• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408
  • Bolu 28 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 30 °C

İNSANLIK KISTASINA BAK

Hasan Dinç

Geçtiğimiz Pazar günü Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven gazetecilerle tanışma toplantısında öyle sözler etti ki, birden bire gündeme düştü ve siyaseti önemli çapta hareketlendirdi. Neredeyse Ankara siyasetini ve Salı günkü partilerin grup toplantılarının ana konusunu oluşturdu. Emniyet Müdürü Recep Güven konuşmasının bir yerinde terör konusuna değinerek “ Yükümüzün çok ağır olduğunu biliyorum. Sadece polisle çözülmeyecek bir sorun olduğunu biliyorum.” dedikten sonra 2005 yılında Bahçe şehir Üniversitesinde verdiği bir konferansta “ Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz” demiştim. Bu sözüm salondakilerin büyük ünlemlerle bakmasına sebep oldu. Biraz da eleştirildim. Dedikten sonra devamla “ Ama, eline silah alıp çoluk, çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz” diye sözlerine devam etmiştir. Ayrıca “Önce vatan değil, önce insan. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyerek Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e vasiyetini ilgisiz bir şekilde konuşmasına eklemiştir.

İşte emniyet müdürünün bu konuşmasındaki “Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz” cümlesi özellikle çok tartışıldı. Paz ertesi günü siyasetin ikinci ve üçüncü sırasından bazı isimler konuyu gündeme taşıyarak değerlendirmeye aldılar. Başbakan yardımcısı Sayın Bülent Arınç başta olmak üzere bazı AKP ve CHP milletvekilleri Emniyet Müdürü Recep Güven’i hararetle destekleyen demeçler vermişler, Bazı gazeteciler ve siyasi yorumcular müdürün demecine arka çıkmışlardı. Yalnızca MHP grup başkan vekili Sayın Oktay Vural TBMM’ sinde yaptığı basın toplantısında sorulan bir soru üzerine emniyet müdürüne“Teröristten mi yanasın, güvenlik güçlerinde mi yanasın? Sen kimin kılıcını sallıyorsun? Sen ne demek istiyorsun? Teröriste ağlamayan insan değilmiş. Sen nesin ya? Psikolog musun, sosyolog musun yoksa pedagog musun?  Katillere ağlayacakmış beyefendi. Bence sen kendi haline ağla” diye seslenmiştir. Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç ise Bakanlar Kurulu toplantısından sonra gazetecilerin konu ile ilgili sorusu üzerine “ Ben de Sayın Emniyet Müdürü’nün sözlerini okudum. Geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır’dım ve bütün gün kendisiyle birlikteydik. Kendisini tanırım. Çok olumlu işler yapmış ve çok başarılı bir görev profili çizmiştir. Konuşmanın içeriğine baktığımız zaman, bunu takdirle karşılıyorum. Şahsi düşüncemi ifade edeyim. Hem kişiliğine, hem görev anlayışına hem 91-95 yılları arasında Diyarbakır’da görev yapmış bir insanın yaşadığı acı olayların analizini yaparak bugüne ışık tutmasını doğrusu takdirle karşıladım.” demiş, hatta daha ileri giderek “Bölgedeki bütün emniyet müdürlerine örnek olmasını” temenni etmiştir.

Konu hakkında Salı günü partilerin birinci adamları yani genel başkanları konuştu. Emniyet müdürünün “Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz” sözü ile ilgili düşüncelerini toplumla paylaştılar. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Naşit Birgüvi “ Bu sözler devletin varlığına hakarettir. Bu nedenle hakkında hemen soruşturma açılsın” dedikten sonra devamla  “Devlet sizi oraya dağdaki teröristle mücadele etmek için gönderdi. Onların ölüsüne ağlamak için değil. Senin oturduğun koltukta binlerce şehidin kanı ve hakkı var. Haddini ve görevini bil. O yüce koltukta bir saniye bile oturma. İstifa et. Bu ne küstahlık?”dedi.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında konuya değindi ve “Mademki teröriste ağlamayan insan değildir. O halde bu salonda (MHP Grup toplantı salonu) insan da bulunmamaktadır. Şehit anaları, şehit babaları ve Türk milleti bu bakışa göre insan değildir. Böylesi bir insanlık bize uzak dursun, bu insanlık tanımı bize yabancı olsun.  Sormak isterim ki bu şuursuz polis müdürü kendisini ne zannetmektedir? Elinde PKK patentli insanlığı ölçen cihaz mı vardır? Kimin insan olup olmadığını hangi vasıf ve yetkiyle dile getirmektedir? Emniyet mensuplarımızın kanına giren canilere ağlamayanları insan olmamakla itham eden bir insanlık fukarası kime yaranmaya ve kimlere mesaj vermeye çalışmaktadır? Böylesi rezil düşüncelerle şeref ve şehit yuvası olan Türk Polis Teşkilatında, bundan böyle nasıl görev yapmayı düşünmektedir? Bu adam Türk Polisini mi temsil etmektedir, yoksa PKK’nın bir piyonu mudur?” diyerek en sert tepki veren lider oldu.

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ise katıldığı bir televizyon programında kendisine sorulan bir soruya cevap verirken görüşlerini “ Emniyet müdürlerinin görevi nedir? Toplumun güvenliğini sağlamak. Bu söylem başlangıçta insani gibi görünse de toplumu bölen bir söylemdir. Şehit aileleri buna ne diyecek? Emniyet müdürlerinin bu tür açıklama yapma gereği hiç yoktur. Genel Kurmay Başkanı ağlayacak, öbürü ağlayacak. Bu ülkede bir ağlamayan ama ülkenin sorunlarına sahip çıkan birisine ihtiyaç var. Şehit cenazeleri geliyor birisi ağlıyor, terörist cenazesi gelecek öbürü ağlayacak, bu ülkenin sorunlarını kim çözecek” diye açıkladı.

En son AKP Genel Başkanı ve Başbakan partisinin grup toplantısında konuya değindi ve çoklarını şaşırtan şu değerlendirmeyi yaptı. Şöyle dedi. “Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadeleler esnasında ölen terörist için de ağlamayız. Bunu böyle bilmeye de mecburuz. Kalkıp da birilerini memnun etmek için böyle ifadeler kullanamayız. Bırakınız siyaseti siyasetçi yapsın. Herkes kendi görevini yapsın”  

Görüldüğü gibi emniyet müdürüne kimi bölücü, kimi işine bak görevin yap dedi. Kimi PKK’nın devlete sızmış uzantısı dedi, kimi de hemen görevi bırak ve istifa et diye ikaz etti. Benim bunlara ilave edeceğim şey kalmadı. Yalnız emniyet müdürüne söyleyeceğim birkaç şey var.

Müdür Bey, Hayat hikâyeni okudum. 1958 yılında ailenle birlikte Üsküp’ten gelmişsin. Yani bir Yugoslav göçmenisin. Bu millet sana kucak açmış, sana yer ve iş vermiş. Seni çok yüksek devlet göreviyle onurlandırmış. Seni kendi evlatlarından zerrece ayırmamış. Sen ne yapmışsın. Görev sınırlarını aşarak hiç de üzerine görev olmayan konularda düşünce beyan etmişsin. Bir kanun ve devlet adamı olarak 657 sayılı Devlet Memurları Yasasını bilerek çiğnemiş ve milletin en hassas olduğu konuda onu kalbinden hançerlemişsin. Milletten katiline “ağlamasını” istemiş, aksi takdirde “insan sayılmayacağını” söylemişsin. Konuşmanın bir başka yerinde de güya bu millete insanlık öğretircesine “ Önce vatan değil, önce insan” diyerek sözde ders vermeye çalışmışsın. Müdür Bey, bunlar seni çok aşan konular. Bunlara senin aklın ermez. Sen kendi işine bak. Anadolu Türklüğü “Önce vatan” deyip de bu güzel yurdu düşman işgalinden kurtarıp bağımsız bir devlet kurmasaydı sen ve ailen zulümden kurtulmak için hangi ülkeye sığınacaktınız. Bu büyük millet dişini tırnağına takarak bağımsız bir devlet kurarken, üzerinde yalnız kendisinin bağımsız yaşayacağı bir vatan düşünmemiş; Misak-ı Milli sınırları dışında kalan soydaşlarının da sığınabileceği bir yeri hedeflemiştir. Türkiye dünyadaki bütün Türk’lerin ikinci yurdudur. Bu vatan elden çıkarsa senin ve benim birlikte gidebileceğimiz ikinci bir vatanımız var mı?

Müdür Bey, Söylediğin lüzumsuz sözler için çevrende ve basında seni övenler ve çok beğendiklerini söyleyenler olabilir. Bir zamanlar o koltuklarda oturmuş biri olarak söylüyorum, seni konuşturup kullanmaya çalışanlar olabilir. Her ağzını açtığında hikmet buyurduğunu ve inciler saçtığını söyleyenler çıkabilir. Hatta şimdiye kadar bunları söyleyebilecek hiçbir babayiğidin görünmediğini de kulağına fısıldayanlar bulunabilir. Sana çok büyüksün hatta ikinci Atatürk’sün de diyebilirler. Bunlara kanıp elindeki nimeti tepme. Devlete saygılı ve kanunlara uygun davran. Bu millete hizmeti esas al. Çevrendeki ikiyüzlü münafıklara ve çifte standartlı kişiler asla fırsat verme. Ayağın kaydığında bunların hiç birini çevrende bulamazsın.

Söylediğin sözlerin doğruluğu ile ilgili kanaatime gelince  “Dünyanın en asil insanları babaları belli olmayanlardır” sözü ne kadar doğru ise, senin söylediğin “Teröriste ağlamayan insan değildir” sözü de o kadar doğrudur.

11.10.2012

Bu yazı toplam 942 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim