• BIST 107.206
  • Altın 143,247
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C

Hürriyet’i bıraktım

Nadir Garipoğlu

Aşağı yukarı 50 yılı aşkın bizim eve Hürriyet Gazetesi girer, Hürriyet okuruz. Güzel, renkli, magazinsel, bol ilaveli bir gazetedir.

Tanıdığım çoğu kişi de Hürriyet okur.

Hürriyet'in ticari faaliyetlerde bulunmasını ve yayın politikasını sahibi olduğu şirketlere göre yapmasını, yazmasını, yayınlamasını, halkı kendi şirket menfaatlerine göre yönlendirmesini asla tasvip etmemişimdir.

Tanıdığım çoğu kişinin Hürriyet okuması dolayısıyla, her şeyi Hürriyet gözü ile görür olduk.

Bana göre bir gazete bağımsız olmalı, medya haricinde hiçbir ticari faaliyette bulunmamalı.

Hürriyet o kadar çok ticari faaliyete daldı ki, neredeyse gazete şirket gazetesi oldu çıktı. (veya ben öyle hissediyorum.)

Mesela Petrol Ofisi.

Başka gazetelerden öğreniyoruz (tabii okuyabiliyorsak.) Şu kadar vergi cezası kesilmiş, şu olmuş, bu olmuş. Ama Hürriyet okuduğum için Petrol Ofisi olayını o kadar süsleyerek anlatıyorlar ki, sanki ceza değil de anlaşmayla, üstelik peşin olarak şu kadar milyon YTL'yi devlete gönüllü yatırıyorlar gibi; falan filan.

Bir de Dijitürk olayı var. Adamlar 2010 yılına kadar TFF ile anlaşmış, sözleşme yapmışlar. En zor zamanda kurulan bu Dijitürk şirketi, kuruluş aşamasında kimi zaman zarar, kimi zaman kar ederek Türk futboluna ciddi manada paralar ödemiş. Şimdi karlı duruma geçince Hürriyet grubu D-Smart diye bir şirket kurup sözleşmesi devam eden işe ben şu kadar milyon dolar vereceğim, onlarla sözleşmeyi fes edin diye ortaya çıktılar, kafaları karıştırdılar.

Hangi ticari, iş ahlakı ve kamu vicdanı bunu kabul edebilir ki.

İnanın bunlar ve bu tür yanlışlar beni Hürriyet'ten soğuttu. Bir de Emin Çölaşan mevzuu var ki, evlere şenlik. O yazarın kovulmasını ben muhalif yazılarından çok ticari kaygılardan olduğunu düşünüyorum. O yazıyor diye ilan vermeyen pek çok şirket biliyorum.

Bu arada Türkiye'nin petrol ithalatı ve akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili bir hikayeyi de burada yazmadan edemeyeceğim.

Türkiye 36 ülkeden petrol ithal ediyor. Bu ülkelerin kayıtlarına göre, Türkiye'ye gönderilen petrol miktarı 28 milyar dolar.

Türkiye'deki resmi kayıtlara göre bu rakam 9.3 milyar dolar. Aradaki fark 18,7 milyar dolarlık petrol gayri resmi giriş yapmış ülkeye.

Ve bu kaçak giren petrolün %60'ı Marmara bölgesinden Türkiye'ye girmiş.

18,7 milyar dolarlık kaçak petrol Türkiye'ye girmiş, dağılmış, satılmış. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı 28 milyar dolarlık petrol, bu petrol girmezse ülkede arabalar yürümez. Düşünün devletin kaybını.

Ben bu haberi Hürriyet'ten okumadım.

Türkiye'nin en büyük medya organı Hürriyet bunu bilmiyor mu? Neden tek cümle yok bu kaçakçılık hakkında.

Açıkçası Hürriyet'i bırakıp başka gazeteleri okumaya başlayınca ufkum açıldı diyebilirim.

Ülkede olup bitenleri daha başka gözle görebiliyorum şimdi.

Cumhurbaşkanının yanağını okşadı…

Kınıyorum bu olayı.

Biraz ciddiyet lütfen. Biraz da devlet terbiyesi. Dünya bizi izliyor. Hangi ülkenin

Cumhurbaşkanı böyle bir şeyle karşılaşmıştır.

Ne yaparsan yap olmuyor kardeşim, bu bir kültür meselesi.

Millet vekillerimiz gerçekten kültürlü, kaliteli, örnek insanlar mı? Bizim vekilliğimizi iyi yapabiliyorlar mı?

Vekillerimiz Bolu'ya geldiklerinde ilk işim yanaklarını okşamak olacak “sevgi aktarımında bulunmak için.”

Sayelerinde ülkemize yeni protokol kuralı geldi “sevgi aktarımı.”

Son günlerde beni çok mutlu eden bir olay oldu. Uzun yıllar için için hep arzu ettiğim bir şey vardı, oy verip meclise yolladığımız Bolu millet vekillerimizin ulusal medya organlarında yer alması, haber olması, onlara sorular sorulması, ulusal meseleler ile ilgili demeçler vermeleri hep görmek istediğim tabloydu.

Nihayet bu arzum birkaç gün önce gerçekleşti. TV'de bir de baktım ki Bolu Milletvekilimize sorular soruluyor. Ertesi gün gazetelerde yine milletvekilimizle ilgili haberler.

Ama işin gerçeğini öğrenince, değil sevinmek büyük üzüntü duydum. Benim hayalim ülkemiz ve Bolu'muzla ilgili konularda bangır bangır sesini duyuran bir vekildi, yaptığı yanlışlıklarla kendi partisine red oyu veren ve basında gündeme gelen değil.

Çünkü bizim millet

vekillerimiz hem genç, hem de yüksekokul mezunu.

12.09.2007

Bu yazı toplam 757 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim