• BIST 82.549
  • Altın 146,569
  • Dolar 3,7625
  • Euro 4,0173
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

HEY GİDİ KOCA DÜNYA

Mustafa Namdar

 

 Titreyen elleriyle silmeye çalışıyordu gözyaşlarını. Gözyaşları yüzündeki kırışıklarından inatla süzülüyordu ak sakal üzerine. Gözlerinin feri kaybolmuş sanki, karanlık iki çukur gibiydi. Selam verdi oturdu banka. Beyaz sakalını sıvazladı “Hey gidi günler hey ne de çabuk geçti”.

-  Anlaşılan konuşup rahatlamak istiyordu. Maaşallah cami yıkılsa da mihrap ilk günkü gibi duruyor. Sağlıklı ve dinç görünüyorsun.

- Sen öyle sanırsın. Yaş 82. 82 yıl bu. İçi boş çınar ağacına döndük. Seksen iki yılda bir de iki fidan gibi delikanlımı kaybettim. Onların acısı kavuruyor içimi…

-Kolay değil. Allah sabır versin.

-Gene de şükür halimize. Her canlı doğup ölüyor. Fidanlar ağaç olurken kimi kuruyor devriliyor. Kimi ağaç olup meyveye dönüyor.

-Doğru dersin bir taraf geliyor, bir taraf gidiyor. Allah’ın takdiri böyle. Bizim de bedenimiz birgün toprak olacak. Doğarken değil ama ölümün gerisindeki acıyı hissediyorsunuz içinizde.

 Gözler kararır düşecek gibi olursunuz, düşmezsiniz. Ölmek istersin ölemezsin. Yaşam için bir bardak suya uzanamazsın. Dünyanın başında bir şey yok, ne varsa sonunda bey sonunda…

Aslan gibiydiler. Sırtımızı yaslayacağımız beton duvar gibiydiler. Şimdi yaşam, kerpiç duvar gibi. Her an, üzerime ne zaman yıkılacak korkusu.

Bir zamanlar sosyal güvence için atılan nutukların arkasından, hep alkış tuttuk. Hani nerede o insanlar? Hani nerede bir bardak suyu uzatacak şefkat elleri? Hani nerede baba diyecek sıcak nefesler? Hani nerede sevgi dolu bakışlarla efendi diyen hayat arkadaşın?

 Bir zamanlar bir köroğlu bir ayvazdık. O dönemde el ele tutuşmak için çarpan yürekler şimdi dargın gibiler. O dönemlerde birbirine sarılmak adına çarpan yürekler şimdi yorgun…

 Sağlık karnen olmuş, koluna girip götürecek birisini bulup gidemiyorsan doktora, neye yarar bey. Söyle neye yarar. Bir zamanlar şu huzur evleri için kulağımıza üflenen fısıltılarla dolma tüfek gibi patlıyorduk. Hep karşı duruyorduk şu gavur icadı şeylere. Aslan gibi evlatlar ne güne duruyorlar diyorduk. Köklü bir adeti şu yabancılardan ithal adetlerle, bozacaksınız geleneklerimizi.

Neyimiş huzur evi! Neyimişyoksullar,kimsesizler evi. Bizi belli yuvamızdan, kokmuş yatağımızdan ayıracaksınız diye karşı duruyorduk. Buyurun bey işte halimiz meydanda.

 Açmasaydı şu hayır adam İzzet Baysal huzur evini, ne olurdu halimiz. Allahın rahmeti üzerine olsun… Derken titreyen elleriyle gözyaşlarını silmeye çalışıyordu kenarları oyalı mendiliyle.

 Geçenlerde bir dostun cenaze namazındaydım. İki tabut vardı musalla taşında. Müezzin birinin huzur evinden olduğunu  geçmişte yaptığımız sohbet geldi aklıma. Her kimse mekanı cennet olsun…

Bu yazı toplam 463 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim