• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

İftira ve yalan fert ve toplum vicdanını kirletir..!

Mustafa Öz

            18.06.2004

Yalan: Olmuş bir olayın; çarpıtılarak anlatılması veya hiç olmamış bir olayın olmuş gibi anlatılmasıdır.

Yalan, fertler arasındaki güven duygusunu ortadan kaldırır. Aileleri parçalar, insani ilişkileri, yardımlaşma duygusunu, saygıyı ve sevgiyi yok eder. Güvensizlik doğurur, toplumda huzursuzluğa yol açar, birçok masum insan söylenen yalanlardan zarar görür, sıkıntıya düşer.

İftira: Yalanın belki de en zararlısıdır. İnsanın şeref ve haysiyetini hedef alır. İyi olanı kötüler. Aslı olmadığı halde olmuş gibi, görmüş gibi anlatılır. Bu yalan (iftira) kolay kolay onarılmaz. Hem kişiyi hem de toplumu rencide eder, yaralar.

İnsanı küçük düşüren davranışların en çirkini ve kabul edilmezi "İFTİRA"dır.

Atalarımız "Yalan ile insan bir yerde durmaz" demiştir. Yalan söyleyen insanda ne vefa olur, ne de ar, şeref olur. Bu tür insanlardan daima uzak durmak gerekir.

İnanan insanın yalan söylemesi PUTLARA TAPMAK gibidir. Yalan insanı eğriye sevk eder. Onun için Kur’an "Ey iman edenler, Allah’tan korkunuz ve doğrularla beraber olunuz" diye emir vermektedir.

İnsan doğru söyledikçe iyiliğe gider, yalan söyledikçe de kötülüğe doğru gider. Yalanla kazanılan para, şan, şöhret, mevkii, makam insana hayır getirmez.

İftira ederek, karalayarak, insanı küçük düşürerek bir yerlere gelmek, bu durumlardan istifadeye kalkmak alçaklıktır.

Peki her yalana, her iftiraya inanmalı mıyız?.. İnsanoğlu kendi başına gelinceye kadar...Ya öylemiymiş...vay be, bunu nasıl yapar...vay be hakikaten öyle mi...Bunu o insandan hiç beklemezdim. Yapmıştır kardeşim deyip geçersek...Toplumda YALAN ve İFTİRA kampanyası başlatanlar çoğalır. Birgün kendimiz de kolayca YALAN ve İFTİRA kampanyasının altında kalabiliriz.

Toplumsal yapımızın güçlenmesi için; yalansız, dolansız, iftirasız, dosdoğru insan yetiştirmeliyiz. Dürüstlüğü bayrak yapmalı ve bu tür insanları örnek alarak korumalıyız. Aksi takdirde vicdanı körelmiş insanlar çoğalır ve kanser hastalığı gibi bizi kısa sürede öldürür.

Özellikle sorumlu mevkide olanlar, yöneticiler, siyasetçiler çok dikkatli olmalı; yalana, iftiraya prim vermemeli, yalancının mumunu yatsıyı beklemeden söndürmeliyiz.

Yalan söyleyene İŞTİRAK etmek, ona prim vermekte en az yalancı kadar suça ortak olmak değil midir..?

TÜRKİYE DEMOKRATİK AÇILIMLARA DOLU DİZGİN GİDİYOR...

Ülkemiz, dünyadaki globalleşmenin iletişimde gelinen sonuçların gereği olarak: her alanda bir değişim yaşıyor. Bu durum sadece bizim ülkemize has bir sonuç da değil. Bizdeki hızlı değişimin en önemli diğer sebebi ise AB kriterleri (KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ) ne uyum amacıyla çıkarmış olduğumuz yasalar ve anayasa değişikliğinden kaynaklanıyor.

İnsanoğlunun özgürlükteki son noktasının sınırı yok. Ancak toplumsal yaşamanın bireylere yüklediği kurallar ve sınırlamalar var.

Ülkemizdeki bu düzenlemelere herkes gibi aksi ispatlanıncaya kadar ben de alkış tutuyorum. Ancak özgürlük kavramı kutsal bir kavramdır. Bu kavramın sulandırılarak; toplumda yeni kırgınlıklara ve kaos ortamına, bölünmelere de yol açmaması gerekir.

Türkiye’de; toplumu derinden etkileyecek bir ETNİSİTE sorunu dün de yaşanmamıştır. Bence bugün de yoktur. Ancak gerek dışardan, gerekse içerden kötü niyetli kişilerce TÜRKİYE’de sanki YUGOSLAVYA’da olduğu gibi bir etnik sorun varmışçasına yaygara koparılmaktadır. Kürt sorununun var olduğunu ilan edenlere soruyorum. Bu kadar şehit verildi, masum insan öldü, hiçbir yerde KÜRT-TÜRK çatışması olduğunu gören, bilen var mı...!oldu diyen hem yalancı, hem şerefsizdir.

Özgürlüğe sahip olmak kadar, onu kullanmasını bilmek de önemlidir. Hürriyetin değerini bilmeli, onu korumalıyız...

Bu anlamda siyasetçilere, işbirlikçi basın mensuplarına; insan kaynakları savunucularına, geçmişten ders almamakta ısrar eden PKK yandaşlarına ve bu büyük ülkede hep birinci sınıf vatandaş oldukları halde etnik kimliklerini ön plana çıkarmak suretiyle bir anlamda kendilerini aşağılara doğru itenlere büyük görev düşüyor. Bu büyük milletin mensubu olmakla övünmelisiniz. Ya Irak vatandaşı olup da olmadık işkence ve işgale uğrasaydınız.. O zaman ne olacaktı? Hem özgürlüğün tadını, hem de bu güzel vatanın tadını birlikte yaşayarak mutluluk içinde çıkaralım.

Tarihi iyi anlamak ve geleceğe alınacak dersle ışık tutmak gerekiyor.

Bu yazı toplam 380 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim