• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Işık yoksa, bas gaza

Mustafa Namdar

            27.01.2005

İl trafik Komisyonunun tespit ettiği noktalara konan ışıklar, direksiyon başındaki herkesin tepkisini çekti. Bu tepkilerin sonucunda geçen dönemin Belediye Başkanı Yüksel Ceylan’ın adı da "Işıkçı Başkan" a çıktı.

Eskiden At ve Öküz arabalarından oluşan trafik sirkilasyonunda cadde ve sokaklarda yaşanmayan sıkışıklık, motorlu araçların çoğalmasıyla sorun olmaya başladı.

Belli bir planlama sonucundan yoksun, eski bir şehirde yeni uygulamaları tatbik etmek çok zor. Modern şehirlerin oluşumunda herşeyin hesabı yapılarak plan ve projeler hazırlandığından bizdeki kadar karmaşa yaşanmaz, ne yayalar, ne de sürücülerden, yoğun şikayetler gelmez.

Toplum olarak biraz da, hakların kullanımında bireysel egoistçe davranışlarımızı önde tutma efeliğimiz ağır bastığından, karşımızdakinin haklarını düşünmeden kendi doğrularımıza göre hareket ediyoruz. İşte o zaman da karmaşadan, kazadan başımızı alamıyoruz.

Örnek mi? İşte yıllardır içine girmek için can attığımız AB içinde yaşadığını sandığım bir Alamancının, şehrimizin en işlek caddesinde yaptığı tehlikeli hız. Ne yaya, ne hayvan, ne motorlu araç, ne de yaşlı ve çocuk çıkabilir korkusu olmayan, Avrupa kaldırımı çiğnemiş kişiliksiz biri.

Kar nedeniyle kavşaklardaki renkli ışıkların yerini sinyal lambalarına bırakıyor. Bunun anlamı, "ey sürücü, bu kavşaktaki durup kalkmalarda, hava koşullarının olumsuzluğu nedeniyle zincirleme kazalar olabilir. O nedenle kırmızı ve yeşili devre dışı bırakıyorum. Bu yanıp sönen lambalarla da seni uyarıyorum. Bu kavşaktan araçlar kadar yayalar da geçebilir. Yol hakkı yalnız sana ait değildir. Dikkatli ol, hızını ayarla..."

En akıllımızın, değirmene yoğurt öğütmeye giden bizler ne yapıyoruz? Kırmızı ve yeşil yok ya, yol bizim! Yeniden inşa edilen Süreyya Oteli’nin karşısındaki kaldırımda bekleyen kadın ve çocuklardan oluşan grup içinde ben de yerimi alıyorum. Yol sanki İstiklal Caddesi. Araçlar, tesbih tanesi gibi birbiri peşinde. Hız normalin üzerinde. Arayı açmadan yola devam düşüncesinde olan sürücünün karşıdan karşıya geçmek için bekleşenler umurunda değil. Bir ara araçlar arasında 100-150 metrelik bir boşluk. Ana, çocuğunun elinden tutmuş, "Hadi çocuğum, şu gelene kadar geçelim. Sakın elimi bırakma" diyor. O da ne? Yabancı plakalı bir otomobil sanki boşluğu kapatmak üzere gaza yükleniyor. Topluluğun içinden gayri ihtiyari nereye geliyorsun işaretleri ama sürücü ukalalık içinde. O da işaretle karşılık veriyor.

Bunlar anlatmıyor mu bize Avrupa’nın kurallarını? Bunlar demiyor mu ışık ne olursa olsun bir ayağını yola basan bir yaya görüldüğünde sürücünün zınk diye durduğunu?Kafalarımıza bir türlü yerleştiremediğimiz saygıyı ve insan haklarını Avrupa Bİrliği nasıl halledecek merak ediyorum.

Bu yazı toplam 257 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim