• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -11 °C

İki simge hikayesi

Serkan Erkan

Merhaba sevgili okurlar, hayata bakış acımızı biraz daha değiştirmek için bu yazıları ve hikayeleri sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Bu haftaki hikayelerimizin, sizleri biraz koşuşturmayla geçen hayatımızda, az da olsa bir nefes aldırması ve göremediklerimizi görme acısından yardımcı olmasını diliyorum.

Sevgili okurlarım hikayelerinizi ve fıkralarınızı benimle paylaşmak, daha sonra da okurlarımızla paylaşmak isterseniz, mail adresimi bir yere not edin: serkanerkan14@hotmail.com

En kısa sürede cevaplayacağım.

Dostça kalın...

Bu vesileyle bütün kardeşlerimin 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum...

Bu haftaki hikayelerimizi umarım zevkle okuyacaksınız. Başlayalım isterseniz...

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı.

Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

“Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”

“Neyin simgesi” diye sordu çocuk.

“İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.”

Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

- “Peki” dedi. “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

“Hangisi mi evlat?”

“Ben, hangisini daha iyi beslersem!”

Ekmek kırıntısı

Bir dostum anlatmıştı; Bir tanıdıklarının evinde televizyon arızalanmıştı, tamirci gelip televizyonun arkasını açmış ve arkasında bir sürü ekmek kırıntıları. Tabi kimin yaptıklarını hemen anlamışlar. Evin 4 yaşındaki yaramaz kızı. Bu hangi ailemizde gerçekleşirse Gerçekleşsin ilk göstereceğimiz tepki genellikle öfkeli bir davranıştır.

Tamircinin yanında bağırır aşırı gidenlerimiz onun yanında çocuklarını döverler. Fakat anne öyle yapmamış çocuğuyla konuşmayı denemiş ve arkasından hüngür hüngür ağlamaya başlamış.

Çocuk ekranda Afrika'daki aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp televizyonun açık bulduğu tek yerinden arkasındaki ızgaralardan içeriye atıyormuş.

FIKRA

Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:

“İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...”

Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
“Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın...”

23.04.2007

Bu yazı toplam 788 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim