetimiz, geleneklerimiz buna asla müsaade etmez.

Eğer kurumla arası görüş farklılıkları nedeniyle, serin rüzgarlar oluşmuşsa, bunu İzzet Baysal adının geçtiği platformda fırtınaya çevirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Gönül isterdi ki, eserlerin yapımında son noktasına kadar görevini yerine getirmiş bir vakfın yaptıklarının içini doldurma görevi olan devletimizin, bu işlemlerine ilgi gösterip hız vermesi için düşüncelerimizin çok rahat söyleyebileceğimiz ortamı, lehimizde kullanalım. Aksine benimle kavgalısınız benim konuğum değilsiniz diye tepki gösterilmesi, ev sahipliği nezaketine hiç uymadı. Böyle bir durumun kamuoyunda nasıl tepki oluşturacağını kestirmek de pek zor da değildi. Amaç sansasyon yaratıp, gündeme oturmak idiyse, bunda başarılı oldunuz. Buyurun hayırını görün (!)

Ne yazık ki, ne büyük talihsizlik ki; önümüzü açmasını düşündüğümüz insanlarımızın yanlışlarını tartışmak onların ışığından yararlanacak olan bizlerin konuşuyor olması düşündürücü.

Gelişen olayları daha da germek yerine devlet adamlığı kimliğinin ağırlığında olayları yumuşatma görevini yerine getirebilmiş olmayı çok isterdik olmadı. Bu görev, başta Milli Eğitim Bakanımız’ın olmalıydı diye düşünürken, haksızlık ettiğimi sanmıyorum. Eğitimci olmanın özelliği, büyüklüğü ailedeki olumsuzlukları etrafa duyurmadan çözmek olmalıydı diye düşünüyorum.

Umarım bu olaylar siyasi şovlara dönüşerek yeni gelişmelere sahne olmaz. İşte o zaman hayırların efsane ismi İzzet Baba’yı rahatsız ederiz. Kemiklerini sızlatırız.

Bu yazı toplam 234 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim