• BIST 99.028
  • Altın 281,256
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Hizmetkar devlet

Yüksel Gültekin

Demokrasi kültürünün yeterince gelişmediği bizim gibi ülkelerde, düşüncelerden ve ilkelerden çok, taraf olmak kültürü ağır basar. Siz bir meselede iyi demişseniz, fikren sizin gibi düşünmeyenler meselenin ne olduğunu tartışma gereği duymadan, kötü diyeceklerdir. Siz kötü demişseniz, yine aynı şekilde sizin gibi düşünmeyenler iyi diyeceklerdir. Maalesef, herhangi bir konuda taraf olma kültüründen uzaklaşarak, objektif ve ilmi bir değerlendirme yapma şansı bizim gibi demokrasi kültürünün yeterince gelişmediği ülkelerde çok zordur.

İşte böyle bir zorlukta, son yazdığım yazıya aynı gazetede yazmaktan büyük onur duyduğum ve bence her ikisi de birbirinden kıymetli iki arkadaştan cevap gelmesi, beni demokrasi adına sevindirdi, ama taraf olma adına üzdü. Maalesef her iki yazı da benim ortaya koyduğum düşüncelerin doğru ve yanlışını tartışmak yerine, madem sen öyle dedin biz de taraf olarak karşına geçeriz türünden, meseleyi rayından uzaklaştıran sığ ve taraf yazılarıydı.

Önce Sevgili Abim dünün eski tüfek solcusu, bugünün eksik demokratı Süha Alparslan Bey’in yazısına değinelim. Süha Beyin yazısının ilk bölümü, Sayın Valinin tayiniyle ilgili bölüme takılmış vaziyette. Geçen haftaki yazımda buna cevap verdiğim için, tekrar girmiyorum o konuya. Fakat, Bolu Gündem Gazetesi’nin bugünkü başlığı, ortada bir vali tayini meselesi olmadığını gösteriyor. Fakat, Valilerin bir ildeki ortalama görev süresi dikkate alındığında, Sayın Valimizin Bolu’daki günlerinin de sayılı olduğu en az benim kadar Sayın Süha Alparslan Bey’in de bildiği bir konu.

Süha Bey yazısında diyor ki; “Yani şimdi siz, siyasi düşüncesi alenen AKP’li olan bir Vali özlemi ve beklentisi içinde misiniz?” Cevap veriyorum: Ben Bolu’ya seçilmişlerle birlikte el ele, kol kola hizmet edecek ve hizmet getirecek, Bolu’nun ekonomik ve sosyal anlamda önünü açacak projeleri olan, bu anlamda vizyon sahibi bir vali özlemi içerisindeyim. Benim derdim Bolu Süha Bey. Ben Türkiye’yi geziyorum, Türkiye’nin her bir ili dev projelerle çağ atlarken, Bolu’nun projelerin önü tıkanması sebebiyle ve yerine de yeni projeler getirilmemesi sebebiyle, bu gelişmeden mahrum olmasını içime sindiremiyorum. Bunun önündeki engel kim olursa olsun, ister Vali, ister bir başkası bunu yüksek sesle dile getirmek bir basın mensubu olarak bizim görevimizdir.

Süha Bey, taraf olmak herkese yakışır da, dünün eski tüfek solcusu, bugünün olgun demokratı Süha Alparslan’a yakışmaz. Bu sütunlar Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’a gelince lostra salonu değil, Ak Partili il Genel Meclis üyelerine ve Belediye Meclis üyelerine gelince lostra salonu değil, fakat Ak Parti’nin karşısında ya da daha doğru bir tabirle Ak Partili Belediyelerin ya da AK Parti hükümetinin aleyhine şu ya da bu şekilde tavır gösteren, şahıslara ve kurumlara gelince lostra salonu. Bu ne ikiyüzlü tavır, ne eksik demokratlık Süha Bey.

Eğer ben Vali meselesini Sayın Bolu Valisi Ali Serindağ’ın kişiliğinden ari bir yönetim meselesi olarak ortaya koydum. Ve bu meselede savunduklarımın arkasındayım. Bugün iktidarda AK Parti olabilir, yarın başka bir parti olabilir. Asıl olan kurumlardır. Fakat bu sistemde seçilmişlerle o ilin Valisi meselelere aynı perspektiften ve mantıktan bakmadıkları sürece, o ile hizmet gelmesi mümkün değildir. Şimdi siz eğer bir düşünce adamı iseniz, sizinle tartışmamız gereken konu budur. Yani bu düşüncedir. Fakat meseleyi düşünceden alıp taraf olmaya getirdiğinizde, işte demokratlığınız eksik demokratlık olur Süha Bey. Alaaddin Yılmaz’a gelince vur abalıya, Vali Bey’e gelince dört yıldır Bolu’ya çivi bile çakılmasa taraf olma adına sesin çıkmasın. Sonra da köşenin lostra salonu olmadığından dem vur. Hadi ordan Süha Abi.

Milletin bunlara karnı tok. Millet hizmet istiyor hizmet. Bolulu iş istiyor, aş istiyor. Tuzu kuru demokratlık devri bitti.

Gelelim ikinci köşe yazarı arkadaşım, kıymetli meslektaşım Tuncay Alnıak Beyefendiye. Tuncay Beyle meseleleri karşılıklı olarak ayrı kutuplarda değerlendirmekten her zaman büyük zevk almışımdır. Çünkü Tuncay Bey kalem namusu olan, fikirlerinden kolay kolay taviz vermeyen ve meseleleri okunası bir üslupla ele alan doğrusu okuyucusu olduğum bir yazardır. Fakat bir yazısına verdiğim masumane bir cevaptan sonra, benimle karşılıklı olarak atışmak istemediğini belirtmiş, ben de saygı duyup bu sütunlarda kendisinin yazılarıyla ilgili yazı yazmama kararı almıştım. Şimdi 27 Kasım 2007 tarihli yazısının “Vali” başlıklı ikinci bölümünde, yazdığım yazıya atıfta bulunduğu için bu cevabı yazmak durumunda kaldım.

Tuncay Bey yazısında “Farkında olmadıkları Valilerin seçilmiş değil atanmış olduklarıdır. Yani siyasi değillerdir. Devleti temsil ederler. Gücünü devletten alır. Devletin şefkatini, devletin koruyuculuğunu, devletin gücünü ve tarafsızlığını temsil eder. Yani devletten başka hiç kimseye bir borcu yoktur. Gücünü halktan almayan yönetici olmamalı gibi tribün ve reklam kokan söylemleri geçiniz.” Öncelikle meseleye başka bir boyut kazandırdığı için ve kutsal devletçi yaklaşımını bu kadar açık, bu kadar yalın bir şekilde ortaya koyduğu için Tuncay Bey’e teşekkür ediyorum.

İşte kendisiyle tam da bu noktada ayrılıyoruz. Belki Vali Beyle de ayrılma noktamız burası. 21.yüzyıl artık kutsal devletin yüzyılı değil. 21.yüzyıl, hizmetkar devletin yüzyılı. Devlet, vatandaşına hizmet etmek için var. Devlet, vatandaşının emrinde. Dünyadaki tüm felsefi gelişmeler ve siyasi tartışmalar, bu noktada düğümleniyor. Kutsal devlet yok Tuncay Bey. Hizmetkar devlet var. Ve belki göremediğiniz Ak Parti’nin halktan teveccüh görmesinin yegane sebebi de bu hizmetkar devleti hayata geçirmeye çalışması. Seçilmişler de kendilerini seçen halka hizmet için var, atanmışlar da vergileriyle geçimlerini sağladıkları halk için var. Maaşı halkın kazancıyla verdiği vergiden alacaksın, ama ben devletim kimseye borcum yok sana hesap veremem diyeceksin. Halka karşı hesap verme noktasında olan siyasilere de iş yaptırmayacaksın. Öyle mi Tuncay Bey? Kimse kusura bakmasın. Ne atanmış ne seçilmiş halka hesap vermekten kaçamaz. Kaçanlar cezasını ağır öder.

Saygılarımla.

03.12.2007

Bu yazı toplam 532 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim