• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C

İblisin iblisçe beyanatı

Hasan Dinç

Gazetemiz haber servisinin değerli elemanlarından Zeki Ercivan, şehrimize bir konferans için gelen Dr. Senai Demirci ile çok önemli ve de o kadar ilginç bir röportaj yaptı. Bu röportaj, geçtiğimiz Çarşamba günü gazetemizde yayınlandı. Röportajın içeriği gerçekten çok kişinin dikkatini çekti, bir o kadar da tepki topladı. Bir cemaatin yıllarca toplumdan gizlemeye çalıştıkları inanç anatomilerinin açıkça ortaya konulduğu röportajda, en dikkate değer ifadelerinde Dr. Senai Demirci şöyle demektedir. “Faşizm benim belalım. İblisi Şeytan yapan tercih faşizmdir. Şeytan İblistir önce, Bir günah işleyip Şeytan'a dönüşmüştür. Bütün günahlar oradan doğmuştur. Şeytan'ı Şeytan yapan şey ırkçılıktır. Daha doğrusu milliyetçiliktir. Irkçılığı milliyetçilik diye yutturdular bize. Şu an Türkiye'de uygulanan milliyetçiliğin tamamı açık ırkçılıktır. “Şeytan ne mutlu ateştenim” demiştir. Biz bugün ne diyoruz. “Ne mutlu Türküm diyene.”

Bu sözler üzerine değerli gazetecimiz kendisinin çok ileriye gittiğini hatırlatırcasına şu soruyu yöneltir: “Bu sözler sizin başınızı derde sokmaz mı? Hem de ülkede bu kadar taraflaşmanın olduğu bu dönemde.” Çok kahraman Dr. Senai Demirci'nin cevabı yine önemli, yine ilginç ve de Cumhuriyetle hesaplaşma üzerinedir. Dr Senai Demirci, “Bu ülkede yaşıyorsak şu an cesur insanlar sayesinde yaşıyoruz. Ne mutlu Türküm diyene hesaplanmış bir durum, insanlar Kürt ve Alevi oldukları için bombalanmış. Türklerin kafatasları ölçülmüş. Ne mutlu Türküm diyene sözü masum olsaydı gidip de Kürtlerin karşısına yazılmazdı.” diyerek içindeki geçtiğimiz seksen yıla olan kinini gizleme ihtiyacı duymadan kusmakta, kokusunu çevreye yayma pahasına irinini akıtmaktadır.

Dr. Senai Demirci'nin İblisle ilgili söylediği husus Kur'an-ı Kerim'de aynen şöyle ifade edilmektedir: “Hani Rabbin meleklere muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim demişti. Onlar da biz seni şükrünle yüceltir ve takdis ederken orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Dediler. Allah şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim dedi. Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip eğer doğru sözlüyseniz bunları bana isimleriyle haber verin dedi. Melekler Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hâkim olan ancak sensin, dediler. (Bunun üzerine) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Âdem onların isimlerini meleklere anlatınca: Ben size, muhakkak gökte ve yerde görülmeyenleri bilirim. Bundan da öte gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? Dedi. Hani biz meleklere ve cinlere Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı. Böylece kâfirlerden oldu. (Bakara/ 30.31.32.33.34. ayetler)

“Andolsun sizi yarattık, Sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! Diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? İblis ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi. Allah: Öyle ise “in oradan!” Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Çünkü sen aşağılıklardansın! Buyurdu. İblis bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi. Allah: Haydi sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu. İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın dedi. Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım! (A'raf / 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. ayetler )”

Şimdi bu ayetleri konu ile ilgili diğer bazı ayetlerin mealleriyle genişletelim. Önce şu ayetin anlamına bakalım: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlare ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir. Her şeyden haberdardır. (Hucurat/ 13 ayet)” Sonra da şu ayete bakalım: “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları çeşitli nakil vasıtaları ile karada ve denizde taşıdık. Kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık. (İsra/ 70. Ayet)” Sonra da şu ayetlere. “Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkında tasalandı ve onları korumak için ne yapacağını bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, azapta kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler. (Ankebut / 33. ayet)”, “Nuh dedi ki: Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum sen de bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! Diye seslendi. Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi. Nuh Bugün Allah'ın azabından merhamet sahibi Allah'tan başka koruyacak kimse yoktur dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu (Hu'd/ 41.42.43.ayet)”, “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse biliniz ki Allah öyle bir millet getirecektir ki O onları sever, onlar da O'nu severler. O millet müminlere karşı mütevazı ve kâfirlere karşı heybetlidirler. Yine bunlar Allah yolunda savaşırlar ve kınayanların kınamalarından korkmazlar. Bu Allah'ın dilediğine verdiği lûtfudur. Allah'ın lutfu ve ilmi geniştir. (Maide/ 54. ayet)

Bu ayetlere daha nicelerini ilave etmek mümkündür. Ancak, verilen örnekler bile maksadın anlaşılmasına yeterli olduğu için konuyu uzatmaya gerek yoktur.

Allah Evrende birçok varlık yaratmıştır. İnsanoğlu bu varlıkların çoğundan üstün kılınmıştır. Ama, insanoğlundan üstün kılınan varlıklar da vardır. İnsanlar aynı ana ve babadan vücut bulmalarına rağmen, Allah onları dilleri ve renkleri ayrı ayrı olan kavim ve kabilelere ayırmıştır. Bunların Allah yanında birbirlerine üstünlükleri yoktur. İnsanların bir kavme ya da kabileye mensup olmaları onların diğer kabile ve kavim mensuplarından üstün olmaları için bir sebep değildir. Hatta peygamber ailesine mensup olmak bile üstünlük sebebi olmamaktadır. Allah yanında insanların üstünlüğü takva (Allah'tan korkmak) iledir. Kavimlerin Allah yanında üstünlükleri ancak inkârcılara karşı korkusuzca savaşmaları ve müminlere karşı alçak gönüllü olmalarıyladır. Ayrıca inkârcıların kınamalarına karşı dayanıklı olmalarıdır. 1400 yıllık İslâm tarihi incelendiğinde, bu özelliklere sahip olarak Türk Milletinin öne çıktığına başta Merhum Elmalılı Hamdi Yazır olmak üzere bütün saygın müfessirler müttefiktirler.

İblis mayasının ateş olması nedeniyle, gurur ve kibire kapılarak Allah'ın emrine karşı gelmiş, küfre sapmış, ebedi olarak huzurdan kovulmuş ve cehennem onun yurdu olmuştur. Dr. Senai Demirci'nin söylediği anlamda Faşist, milliyetçi ve de ırkçı olması Şeytanlığının Kur'an-î sebebi gösterilmesi açık bir İblisçe saptırma gayretidir.

Türk milliyetçiliği eşitler arasında üstünlük mücadelesi değildir. Türk milliyetçiliği üstünlükleri kendinden menkul bir kısım milletlerin yurdumuzu işgal etmeleri, milletimizin egemenlik haklarını tanımamaları ve devletimizin her türlü devlet olma haklarını askıya almaları sonucu doğmuş, sözde üstünlerden bağımsızlığımızı ve eşitliğimizi talep etmek arzusundan kaynaklanmıştır. Geçmiş tarihlerimizden bu yana milletimiz tebamız olan bütün kavim ve kabileleri milli varlığımızın eşit bir parçası kabul etmiş, aile içi huzursuzluk sebebi oluncaya kadar kendilerine farklı hissedecekleri bir tavır göstermemiştir. Buna beş bin yıllık tarihimiz şahittir. Kim ki Türk milliyetçiliğini bunun dışında anlar ve onu ırkçılık olarak itham ederse, onun bu ithamı mutlak başka sebeplere ya da kuyruk acılarına dayanmaktadır.

“Ne mutlu Türküm diyene” sözüne kafayı takarak bundan ırkçılık anlamı çıkarmak ve de milletimizi bununla itham etmek eğer bir yerlerden yemlenmenin bir sonucu değilse, dünya gerçeklerine kafa ve gönül perdesini çekme anlamı taşımaktadır. Allah'ın bana lütfettiği kimliği mutlulukla karşılamak mı, yoksa reddetmek anlamında o kimlikten kaçmak mı daha anlamlıdır?

İblis her türlü dini ve milli değerlerimizi istismar ederek milletimizin derin vicdanında gedikler açmayı, şüphe ve vesvese vererek yanlışa gittiğimiz kanaatini yayarak, milleti birbirine düşürmeyi ve siyasi çıkarlarını gerçekleştirmeyi hesaplayandır. Kur'an- ı Kerim'in açık hükümlerini bile tahrif ederek Müslüman milletimizi yanına çekerek siyasi hesaplar yapan, Alevi ve Kürtleri kendileri üzerinde ırkçılık yaptığımız kışkırtması ile devlete başkaldırmayı, bu devleti ve rejimi çökertmek için planlarının bir parçası sayanların sözleri, her türlü iğrençliğin ötesinde İblisin İblisçe beyanatlarından başka bir anlam taşımamaktadır.

Belediyemizin bu türlü kişilere kucak açmasını ve konuşmalarını finanse etmelerini elbette milletimiz değerlendirmeye almaktadır. Ancak, dinimiz açısından açık hezeyan sayılan bu beyanatlara Merhum Rıfat Börekçi hocamızın gayret ve himmetleriyle kurulan Diyanet İşleri Başkanlığımızın Bolu'daki temsilcilerinin sessiz kalmalarını hiçbir şekilde izah etmek mümkün değildir. Lütfen Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Rıfat Börekçi hocamızı ebedi istirahatgâhlarında rahatsız etmeyelim.

06.04.2010


Bu yazı toplam 1855 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim