• BIST 94.896
  • Altın 276,820
  • Dolar 5,7717
  • Euro 6,4165
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C

Hoşgeldin Sayın Cumhurbaşkanım, Yaşasın Cumhuriyet

Yüksel Gültekin

Bir ülkede demokrasi geleneğinin yerleşebilmesinin temel kuralı; kişilerin farklı düşünceleri, birbirlerine karşı korkmadan, eğmeden, bükmeden söyleyebilecek ve tartışabilecek zeminlerin olmasıdır.

Farklı düşünmek, demokrasinin bir zenginliğidir. Farklı düşünmek demek ve bu düşünceyi özgürce ifade etmek demek, kişinin kendisi gibi düşünmeyeni kırması, üzmesi anlamına gelmez.

Farklı düşünmek bir kişilik meselesi de değildir. Pekala bir meselede farklı düşünen kişiler, diğer bir meselede aynı düşünebilirler.

Önemli olan önyargıları yıkmaktır. Önemli olan kişilerin fikri münazaraları medenice yapabilmesidir. Bir toplumda herkes aynı düşünürse, o zaman çok sesliliğin anlamı ve düşünce özgürlüğünün kıymeti kalmaz.

Doğrusu önyargılardan arınmış bir şekilde, konuyu şahsiyet meselesi yapmadan yalnızca fikri olarak meseleleri tartışabileceğim Bolu’daki üç-beş arkadaştan birinin Tuncay Alnıak Beyefendi olduğunu tahmin ediyordum. Nitekim, yazdığım yazı da Tuncay Bey’in yalnızca katılmadığım fikirleri üzerine bina edilmişti. Fakat, Tuncay Bey köşesinde konu ile ilgili yazısında, doğrusu beni hayretler içinde bırakacak bir ifadeyle “Şimdi ben yanıt yazacağım, o bana cevap verecek. Bakalım kim kimi daha fazla rencide edecek yarışmasına dönüştürülecek. Ama, ben buna yokum” demiş.

Böyle bir yorumun üzerine benim söz söylemem uygun olmaz diye düşünüyorum. Ama keşke meseleleri medenice tartışabilseydik diye de hayıflanmadan edemiyorum. Takdiri bizlerin yazılarını okuyan kamuoyuna bırakıyorum.

***

28 Ekim 1923 gecesi, Ankara’da çok sancılı ve çetin geçmişti. Bir yanda İstanbul’da muhalifler toplanmış, Atatürk’e karşı yeni bir plan hazırlığını devreye koymak üzereyken, Atatürk Ankara’da o gece başta İsmet Paşa olmak üzere, yakın çalışma arkadaşlarını Çankaya’daki bağ evinde toplamış ve tarihi kararını vermişti: “Arkadaşlar, yarın Cumhuriyeti ilan ediyoruz.” Ve Cumhuriyet, 29 Ekim 1923’te Ankara’da ilan edildi. Atatürk, böyle hareketli bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı seçildi. Meclis’te Yaşasın Cumhuriyet sesleri yükseliyordu.

Aradan geçen 84 yıl sonra Cumhuriyet, 11.Cumhurbaşkanını da aynı coşku içinde seçiyor, memleketin dört bir yanından yaşasın Cumhuriyet sesleri yükseliyordu. Halkın Cumhurbaşkanına ilk İstanbul gezisinde gösterdiği ilgi, aslında bu ülkede Cumhuriyetin de kökleştiğinin bir göstergesiydi.

Öyle ya Atatürk bu rejimi kurarken egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin olmasını öngörmüştü. Rejimin en tepesindeki kurum olan Cumhurbaşkanlığı da, halktan kopuk olamazdı. İşte şimdi gerçek anlamda bu kopukluk giderilmiş, Cumhur, Başkanına sahip çıkmıştı. Asıl şimdi hep birlikte gür sesle yaşasın Cumhuriyet demeliyiz. Ve şimdi bu bize Cumhuriyetin bir fazilet rejimi olduğunu göstermeli. Öyle ya, Cumhuriyet bir seçkinler zümresinin halkı ulaşılmaz kapalı kapılar ardından yönettiği rejimin adı değilse, işte Cumhurun başı böyle içten, böyle samimi ve böyle yürekli bir şekilde Cumhurla kucaklaşmalı. Biz de hep beraber halk olarak gür sesimizle Yaşasın Cumhuriyet diyebilmeliyiz.

Hoşgeldin Sayın Cumhurbaşkanım, yaşasın Cumhuriyet. Nur içinde yat Atatürk. Sen Cumhuriyeti kurmasaydın, Kayserili Emekli Hacı Hamdi’nin oğlu Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olamazdı.

Saygılarımla.

03 09 2007

Bu yazı toplam 428 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim