• BIST 90.687
  • Altın 214,244
  • Dolar 5,3790
  • Euro 6,0941
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 9 °C

İki konu, iki cambaz

Yüksel Gültekin

            22.08.2005

Avrupa Birliği’ne girme sürecinin eşiğinde, 7 milyon insanı internet kullanan, yarısından fazlası genç olan nüfusuyla 21. Yüzyılda aydınlığın bir yüzü olmaya aday, modern, çağdaş, Atatürk’ün tabiriyle muassır medeniyete olanca hızıyla koşan Türkiye Cumhuriyeti’nde hala sizin gibi politikacıların varlığını içime sindiremiyor ve parlamenter demokrasi adına her geçen gün kan kaybetmemiz, doğrusu beni ve düşünenleri derinden yaralıyor.

1960’ların siyasetinde, sizin gibi politikacılar revaçtaydı. 1970’lerde ve 80’lerin başında da siz vardınız. Ama Türkiye rahmetli Turgut Özal’la hiçbir şey yapamadığı iddia olunsa bile, siz ve sizin gibi politikacılardan kurtulma şansını yakaladı.

Sizin hiç toplum bilimiyle ilgili, sosyal politikalarla ilgili kitap okumadığınız konusunda bir kanaatim var benim. Yine ben sizin memleketin ciddi meseleleriyle ilgili fikir sahibi olmanıza yetecek ne yazılı, ne de görsel bilgiye sahip olmadığınız konusunda bir zanda bulunacağım.

Siz, iktidar olup toplumu kurtarmaya aday bir partinin il başkanısınız ama, maalesef ekonomik olarak kendinizi kurtaramadığınız ortada.

Dünya değişti beyim... Fötr şapkanın gönderilip, oyların alındığı dönem bitti. Sizin gibi paket parti kuran politikacılar ve zihniyet, tarihe karıştı.

Diyeceksin ki; öyle de ben niye il başkanıyım? Beni kim, niçin seçti? Vallahi ben de bunun içinden çıkamıyorum ya... Sen hala bu birikiminle, böyle bir siyasi partinin başındasın ya, sana helal olsun. Seni oraya getirenlere yazıklar olsun.

Şimdi soracak sevgili okuyucular, yahu bu adam kim, diye... Yoo onu söyleyemeyeceğim. Çünkü o kendini çok iyi bilir.

* * *

Yazımın ikinci bölümünde güzel şeylerden söz etmek istiyor, bir erdemli hareketi sizlerle paylaşmayı arzu ediyorum.

İki hafta önce bu satırlarda Sedaş Prefabriklerindeki zor yaşam mücadelesi veren insanlardan söz etmiştim. Memnuniyetle gördüm ki, yazımdan sonra devletin şefkat ve merhamet eli, Sayın Vali aracılığıyla bu insanlara uzandı. Yazımdan sonra demek belki de çok doğru değil. Önemli de değil. Önemli olan, bizimle aynı havayı soluyan bu insanların sıkıntılarının bir nebze olsun dinmesi. Küçük, çok küçük de olsa bir katkım oldu ise ne mutlu bana.

Beni üzen ise, tamamen iyi niyetli yazılan bu yazının bazıları tarafından, yerel basındaki küçük hesaplara alet edilme çabası. Bu köşeyi okuyan herkes bilir ki, bu kalem hiç eğilmez, bükülmez. Hep doğru bildiklerini ve inandıklarını yazar. Başka gazetelerde yazarken de öyle yazdı, şimdi de öyle yazmaya devam ediyor. Yani; aklı, fikri ve vicdanı hür olarak. Bunun aksini iddia edenler ispatla mükelleftirler. Cılız sataşmalar, iki kareye sıkıştırılmış laf cambazlıkları bizim cevap vermemize değmez. Yalnızca bize cevap vermeye yüreği yetişmeyenlerin taşeron tutmaları, o taşeronlar adına bizi üzer. Cesareti olan meydana çıksın. Hodri meydan.

Saygılarımla...

Bu yazı toplam 183 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim