• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C

HÜRRİYET ŞEHİTLERİ!

N. Gürkan Yetkin

 Askerler 27 Mayıs 1960′ta Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk askerî darbesini gerçekleştirdiler. 37 düşük rütbeli subayın planları ile icra edilen bu darbe emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır. Kritik mevziler bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hale getirilmesi ile ele geçirilmiş, daha sonra cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri tutuklanarak, hükümet; 235 general ve 3500 civarında subay (daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilerek, 1402 üniversite öğretim görevlisi görevden alınarak ve bazı üniversiteler kapatılıp el konularak, 520 hakim ve yargıç görevden alınarak gerçekleştirilmiştir.
Başvekil Menderes ile iki bakanı, Polatkan ve Zorlu idam edildiler.
Darbeden sonra darbeyi planlayan ve icra eden 37 düşük rütbeli subay ve Emekli Orgeneral, Cemal Gürsel'in oluşturduğu Millî Birlik Komitesi marifeti ile ülke yönetimini üstlendiler. Başbakan Menderes ve iki bakanı, Polatkan ve Zorlu'yu idam edecek olan bu idare, 3 Nisan 1963 tarihinde bu darbenin anısına 27 mayıs gününü de ”Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak ilan etmiştir.
“Hürriyet ve Anayasa Bayramı”, askerlerin 12 eylül 1980′de yeniden darbe yaparak anayasayı yeniden değiştirtmeleri, ve Kenan Evren tarafından yürürlükten kaldırılmasına kadar 20 yıldan fazla süreyle resmi bayram olarak kutlanmıştır.
27 mayıs ihtilali bazı gençlerin(5 kişi) ölümlerini de “hürriyet şehitleri” olarak kutsamış, naaşlarını anıtkabir'e gömdürmüş ve isimlerini çok sayıda okul, gemi vb kamusal alanlara vererek ölümsüzleştirmiştir.

Darbenin yarattığı bu kahramanlarla ilgili tarihin gerçek yüzü ise şöyle anlatılmaktadır;

9 Haziran 1960

İki protestocu öğrenciye veda için İstanbul'daki devlet erkânı, öğretim üyeleri, subaylar ve binlerce İstanbullu Beyazıt Meydanı'nı doldurmuş. Dev bir Atatürk resminin asıldığı tarihî kapıdan Atatürk heykelinin yanındaki iki katafalka yatan öğrencilere bakan kalabalık “Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu” marşını söylüyor. Yanında generaller, ağır ağır kürsüye çıkan rektör Sıddık Sami Onar ağlamaklı: “Daha başka ölülerimiz de vardır. Naaşlarını belki bulamayacağız. Ama onları da kardeşleri gibi Ata'nın yanında kalplerimize gömeceğiz.”

Cenazeler Sultanahmet Camii'ndeki cenaze töreninin ardından Sarayburnu'ndan Deniz Kuvvetleri'ne ait 505 No'lu Çeşme Mayın Tarama Gemisi'yle Kadıköy'e geçiriliyor. Haydarpaşa açıklarında protestocu öğrencileri 12 savaş gemisinden oluşan bir filo, Kadıköy İskelesi'nde ise alçak uçuş yapan jetler selamlıyor. Denizcilerin omuzladığı tabutlar, askerî bandonun çaldığı matem marşları, camilerden okunan salalarla Haydarpaşa'ya getiriliyor. Cenazelerin yüklendiği özel tren Ankara'ya doğru yola çıkıyor. Hereke, İzmit hatta gece geç saatte geldiği Eskişehir İstasyonu'nda resmî törenlerle karşılanıyor. Eskişehir'de cenazeler için İnönü, Sakarya Savaşı şehitliklerinden topraklar getiriliyor.

10 Haziran 1960
Sabah 09:57'de Ankara'ya varan trenden önce Rektör Sıddık Sami Onar iniyor. Garda onu karşılayan Tümgeneral Hakkı Sokullu'ya sarılıyor. Hem general hem de rektör ağlıyorlar.
Garda toplanan kalabalık “Katillere ölüm” diye bağırmakta. İstanbul'dan gelen iki cenaze diğer üç öğrenci cenazesinin beklediği Cebeci Camii'ne götürülüyor.
Top arabalarına yerleştirilen beş gencin cenazesinin etrafında Deniz, Kara ve Hava Harp Okulu öğrencileri sıralanıyor. 2,5 kilometreyi bulan kortej, yol kenarına dizilmiş Ankaralıların öfkeli sloganları arasında defnedilecekleri Anıtkabir'e doğru yola çıkıyor. Atatürk'ten sonra Anıtkabir'e defnedilecek ilk cenazeler… Onlara “Hürriyet Şehitleri” deniyor.
Nümayiş çıkmaması için Cemal Gürsel ve İsmet İnönü dışındaki bütün devlet erkânı, 27 Mayıs'ın Milli Birlik Komitesi üyeleri tam kadro kortejde. İnönü'yü oğlu Ömer İnönü temsil ediyor. Kortej Anıtkabir ve Cebeci'den top atışları ve alçaktan uçuş yapan jetler eşliğinde tam 2,5 saat sonra ancak Anıtkabir'e varıyor.
Anıtkabir önüne yerleştirilen beş masaya konan tabutlar için önce saygı duruşunda bulunuluyor, ardından askerî bando eşliğinde İstiklal Marşı söyleniyor. Bir üniversite öğrencisi, bir Harbiyeli ve Başbakanlık müsteşarı konuşmalarıyla “şehitleri” selamlıyor.Anıtkabir'in Çankaya'ya bakan tarafında hazırlanan mezara Harbiye öğrencilerinden oluşan tören mangasının üç el ateşiyle önce Teğmen Ali İhsan Kalmaz gömülüyor.
22 yaşındaki genç topçu teğmen, 27 Mayıs gecesi Büyük Postane'yi teslim almaya çalışan Harbiyelilerden biriydi. Telefon santralindeki nöbetçi jandarma görevi gereği bulunduğu yeri korumaya çalışır ve bu arada Teğmen Kalmaz'ı vurur.
Postane ele geçirilir ve Teğmen Ali İhsan Kalmaz “hürriyet şehidi” olarak tarihe geçer.
Tören mangasının ikinci ateşiyle ikinci mezara 11 yaşındaki Ankaralı öğrenci Ersan Özey gömülüyor. Ersan Özey, 27 Mayıs sabahında darbeyi kutlamak isteyen CHP'li babasıyla birlikte Çankaya'da sokağa çıkmıştı. Sokağa çıkma yasağını ihlal ettikleri için üzerlerine ateş açılmış ve babasının yanında askerler tarafından Vurularak hayatını kaybetmişti.
Manganın üçüncü kez havaya ateş açışında üçüncü mezara büyük törenlerle İstanbul'dan getirilen iki cenazeden biri, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisi 20 yaşındaki Turan Emeksiz gömüldü. Malatyalı Emeksiz, 28 Nisan 1960'da polisin sert biçimde bastırdığı Beyazıt'taki DP karşıtı büyük gösterilerde vurularak hayatını kaybetmişti. Turan Emeksiz'in polis silahından çıkan bir merminin yerde sekmesi sonucu öldüğünü söyleyen Adlî Tıp'çılar, otopsi raporunu çarpıttıkları için Yassıada'da, Bayar ve Menderes ve 117 DP'liyle birlikte Ankara-İstanbul Olayları Davası'nda yargılanmış, raporun doğru olduğu ortaya çıkınca beraat etmişlerdi.
Cenazesi İstanbul'dan getirilip dördüncü mezara gömülen Nedim Özpolat da aynı gösteride ölmüştü. İstanbul Erkek Lisesi öğrencisi Özpolat, Yassıada Başsavcısı'nın sözleriyle “Heyecanlı mizacının ve vatanperverliğinin tesiriyle üzerinde nutuk söylediği hareket halindeki tanktan, diğer bir tanka atlarken ayağı palete takılmış ve paletler arasında kalarak can vermişti.”
Ve Anıtkabir'deki son mezara Harbiye birinci sınıf öğrencisi Sökmen Gültekin defnedildi. O da 27 Mayıs gecesi darbeye hazırlanırken elindeki Thompson silahın ateş alması sonucu kendini vurmuştu.
23 Ağustos 1988
28 yıl sonra Anıtkabir'de mezarlıkta tören mangası yine gençlerin mezarlarının başında. Geniş güvenlik önemleri altındaki gizli tören 28 yıl öncekine göre hayli sessiz ve sade. Gözü yaşlı aileler, çocuklarının kemiklerinin mezarlardan çıkarılıp poşetlere konuluşunu izliyor. Bir kanun çıkmış, Anıtkabir'de İnönü dışındaki tüm cenazelerin Cebeci Şehitliği'ne taşınması kararlaştırılmıştı. Esas sebep ise 12 Eylül'ün 27 Mayıs'la hesaplaşmasıydı. Politik nedenlerle buraya gömülen gençler yine politik nedenlerle şimdi buradan götürülüyordu.
Devletin onlarla işi artık bitmişti…(Kaynak: Anıtkabir'e gömülen protestocu öğrenciler: Yıldıray Oğur / Taraf 12.12.2010)
Yaşıtlarım ve daha büyükler oldukça iyi hatırlarlar.Bu günkü adı ile İhsaniye Mahallemizde halen eğitim öğretim faaliyeti sürdürülen Milli Egemenlik İlk Öğretim okulu 70 li yıllrada 27 Mayıs İlkokulu ismi ile aynı faaliyeti sürdürürdü.12 Eylül ihtilali 27 mayıs ile hesaplaşırken ,bu okulun ismini de unutmamış ve 27 mayıs milli egemenliğe dönüşüvermiştir.
Bolumuzda yaşayan bir çok kişi hatırlamıyor!Sevdiğim bir büyüğüm bir sohbet arasında bahsetmesi sayesinde benimde öğrenmiş olduğum ilginçliklerden biri de ,bu gün halen hizmet veren Kardelen Sineması tam önünde yer alan, sayın Murat Peçenek'in arşivinden çıkarmış olduğu bir kartpostal sayesinde açıkça görülen Teğmen Ali İhsan Kalmaz büstünün bu gün ortalıktan kaybolmuş olması.
Kim yaptırmıştır o büstü oraya ve daha sonra kimler kaldırmıştır?
Asıl önemlisi, nereye götürülmüştür biz zamanlar devlet töreni ile Anıtkabir'e gömülmüş olan Hürriyet Şehidinin büstü?
Bu gün halen var mıdır tozlu bir deponun bir köşesinde?
Yoksa 12 eylül'ün gazabından nasibini alarak yok mu edilmiştir?
Sırada ortalıktan kaldırılacak hangi heykeller veya büstler vardır?

Bu yazı toplam 783 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim