• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

İçimizdeki kurt

Mustafa Namdar

Hani hep söylüyoruz ya, sevgi paylaştıkça büyür. Laf o, laf! duyun dinleyin de inanmayın. Hiç olmayan birşeyin paylaşımı olur mu?..

Somut ve soyut kavramların günümüzde çok kullanıldığı bilinen gerçek. Bugün paylaşılacak bir pasta ortada duruyorsa, ondan, nasıl olur da en büyük dilimi ben alabilirim düşüncesini harekete geçiren bir kurt dolaşıyor gibi içimizde. Bu durum, çalışma hayatımızda ortak olan herşeyin kullanımında, hakların ve makamların paylaşımında böyle gelişiyor. En çoğu, en yücesi, en iyisi benim olsun bencilliği...

Hani her dönemde yeni kuşağa öğretilmeye çalışılan helal kazanç, hak, hukuk, adalet ve eşitlik kavramlarını içimizde kurt sanki kemirip yok ediyor. Bu durum, dün de böyleymiş, bugün de. Sanırım gelecekte de değişmeyecek. Akıllı ve kurnaz çatışması. Akıllı; üretecek. Kurnaz; kullanacak... Böyle olmasaydı, hocanın dediğini tut, gittiği yoldan gitme deyimi günümüzde geçerli olur muydu?

Ortaklığın getirisi olan sosyal ve ekonomik gücü görmezden gelmemizin büyük nedeni, içimizdeki kurdun güven duygumuzu, barışık olma sevdamızı, biz kavramını yiyip bitirmiş olmasındandır. Söylemlerde ortak aklın başarıdaki rolü çok güzel anlatılmış olmasına karşın, uygulamada ortak aklın ürününü ortaya çıkarıp koymakta zorlanıyoruz. Neden? Çünkü yorumlar, şartlanmışlık içinde oluyor.

Ortak olan değerlerin kullanımında eşitli düşüncesi, bencilliğin gölgesinde kalıyor. Benim dediğim doğru, ben bilirim ve bizden değil kavramlarında şartlanmışlık.

Hani demokrasi, kurallar manzumesiydi. Hani çok akıl bir arada olursa, doğru olan bulunurdu? Hani demokrasi hangi ideolojide olursa olsun, düşüncesini açıkça dile getirme özgürlüğüydü? Öyle olsa, farklı düşüncelerin görüşlerini süzgeçten geçirir, akan damlacıkları bir havuzda toplayarak, uygulamaya koymaya çalışırdık.

İçimizdeki kurt buna da engel oluyor.

Güven ve barışık olma duygusunu, şartlanmışlık ortadan kaldırıyor. Spor, beden gelişimi ve ruh sağlığı için yapıldığı bilinmesine karşın, bu etkinlikleri aktif olarak yapanların, fanatik tarafları olmanın getirdiği şartlanmışlık değil midir, karşı takım oyuncu ve seyircisine düşman gözüyle bakıp, benliğimizi kavrayan intikam hırsıyla “Ölmeye geldik” diye, avazımızı çıkarabildiğimizce bağırtan...

Sporda böyle de, başka konularda durum farklı mı? Tek kitabın etrafında toplanan inanç birliğindeki gruplaşmalar, cemaatler, tarikatlar neyin nesi? Memleketin kalkınması, milletin huzur ve güveni, yaşam kalitesinin yükseltilmesi için adına politika denilen oyunun, oyuncu ve taraflarında durum farklı mı?

Bütün yollar Roma’ya çıkar düşüncesinde siyaset içinde oluşan görüşler de her eylem ve söylem bu ülke insanının mutluluğu için oluyorsa, bu kavga niye?

Politik birlikteliklerin oluşumunda, bizden sizden şartlanmışlığını kaldırabilsek. Karşıt düşünceleri dinleyip yer verebilsek. Alınan bir dizi kararlarda alternatif düşüncelere de birazcık yer açabilsek. Olayları duygusal değerlendirmek yerine, mantık terazisinde tartabilsek. En azından insan olduğumuzu düşünüp aklı öne çıkarabilsek. Gene de bu kavga, bu kaos, bu karmasa, bu güvensizlik olur muydu?

Aynı kulvarda aynı hedefe ve aynı mutluluğa koşanların birbirini çelmelemesi, içlerindeki kurt mudur???

İçimizdeki kurt sağlığımızı tehdit ediyor, bir fark edebilsek...

08.07.2009

Bu yazı toplam 276 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim