eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C

IMF ile nereye kadar

Bülent Dinçtürk

Türkiye 1999 ile 2002 yılları arasında ciddi ekonomik bunalıma girmiş ve adeta ekonomik deprem yaşamıştır.

Halk Bankası batma noktasına gelmiş, 14 milyar dolar görev zararı olmuş, Emlak Bankası kapanmış, Ziraat Bankası ödeme sıkıntısına düşmüş, ülke adeta geçmişte olduğu gibi 70 cent'e muhtaç hale getirilmiştir. Bu durumu halkımız ibretle seyretmiş ve üzülmüştür.

Ülkeyi ekonomik sıkıntıya düşürenler, Yüce Divan’a gönderilmişler, ancak dağ FARE doğurmuştur. ANAP-MHP-DSP koalisyonu bu işin baş sorumlularıdır. Aradan zaman geçip zavallı halkımızın geçmişte yaşananları unuttuğunu zannedenler, tekrar siyaset sahnesinde boy göstermeye başlamışlardır.

Çarçabuk yapılan ihtişamlı genel merkez binaları, deprem konutları yapımında yaşanan yolsuzluk olayları, yolsuzlukların boyutlarının ne denli büyük boyutlarda olduğunun kanıtıdır.

Her zamanki gibi çalanın yanına kar kaldığı ve hesap sorulamayan durumlar ortaya gelmiştir.

1960 İhtilali’nde sudan sebeplerle, köpek davası, bebek davası, kilot davası diyerek asılan insanların ne kadar boşuna asıldığını göstermiştir. Şimdi bu politikacılara ne ceza verilmesi gerektiğini halkımızın takdirlerine bırakıyorum.

Gelelim o senelerde yaşanan ekonomik krizlere ve nasıl tamir edildiğine:

Rahmetli ECEVİT eskiden tanıdığı ve Dünya Bankası’nda görevli KEMAL DERVİŞ’i ortaklarını ikna ederek göreve getirmiştir.

Derviş’in IMF ve Dünya Bankası’ndaki iyi ilişkileri ve dostlarının bulunması, krizin atlatılmasında en büyük etken olmuştur. Yaptığı programlarda taviz vermeden çalışması ve IMF ile yaptığı stand-by anlaşmaları sayesinde ülkemiz krizi atlatmıştır.

Tabii ki Derviş birçok kimsenin işine gelmemiş, her zamanki gibi insan harcama makinesi ve sistemi devreye girerek Derviş ülkemizden gitmiştir.

Derviş’in ortaya koyduğu programlar ve yaptığı IMF ile stand-by anlaşmaları bugün de halen tatbik edilmekte ve uygulanmaktadır. Kimse kendi kendine havaya girip olayı kendine mal etmeye kalkmasın.

Bugün Derviş’in bulunduğu makam onun değerini açıkça anlatmaktadır.

IMF sıkıntıya düşen ve yardım isteyen ülkelere faizle borç veren, ancak verdiği paranın nerelere nasıl harcandığını kontrol eden kurumlarımızın mali yönden denetimini harcamaları da kontrol ederek gereğinde müdahale eden bir kurumdur. Türkiye de bu kuruma, yani Uluslararası Para Fonu Teşkilatı’na ortaktır.

Ancak ülkenizde yapacağınız yatırım ve harcamalarda ona sunduğunuz para politikası programında değişiklik yapamaz ve istediğiniz gibi harcama yapamazsınız.

Ancak, artık ülkemizin de kendi milli ekonomi politikalarını üretmesi, kimsenin himayesi ve desteğine ihtiyaç duymadan ayakları üzerinde durması gerekmektedir.

Tabii bunu iktidarda olan hükümetlerle değil, Devletin ve hükümetin de katılımı ile milli bir Yüksek Ekonomi Konseyi kurarak ileriye dönük milli bir devlet politikası oluşturması şeklinde olur.

Bu konsey muhalefet liderleri, ilgili bakanlar, DPT, Hükümet, Genelkurmay, Merkez Bankası gibi devletin ekonomik birimlerinin katılımı ile yapılmalıdır.

Hükümetlerin yaptıkları harcamalar maalesef tamamen ülkenin yüksek menfaatlerine hitap etmemektedir. Örneğin bugün adında milli kelimesi olduğu halde, eğitim tamamen keyfi bir tutumla yönetilmektedir.

Bugün gerçekleştirilen özelleştirmelerin tam değerinde olduğunu hiç kimse iddia edemez. Yolsuzlukların ve hortumlama, peşkeş çekme olaylarının bittiğini, asla kimse iddia edemez.

Tam gaz herşey yine devam etmektedir.

İç ve dış borç 2002’de 170 milyar dolar iken, bugün 300 milyar dolar civarındadır.

Özelleştirmelerden tahsil edilen 30 milyar dolar paranın nerelere, nasıl harcandığını bilmek pek kolay değildir.

Vaktiyle büyük emek ve harcamalarla yapılan eserlerin bugün haraç-mezat ona buna peşkeş çekilmesi (En başta Araplar) ülkemizi ileride büyük sıkıntılara düşürecektir.

Tabii yine kurulan yüce divanlar FARE doğuracak, vurgunlar yapanların yanına kar kalacaktır.

Bu sebeple ülkemizin bir an evvel bir MİLLİ EKONOMİK YATIRIM KONSEYİ oluşturması, ilerisi için son derece yararlı bir hareket olacaktır.

Her gelen siyasi partinin kafasına estiği gibi paraları çarçur etmesinin önüne geçilmiş olunacaktır. İşte örnek duble yollar rezaleti. Yakında Düzce’ye gidenler bize hak verirler.

Ülkenin paralarını çarçur etmeyecek bir siyasi parti veya partilerin seçimleri kazanması dileğimizle.

İyi haftalar.

13.06.2007

Bu yazı toplam 689 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim