• BIST 108.097
  • Altın 371,087
  • Dolar 6,7080
  • Euro 7,4961
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C

HUKUK VE DİL

İlhami Candemir

                              

                      Sayın okuyucular ,TC. Anayasasının 2.maddesinde her ne kadar “TC……. bir hukuk devletidir” yazılı ise de bu gün bunun böyle olmadığını üzüntü ile görüyoruz.Görülen haksızlıklara,hukuksuzluklara baktığımızda bunun böyle olmadığı yadsınamayacak kadar açık.Bu durumu,Temel’in “biz hamsiden kırk çeşit yemek yaparız  bir,“ hoşaf” diye saymaya başlayınca yanındakiler “tamam anlaşıldı,gerisini saymana gerek yok” dedikleri gibi sizlerin de tamam diğerlerini saymana gerek yok diyeceğinizi  umduğum  -hamsinin hoşafı misali-  bir örnekle açıklamak istiyorum; Örneğe ulaşabilmek için önce Anayasanın ve  Türk Ceza Kanunu’nun(TCK.) ilgili maddelerini görelim;                  

                    Anayasanın 26.maddesinde “herkes düşünce ve kanaatlerini söz,yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma HAKKINA sahiptir” denilmektedir.Tabi bu hakkın kullanılması sınırsız değildir.Sınırın aşılması durumunda yaptırım(CEZA)söz konusu olur.CEZA deyince parantez açıp bir de ona bakalım ; TCK.Madde 2.Kanunun AÇIKÇA SUÇ SAYMADIĞI bir fiil için kimseye ceza verilemez. TCK.Madde 3…..Ceza kanununun uygulanmasında kişiler arasında,ırk,din,dil,mezhep, milliyet,renk,cinsiyet   …yönünden ayırım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.(Kanun önündeki bu eşitlik ilkesi Anayasanın10.maddesinde de vardır.)

                      Sayın okuyucular, Anayasanın ve TCK.nun ilgili üç maddesini sizlerle paylaştım. Bu memlekette bu maddelere rağmen ve özellikle TCK.2.maddesindeki açıkça suç sayılmayan             fiillerden dolayı kimseye ceza verilemez ilkesine rağmen  “ İMA YOLLU…. şunu demek istemiştir”denilerek bir kimse hakkında soruşturma açılabilmektedir ve maalesef bu yöndeki iddianameler de mahkemelerce kabul edilebilmektedir. Sadece  bu örneğin sizlere,” hukuk ne hallere düşürülmüş, başka örneğe gerek yok,durum anlaşılmıştır” dedirttiğini sanıyorum.

                    Keza RTÜK , gerçekleri yansıtan ,iktidarın borazanı olmayan,tarafsız TV kanallarına “İMA YOLLU da olsa şu denilmek istenilmiştir” diyerek  cezalar yağdırırken, başkan dün çıkmış milletin gözünün içine baka baka”bir TV.kanalında elimde ölüm listesi var,listenin içinde site komşularımız da var” deyip ölüm tehditleri yağdıran kadının “yahu nereye gidiyoruz dedirten-ifadeleri karşısında,ben falancaları sevindirmek için  CEZA VERMEM diyebiliyorsa ki sayın okuyucular bu VERMEM kelimesi üzerinde biraz düşünmenizi rica ediyorum -yani ortada suç var ama ben VERMİYORUM” diyebiliyorsa  durum hukuka kafa tutmak değil de nedir?Hatta daha da ötesi Anayasanın 133.maddesinde  RTÜK  “yayınlarının  TARAFSIZLIĞI esastır” denilmesine rağmen  “Cumhurbaşkanımız bir talimat verirse benim için emir telakki ederim” demek suretiyle hukukun yürütmenin emrinde olduğunu  bir cümle ile özetlemiş olduğundan kendilerine teşekkür ediyorum..Neyse bindik bir alamete gidiyoruz  ya selamete ya kıyamete deyip konuyu kapatıp  geçelim ikinci konuya;

                                                DİL.

                      Sayın okuyucular, bilindiği gibi bu virüs olayından dolayı iki sıkıntım var,birisi yaşım gereği  evde kalmak,diğeri ise televizyona mahkum olmak. Kulaklarım ağır işittiği için TV.dizilerini,  kahramanların BEDEN DİLLERİNİ yorumlayarak anlamaya çalışıyorum.Beden dili diyerek konuya girdikten sonra gelelim sadede;DİL. Bana göre insanoğlunda 3 dil vardır; Birisi akıl dili,diğeri vücut dış organları dili,bir diğeri ise vücut iç organları dili. Şimdi bu dillere bir bakalım;

                  1(Akıl dili.Bu dil, - büyük filazof Platon’un” ruhun kendi kendine konuşmasıdır” dediği DÜŞÜNCELERİN dışa yansıtılması yoludur ki bu görevi ağız içindeki DİL üstlenmiştir.(Bunun da kemiği yok ya bir bakarsın orada bir bakarsın burada, bir bakarsın bal akıtıyor,bir bakarsın zehir.Neyse onunla fazla uğraşmayalım,geçelim diğer dile.

                  2)Vücut dış organları dili;Bir insan sevinirse yüzü başkadır,üzülürse başkadır.Baktığın zaman yüz ifadesi ne diyor(ne konuşuyor)anlarsın.Çok sevinçli ise “ne o Sırat’ı mı geçtin” çok üzgünse “ne o Karadeniz’de gemilerin mi battı”deriz.Uzatmayalım,vücudun değişik olaylar karşısında ortaya çıkardığı refleksler bizlere ip ucu verir. İşte bu hareketlere(mimiklere) biz vücut dili diyoruz.

                    3)Gelelim vücut iç organları diline; Bu günlerde gündemde olan virüs, insanın bedenine girdiğinde ateş yükseliyor.Bu ne anlama geliyor,vücut “düşman geldi,savaş başladı” diyor.Domatese alerjisi olan bir kimse domates yediğinde vücudunun bazı yerleri kabarıyor veya vücudu kızarıyor.Bu ne demek,rahatsız oldum,yeme diyor. V.S. V.S.Ha bu arada bazı okuyucular diyeceklerdir ki peki kanser olduğu zaman ateş niye yükselmiyor? Bunun nedeni, bilindiği gibi kanser vücutta oluşan anarşist bir hücredir.Çoğalarak diğer organlara zarar vermek suretiyle ölüme neden olabiliyor.Ancak bu kanser hücresi ile diğer sağlıklı hücreler aynı bedenin hücreleri olduğu için sağlıklı hücreler onları yani  kuzu postuna bürünmüş bu canavarları “kardeş”  gibi gördüklerinden savaş söz konusu olmuyor.(bu görüş boyumdan büyük oldu ama Dekart’ın dediği gibi düşünüyorum öyle ise varım.)

                Sayın okuyucular,nasıl,DİLLERE destan!bir yazı çıktı ortaya değil mi?

                 Hoşça kalın.

                 NOT/Başta doktorlar olmak üzere tüm sağlıkçılar, görüldüğü gibi sizin sahanıza girerek biraz top dolaştırdım, affola.

                                                                       İLHAMİ CANDEMİR

        

                      

Bu yazı toplam 1134 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim