• BIST 82.270
  • Altın 147,180
  • Dolar 3,7763
  • Euro 4,0329
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

İki kitap

Hasan Dinç

Uzun zamandır okuduğum iki kitabı tanıtmak ve bu kitaplar hakkındaki kanaatlerimi sizlerle paylaşmak istiyordum. Ancak, üst üste gelen önemli gelişmeler, bu isteğimin gerçekleşmesine engel oldu. Bu önemli gelişmeler hakkındaki düşüncelerimi yazmak durumunda kaldığım için, kitaplarla ilgili yazı yazma isteğimi ertelemek zorunda kaldım. Haftalık yazı yazmanın önemli zorluklarından biri işte budur. Gelişen bir konu ile ilgili yazı yazmadığınızda, ertesi hafta artık o konu için yazmak çok geç olmakta, konu bayatlamakta ve okuyucunun gündeminden düşmektedir. İşte bu nedenlerle okuyucularıma tanıtmak istediğim iki kitapla ilgili yazım bugüne kadar gecikti.

Fakat gecikmeli de olsa okuyucularıma bu iki kitabı tanıtmanın mutluluğunu duymaktayım.

HAZAN SENFONİLERİ

Size bu hafta tanıtmak istediğim kitaplardan ilki HAZAN SENFONİLERİ adını taşımaktadır. Şairlik şöhreti yöresel sınırları aşan ve günümüz Türk Edebiyatının önemli isimleri arasına girmiş hemşerimiz Tuncay DEMİR'İN son şiir kitabı. Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi tarafından yayınlanmış bu kitap, içeriği bir tarafa basım tekniği ile göz zevkimizi okşayan güzellikleri de taşımaktadır. Diğer faaliyetleri tartışıla dursun, Sayın Belediye Başkanı Alaaddin YILMAZ'IN sırf bu kültür hizmetleri bile benzerlerine üstünlük sağlamaktadır.

Tuncay Demir bir öğretmendir ve onun öğretmeni olmaktan da onur duymaktayım. İlk hizmete başladığı 1980'li yılların başlarında Türkiye PKK terörünün hız kazanmaya başladığı günleri yaşamaktaydı. O böyle bir zamanda görev yaptığı Hakkâri'de her türlü ihaneti yerinde görme fırsatını yakalamış, çoğu kez de tehlikeyi çok yakınında hissetmiştir. Buna rağmen yılmadan görevine şevkle devam etmiş, bizimle irtibatını sürekli mektuplarla temin etmeye çalışmıştır. Tuncay'ın memleket sevgisi, aldığı aile ve okul eğitiminin yanında, ilk görev yıllarında yaşadığı bu şartlardan oluşmuştur.

Tuncay DEMİR şiir yazmaya o yıllarda başladı. Kısa sürede çıraklık ve kalfalık dönemini tamamladı. Şiirleriyle kendini kanıtlayıp ustalığını kabul ettirmesi çok zaman alsa da, bu mücadeleden başarıyla çıktı. Şimdi onun şiirlerini zevkle okuma fırsatını yakalamış bulunuyoruz. Bize bu zevki tattırdığı için bir öğretmeni olarak kendisine teşekkür etmekteyim.

HAZAN SENFONİLERİ Tuncay'ın son kitabı. Bu kitabı, kendisini ziyarete gittiğimde Sayın SİYAMİ PALAZOĞLU bana takdim etti. Bir çırpıda okudum. Ben de Tuncay gibi köy çocuğuyum.

Tuncay kitabında 10-12 yaşlarındaki köy hayatını anlatmış. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitabın her şiirinde ve her şiirin satırında kendimi buldum. Tasvirleri, tahlilleri ve gözlemleri çok kuvvetli. Çevresindeki her insanın hareketlerine yön veren iç dürtüleri iyi yakalamış. İfade ve Türkçeyi kullanmada ulaştığı ustalığı, bir Türkçe öğretmeni olarak takdirle karşıladığımı ifade etmek isterim.

HAZAN SENFONİLERİ birbirini takip eden on bir senfoniden oluşmaktadır. Her bir senfoni, kır hayatının başka bir yönünü ele almakta, ele alınan her konu sizi usta bir şairle karşı karşıya bulunduğunuz izlemini vermektedir. Türkçenin güzel işlendiğinde, nasıl sanat dili olduğunu senfonileri okuduğunuzda bir kez daha anlamaktasınız.

Kitapta anlatılanlardan beni en çok etkileyen şiir, kendi mesleğimle ilgili olduğu için mi nededir bilmem, dokuzuncu senfonide anlatılan Kemal öğretmen olmuştur. Tamamıyla doğru olduğuna gönülden inandığım Kemal öğretmen tipiyle Tuncay öyle bir yaraya parmak basmış ki, okuyanların niye çağı yakalayamadığımızın cevabını bu öğretmenin kişiliği ile bulacaklarını sanıyorum. Senfoni uzun olduğu için buraya almam ve sizlerle paylaşmam mümkün değildir. Ancak, birkaç mısra da olsa Kemal öğretmeni anlatan kısmı yazmak istiyorum.”Sonra/ asık suratı/ ayların uykusuzluğundan kızarmış gözleri/ gebeş karnı/ ve akşam içtiği rakının/ sigaranın/ üzerine sinen kokusuyla/ Kemal öğretmen/Akşamdan kalma gözleriyle süzerken sınıfı/ korkarak kalkar ayağa/ ve o korkunun gücüyle başlanır/ hep bir ağızdan andımız söylenmeye” ve sonra şiirin şu bölümü “yılların sigara dumanının/ kirli sarı renge boyadığı/ sağ elin işaret parmağı/ uzandığı çocuğu fırlatır yerinden/ ve /kısık bir sesle sorulur/ kerrat cetveli/ hem de karışık/ üç kere beş/ on beş/ dört kere sekiz/ otuz iki/ beş kere altı/ otuz/ üç kere altı/ üç kere altı/ eeee…/ bir anda iner kızılcık sopası/ sarı saçlı/ çelimsiz oğlanın başına/ ve art arda iner/ hışımla iner/ ve indikçe iner/ ve on sekizi bulmadan/ tamamı on sekiz olmadan durmaz/ ruhunun derin dehlizlerinde duyar sancıyı/ sarı saçlı oğlan/ üç kere altının/ on sekiz ettiğini bilmeyen/ ağır suçlu çelimsiz oğlan/ her vuruşta aklına kazınır acı/ ya sınıf ortasında/ dostun düşmanın önünde yediği/ on sekiz sopanın utancı/ bilinmez/ nerede/ nasıl biter bu sancı” Ve can alıcı bölüm şurası “ ve hakkıgilin fahrettin/ kuru teneke de denilen/ ince/ uzun boylu fahrettin/ çoktan düşmüştür sebenin yoluna/ fahrettin tay/ fahrettin ateş/ fahrettin çakı/ bir saate varmadan girer kapıdan kan ter içinde/ elinde üç tane kiloluk rakı/ emaneti sessizce müdür odasına bırakır fahrettin/ kemal öğretmen de dersi”

Tuncay'ın bu kitabında dikkati bir başka noktaya da çekmek istiyorum. Tuncay kendi muhitinde kullanılan ve şimdilerde kullanımdan düşmüş birçok kelimeye yeniden hayat vererek diriltmeye çalışmış ve de bunda büyük başarıya ulaşmıştır. Dilimizin kelime zenginliğini muhafaza etmesi yönündeki bu gayreti de her türlü takdirin üzerindedir. “Yare bergüzar göndermek, börttürmek, bıçağı zağlamak,Karakahya bıçak, zelve, konuşanın kâle alınması,pösteki, sükkâm, işlemeli mücreme,anaların sokraması, ayıngaların savrulması, aynına kan yaş dolması, eynine kılıç değmesi, üleşmek, boduç,bünet kapısı, zortiş, üvendire, bokça, gubuz, zanta, kılçan, kerç, tafra, saya, arnaç, kümele, ponça ve hençep” benim kısa bir göz gezdirmeyle tespit ettiğim bu tür kelime ve deyimlerdir.
Tuncay Demir şiirlerine neden senfoni adını koyduğunu anlamadım. Kendine göre bunun bir açıklaması elbette vardır. Ancak, bu açıklamayı kitabının önsözünü yazarak okuyucularıyla paylaşsa daha iyi olurdu. Ayrıca kitabın dizgi ve tashihi de kendi tarafından yapılmış. Günümüz yazım kurallarına niye uyulmadığını da anlayamadım. Bunun da okuyuculara açıklanması gerekir.

Tuncay Demir'e çalışmalarında başarılar diliyorum. Eserlerinin Türk Edebiyatını zenginleştireceğine ve gelecek nesillere örnek olması için çok yakınlarda ders kitaplarına gireceğine gönülden inanıyorum. Onu her yönden destekleyen Bolu Belediye Başkanlığını da yürekten kutluyorum. Bence, Tuncay Demir'in bu yöndeki çalışmalarına belediye dışından da bazı kişi ve kurumların destek olması onları gelecekte ölümsüz kılacaktır.

Bu hafta tanıtmasını yapacağım ikinci kitap için yer kalmadı. Çok yakın bir gelecekte söz verdiğim gibi o kitabı da okuyucularıma tanıtacağım. Bu nedenle Emekli Kurmay Albay Osman Akagündüz Beyefendiden özür diliyorum.

13.04.2010
 


Bu yazı toplam 1725 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim