eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.101
  • Altın 147,354
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1874
  • Bolu 23 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 28 °C

HES ve PES İKİLEMİ

Mustafa Nuri Gürsoy

Dışa bağımlılık,
Ele bağımlılık gibi bir şey.
Her ne kadar “komşu komşunun külüne muhtaç” gibi bir deyim, bir atasözü var olsa da,
İş ekonomiye, alışverişe dayandığında,
Kar, zarar odaklı düşünüldüğünde,
Vakıa'nın deyimler üzerinden yürümediğini görebiliyoruz.

Çok eskilerde,
İdare, kandil ve gaz lambaları için gaz yağı,
Lüküs lambasını kızdırmak ve yakabilmek için ispirto,
En vazgeçilmez enerji kaynaklarımızdı.
Aydınlanma dedin mi,
Muhtar çakmağı anlık,
Mum ışıkları ve isli gaz lambaları sürekli aydınlığımız olurdu.

Ne çamaşır, ne bulaşık, ne televizyon, ne de diğer makineler ile tanışmamıştık bile.
Nerede ise bir kızılderili yaşamına eş değer,
Kütük yakılan ocakların çevresinde,
İhtiyaçlarımızı gidermeye özenir,
Anneler kirman,
Çocuklar ders kitaplarının sayfalarını çevirirken,
Dedeler tabakalarından çıkardıkları tütünleri, ince kağıtlara sarmaya durur,
Muhtar çakmakları ile tutuşturdukları cigara' larından derin bir nefes çekmeyi,
Közde yapılmış kahvelerini yudumlamayı marifet sayarlar,
Şimdinin ihtiyaçlarını bilemeden, ileride hiç kullanamayacakları,
İdare lambaları ile ayak yoluna gitmeye üşenmezlerdi.

Şimdilerde, alışkanlıklar, ihtiyaçlar alabildiğine değişti.
Ne odun ateşi ile yanan ocaklar,
Ne gaz lambaları,
Ne de muhtar çakmakları kaldı.
Kibrit bile kullanmaz olduk.
Yer altı ve yer üstü kaynaklarından alabildiğine yararlanıyor,
Bu kullandığımız kaynakları israf etmekten zerre kadar çekinmiyoruz.

Hayat tüm modern yapısıyla devam ettiğinde,
Çamaşır, bulaşık, no frost dolaplar, bilgisayarlar, televizyonlar, DVD ler, fırınlar,
Vampir dişleriyle,
Elektrik taşıyan kablo damarlarından beslenmeye özeniyorlar.

Sinemalar, fast food'lar, lokantalar, marketler, diğer benzer mekanlar,
Yollarımızda seyreden, milyonlarca araç,
Evler, bürolar, fabrikalar, gemiler, uçaklar,
Bunların her biri, enerji ihtiyacını kaçınılmaz kılıyor.
Hiçbir şeyden ödün vermediğimiz gibi,
Enerjiden de taviz vermeyen bir yapımız var.
Her yanımız aydınlık olsun,
Her isteğimiz karşılansın dediğimiz anda,
PES dedirten bir durum var.
Üflemek'le, çövdürmek'le enerji üretilemeyeceğine göre,
HES gibi bir önlem ortaya çıkıyor ki;
Bu vakıa'ya karşı çıkmaları anlamakta zorlanıyorum.
Doğal ahengi bozmayalım.
Tabiat varlıklarını koruyalım.
Hepsine ama tamamına katılıyorum.

Ve Fakat.
Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı da becerebilmeliyiz.
Fosil kaynaklı, enerji üretiminde kullanılan,
Petrol ve kömür,
Dünyanın önde gelen ülkeleri tarafından terk edilmeye başlandığına göre,
Yenilenebilir enerji kaynaklarının gündemde olduğu şu zaman diliminde,
HES projelerinin mantığına karşı olmayı anlayabilmiş değilim.

Doğaya bırakılacak can suyu ile
Tarımsal üretime yönelik alanlara artı su bırakılması şartlarla belirlenmiş,
Aynı akar su üzerinde bir den fazla HES yapılması, elektrik üretilmesi söz konusu iken,
Üstelik dışa bağımlılık ile,
Sera gazı etkisinin azaltılması ve küresel ısınma gibi yan etkileri olmayan,
Fosil yakıtların fiyat istikrarında denge unsuru sayılan,
Tamamen yerli kaynaklarla gerçekleşen ve yakıt masrafı olmayan HES lere,
HES_t tarzında karşı çıkışlara şiddetle karşıyım..

ABD de yıllık kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketimi 12.300 kWh,
Gelişmiş ülkelerin ortalaması ise yaklaşık 9.000 kWh,
Ülkemizde bu değer 2.800 kWh olarak ifade bulurken,
Ülke olarak, bu rakamın üç dört kat yukarıya çekilmesine karşı olmayı algılamakta zorlanıyorum.
Akılcı çözümün, su ve rüzgar olduğuna dair akademik çalışmalar var.
Hidroelektrik enerji, 65 ülkenin ulusal elektriğinin yüzde 50 sini,
32 ülkenin yüzde 80 ini
13 ülkenin, elektrik ihtiyacının neredeyse tamamını sağlayan önemli bir enerji kaynağı olarak istatistik bilgiler içinde yer alıyor.
Tüm bu örnek ve bilgiler noktasında, hem ihtiyaçlarımızdan vazgeçmeyeceğiz,
Hem de, modern dünyanın nimetlerinden azami yararlanma gayreti içinde olacağız.
Sonra da yenilenebilir, tekrar doğaya dönebilir,
Bir su akarında hayata geçecek,
Dışa bağımlılığımızı enerji üzerinden asgari seviyelere çekecek,
HES lere karşı çıkacağız.
HES yani
PES doğrusu.

Kumandası bizde, ne televizyonlarımıza, ne de diğer günlük yaşamda kullandığımız aparatlarımıza güç yetiremiyoruz.
Elektrik enerjisinin,
Doğal yiyecek ve içecekler ile karşılanması asla mümkün değil. Yeniden fosilleşmeleri ise milyonlarca yıl alabilir.

Keçi boynuzu pekmezi ile enerji içeceklerinin de, elektrik üretmediği, kırk mumluk bir ampulü yakmadığı bilindiğine,
Bir dakikalığına düğme kapatma eyleminin ise, sadece psikolojik bir egzersiz sayıldığına hükmedecek olursak,
Boşa akan suların, son damlasına kadar değerlendirilmesi,
HES, lerin gerek enerji, gerek tarımsal ve gerekse diğer ihtiyaçlar noktasında, vazgeçilmez olduğunu görmek, bilmek gerekiyor.

Yoksa,
Hala fosil düşüncelerle, fosil kaynaklı, dışa bağımlı enerjilere muhtaç kalarak,
PES dedirten asıl sorun olarak karşımızda durmaya devam edecek,
“Su akar Türk bakar” istihzalı sözlere muhatap olacağız..

10.10.2011


Bu yazı toplam 958 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim