• BIST 99.028
  • Altın 281,198
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay)

Yüksel Gültekin

Doktor Abdullah Bey, arkadaşlarıyla birlikte 1868 yılında kurmuştur, bugünlere kadar sürüp gelen bu yardım ve şefkat elini. Esas yapılanması, 1878 yılında Marko Paşa ve arkadaşları tarafından yapılmıştır.

1878, artık Osmanlı İmparatorluğu için talihin döndüğü, yaraların kanamaya başladığı, imparatorluğun topraklarının kan ve gözyaşı batağına çevrildiği acı ve ızdırap dolu yıllardır. Sırbistan Karadağ Savaşı, bütün şiddetiyle devam etmektedir. İşte evladı Fatihan topraklarını gözleri kırpmadan canları pahasına savunan Mehmetçiğin hasta ve yaralılarına yardım etmek için Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Marko Paşa ve arkadaşları tarafından yeniden toparlanmış ve işlevsel hale getirilmişti.

Atatürk bu cemiyete Kızılay adını vermişti. Nerede bir kan var, nerede bir gözyaşı var, nerede bir felaket var, nerede bir acı var, onun şefkat ve merhamet eli hep yanımızdaydı. O Kızılay'dı. Bizden biriydi. Hey gidi nur içinde yatasıca Emin Hoca. Bolu Lisesi'nin Kızılay'dan sorumlu Öğretmeni o idi. Hiç aksatmadan toplardı Kızılay'ın paralarını. Çay içmezdik kantinde, simit yemezdik parasızlıktan. Fakat, Kızılay parasını mutlaka Emin Hoca'ya teslim ederdik. Çünkü o iş kutsaldı.

Şeref Güler, Cumhuriyet neslinin aydın öğretmenlerindendi. Yokluğu da, acıyı da gören neslin. Çok zengin değildi. Ama, yegane mal varlığı olan şehrin en değerli mülklerinden birini gözünü kırpmadan Kızılay'a bağışlamıştı. Felaketlerde acılar dinsin, daha çok çorba kaynasın, yaralıların derdine merhem olsun, geliri okuyamayan zeki öğrencilere burs olsun diye.

Önce uzun uzadıya davalar sürdü. Yakınları, mevcut olan vasiyetnameyi iptal ettirmeye çalıştılar. Sonra Yargı bu bağışın hukuki ve yasal olduğuna kanaat getirdi. Artık bu mülkün geliri Kızılay Bolu Şubesi'ne akacak ve buradan muhtaç sahibi insanlar yararlanacaktır. Kimbilir bu gelir bazen bir deprem sonunda kurulan Kızılay çadırında sıcak çorba olacak, bazen bir sel bölgesinde sıcak battaniye olacak, bazen de bir yangın sonrası yapılacak afet konutunda tuğla olacaktı. Şeref Hocam görevini yapmış insanların huzuru içinde yatacak, hiç dinmeyecek ve kesilmeyecek bu manevi dua çeşmesinden beslenmeye devam edecekti.

12 Kasım 1999 depremi, bu güzel şehirde nerede ise bir yıl hayatı felç etmiş, depremin yaraları nerede ise on yıllık bir zaman diliminde, anca iyileştirilebilmişti. Yani Kızılay'ı en iyi Bolu anlardı. Yani Şeref Hocaların kıymetini ve büyüklüğünü, ancak bu acıyı yaşayanlar bilirdi. Bilmeliydi. Çünkü Şeref Hocaların bize bıraktığı alelade bir mal değildi. Bir kutsal emanetti. Bizim değildi. Bizden sonra da gelecek nesillere aktarmak zorunda olduğumuz bir kutsal emanet. Eskilerin deyimiyle, beytülmaldı. El uzatanın eli kırılırdı. Göz koyanın gözü kör olurdu.

İzzet Baysal Caddesi'ndeki bu bina, restore edilerek bir müstecire kiraya verildi. Nasıl verildi? Şehrin bu en önemli caddesindeki en önemli mülklerden biri kiraya verilirken, ihale yapıldı mı? Gerekli duyurular yapılarak en yüksek bedelle kiraya verilmeye çalışıldı mı? Yoksa el altından yeterli duyurular yapılmadan mı kiraya verildi? Bu konuda kamuoyuyla paylaşılmış bir bilgi henüz yok. Fakat, meselenin kamuoyuna yansıyan tarafı doğru ise, vahim. İzahı kabil değil. Eğer söylenenler doğru ise, bunun altından kimse kalkamaz.

Lokanta olarak çalışan bu üç katlı mülkün, kamuoyuna yansıdığına göre kirası 3 bin TL. Rayiç değeri, yani bu mülkü mevcut kiracısı boşaltsa ve burayı başka mülklerini olduğu gibi Kızılay Bolu Şubesi ihaleye çıkarsa, en az ederi 15 bin TL.

Kamuoyuna yansıdığına göre, lokanta müsteciri burayı lokanta olarak çalıştırmak istemiyor. El altından bir telefon bayisiyle anlaşarak, burayı telefon bayisi dükkanına çevirmek istiyorlar. Fakat kira yine 3 bin TL olacak. Aralarında nasıl ve ne şekilde bir anlaşma olacak kimse bilmiyor. Fakat herkesin bildiği en az aylık kirası 15 bin TL edecek bir Kızılay mülkünün ısrarla 3 bin TL'den kirasını ödemeye devam edilmek istenmesi.

Bu durumdaki en yetkili şahıs, değişmeyen Kızılay Bolu Şube Başkanı Sayın Yılmaz Özarslan Bey ise beyanında:

"Şu andaki kiracıları olan Mutlu Karataş'ın, % 51'i kendisine ait olan bir şirket kurduğunu, ortağının Turkcell Ana Bayi Nejat Öztürk olduğunu, ilgili şirketin Mutlu Karataş'a ait kira kontratını devir almak istediklerini ve şirketin bu talebini Kızılay Genel Merkezi'ne ilettiğini sözlerine ekledi.

Kızılay Başkanı Yılmaz Özarslan, bildiği kadarı ile konunun mevzuatlara uygun olduğunu da söylüyor."

Nereden başlayalım bilmem ki. Bu içler acısı duruma, bu göz göre göre millete emanet edilmiş bir malın üzerinden birilerine kazanç sağlanmasına göz yummaya ne diyelim bilmem ki. Yılmaz Bey! Yılmaz Bey, Kızılay'ın ne olduğunu bilmeden, o ruhu anlamadan orada oturmak sana da, bir başkasına da yakışmaz. Kızılay Bolu Şubesi'nin böyle bir devirden aylık zararı minimum 12 bin TL'dir. 5 yıl baz alındığında, bu zarar 1 milyon TL'ye yaklaşır.

Allah aşkına soruyorum sana: bu mülk senin olsa, böyle bir onaya razı olur musun? Bu bina senin şahsi malın mı ki bu binada bu şekilde tasarruf ediyorsun? Senin Kızılay Bolu Şube Başkanı olarak görevin, Kızılay'ın mülklerinden en fazla kira geliri sağlayıp bunu Kızılay'ın kullanımına sunmak değil mi? Yaptığınız işlemin şeklen hukuka uygun olup olmadığını sorgulamıyorum. Vicdana uygunluğunu soruyorum vicdana. Kamuoyunun vicdanını rahat bir şekilde bu işlemin doğru olduğuna inandırabilir misiniz? Peki Yılmaz Bey, akşam yastığa başınızı koyduğunuzda, kendi vicdanınızı inandırabilir misiniz? Gözünüzün önüne hiç o Cumhuriyet neslinin altın çocuğu, gerçek vatansever Şeref Güler Hoca gelmez mi? Gelip sizden hesap sormaz mı?

Beyler, gelin bu yanlıştan dönün. Kamuoyunun gözünün içine baka baka beytülmala bu şekilde el uzatılmaz. Kızılay'ın malları üzerinden nemalanmak kimseye yaramaz. Bu iş büyür, öyle büyür ki Yılmaz Bey, altından ne siz kalkabilirsiniz, ne de Kızılay'ın malları üzerine bedava oturmak isteyen insanlar. Elinizi garip gurabanın, yetim yoksulun ve emanetin üzerinden çekin.

Son sözüm, ilin en büyük mülki amiri Sayın Valime. Sayın Valim, ilin en büyük mülki amiri olarak, acıları dindirsin, yaraları sarsın diye kurulan bu güzide Kızılay, aynı zamanda size emanettir. Lütfen bu pis kokuların üzerine gidin. Şeref Hocamın depremde bir tas sıcak çorba, felakette korunmak için bir çadır, soğukta ısınmak için bir battaniye olsun diye her türlü güçlüğü göze alarak Kızılay'a bağışladığı ve bizlere emanet ettiği bu mülkün birilerinin daha da zenginleşmesine vesile olması için kullanılmasına lütfen müsaade etmeyin. Yoksa Şeref Hocam size de, bize de hakkını helal etmez.

Saygılarımla.

Not: Aziz okuyucular, bu konu çok önemli. Sizlerden destek bekliyorum. Bu meseleyi Kızılay Genel Merkezi başta olmak üzere, en üst birimlere taşıyacağımdan ve Şeref Hocamın emanetini çiğnetmeyeceğimden emin olun.

20.10.2009

Bu yazı toplam 928 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim