• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

İKİ PEHLİVAN BECİKLE, NECİP

Serkan Erkan

Boluspor 'da ne var ne yok? Kimler neleri konuşuyor. Kimler neler yapmıyor.
Bu hafta bunları biraz irdeleyelim.

İlk önce Boluspor kulübündeki mali krizi her zaman ön plana çıkaran başkan Çarıkçı; Boluspor'a kaynak bulmak için baya caba sarf ediyor. Hatta kulüp içersinde reklam departmanı kurarak profesyonelce çalışmaya çalışıyor.

Lakin yönetim kurulu üyelerinin bu işe ne kadar zaman ayırdıkları muamma. İşini yapanlara kendilerini ön plana atarak kulübe kaynak bulanlara lafım yok. Ama “Bacağımda kıl döndü, misafirim geldi, Almanya'dan amcaoğlu geldi, ev arıyorum” vesaire vesaire gibi ;bahanelere girenleri bir uyarıda bulunma zamanı geldi de geçiyor.

Şahit olduğum bir olaydan dolayı bu konuyu gündeme getirdim. Kulüp yöneticisi ve her görevi laikiyle yerine getiren Seçkin Kavarna şuan kulübe gelir bulmakla meşgul. Reklam konusunda var gücüyle çalışmakta olan Kavarna telefonla ulaştığı yöneticilere “oraya gidelim, buraya gidelim para bulalım” gibi serzenişlerde bulunmasına rağmen kime telefon açtıysa yöneticilerin bahaneler üretmesi beni epey rahatsız etti. Bu kulüp için yönetici sıfatı ile orda burada ahkâm kesenlerin kulüp menfaatlerini de göz önünde bulundurmaları şart. Her kes işini ve verilen görevi harfiyen ve gönülden yaparsa başarı yakalanır ancak. Kıssadan hisse dersek “Çürük elmalar ya aşılanmalı ya da koparılmalı.”

Transfer dedikoduları…
Şimdi gelelim transfer haberlerine orda burada “yok o futbolcu gidecek, bu kalacak onu gönderecekler” gibi gereksiz ama; gündemi oyalayıcı bir sürü asparagaslar dolaşmakta.
Asparagas diyorum çünkü Boluspor kulübü çıkan haberleri sitesinden yalanladı. Derler ya “Koskoca adam yalan söyleyecek hali yok” diye “koskoca kulübün'de yalan söyleyecek hali yok herhalde!

Peki neden bu tür haberler çıkar; Birinci şık Haber bulamama ve güncelliği korumak adına gazetecinin yaptığı ayak oyunlarıdır.
İkinci şık ise yönetim içerisinde futbolculara gözdağı vermek için yapılan maksatlı ayak oyunlarıdır.
Benim bildiğim bu tür top çevirmeler sahada olur…

Son bomba Veysel amcaaaa
Birde şu an gündemde Veysel Cihan amca dolaşmakta. Buyur buradan yak. Benim bildiğim Transfer komitesi böyle bir yanlışa girmez. Eğer girerse Veysel i 34 yaşıyla bu takıma alır ve oynatırsa! Bende 38 yaşında bir zat olarak oynamak isterim.

Buradan transfer komitesine sesleniyorum, bonservis sorunum yok ve üstüne de para veririm. Boluspor'un Şanlı formasını giymek isterim.
Kim istemez ki? Yeni bir hikâye… okuyun, seveceksiniz. Kısaca bahsedeyim isterseniz.

BECİKLE İLE NECİP

Yılar önce Anadolu'da iki köy varmış. Bu köylerde iki büyük pehlivan yaşarmış. Bunların rekabeti iki köyü birbirine düşürmüş. Pehlivanların birinin ismi Becik diğerinin ise Necipmiş. Aralarında nedeni bilinmez bir rekabet varmış. Tabi rekabeti kızıştırmak için cazgırlar bu iki yiğidi birbirine düşürmeye çalışırlarmış.
Her ortamda bulunan cazgırlar başlarlarmış maniye: Erler çıktı meydana, biri birinden merdane, biri ak, biri kara mevlam her birine kuvvet vere. Bu meydan er meydanîdir, aslanlar gibi kapışın ya becik, ya Necip.

Tabi bu gazı alan Becikle ile Necip birbirleriyle her ortamda el ense yapar dururlarmış. Hatta güreşler sonrası birbirlerine ödül bile verirlermiş. Tabi o zamanlarda ödül kupa falan değil olsa olsa tencere ve tavalarmış.

Yıllar geçmiş ikisi de güreşi bırakmaya karar vermişler.
Bunun üzerine Köyün ileri gelenleri büyük bir sofra kurmuşlar bu büyük pehlivanları çağırmışlar'Herşey ortak ne yerseniz yiyin' demişler. Benim bildiğimde,bu büyük yemek sofrasında iki pehlivan dost olurmuş. Öylede olmuş.

Hikâye bu ya bir gün Necip bahçede otururken birden bire Becik'in güreşlerden hediye ettiği tavanın yosun tuttuğunu görmüş, hışımla yerinden kalkan Necip kalaycıyı çağırarak yosunları temizletip güzelce kalaylatmış. İçinden de şöyle bir geçirmiş “Yemeğin hatırına “ demiş.

Bir gün Becik ise Necip'in yaşadığı köyün bir sorunu olduğunu duymuş ve yardıma koşmuş. Üstüne düşen görevi 25.000 altınla yerine getirmiş. Oda içinden “Yemeğin hatırına demiş”

Ama bu çekişmeyi bitiren masa da bulunan cezbeden yemekler mi? Yoksa başka bir şey mi? Tüm köy çok merak etmiş. Hikâyeni 1. bolümü… devamı ileri ki günlerde…

18.08.2011

Bu yazı toplam 1775 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim