• BIST 106.390
  • Altın 141,861
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1152
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C

İsraf-Tasarruf ve Verimlilik-3

Mustafa Namdar

            20.05.2004

Sn. Ahmet Baysal konuşmasına devam ediyordu. Verimlilikle ilgili çalışmalarımızda işçi ücretlerinin tespitinde de dikkate alınması hakkında çok ciddi çalışmalarımız oldu. Bu konuda Odalar Birliği Başkanlığı’na hitaben 3000 adet “Göreve Davet” başyazı gönderilmiştir.

“...Rekabetten yoksun bir Pazar içinde işletmeciliğe sadece sene sonu bilançolarında prim ve not vermenin bizleri getirdiği tehlikeli noktayı tüm çıplaklığı ile artık görme zamanıdır. Üretime saygı işletmelerimizdeki ve maliyetlerimizdeki lüksü ve israfı önlemekten başlar." (Tercüman 16 Nisan 1980).

Bu konuda Milliyet Gazetesi’nde “...Çalışanın emeğini ölçmekten aciz miyiz ki her işçiye emeğini dikkate almadan ve seyyanen aynı değeri biçmekteyiz. Biçilen değer işçiye mi, yoksa işe mi? Yalnızca ücretin oranına bağlı bir ücret artışı anlayışı, hele bir de bu ücret dokunulmazlıkla pekiştirilmişse çalışkanlığı değil tembelliği teşvik etmektedir." (24 Şubat 1984)

Enflasyonun dizginlenemeyecek seviyelere ulaştığı, verimliliğin unutulduğu ve tasarrufun değil israfın itibar gördüğü “Kotalar Dönemi” 1955’lerden başlayarak 1980 ortalarına kadar süren bu dönemi “Serbest Rekabet Ortamından” yoksun bir dönem olarak kabul edebiliriz...

Bu dönem İzzet Baysal’ın Sanayicilik ve iş adamlılığı farklılığının çok açık bir şekilde belirginleştiği dönemdir. O da diğerleri gibi verimliliğe, tasarrufa, maliyet mefhumuna, ticari ve iktisadi kurallara riayet etmeyi bir kenara itebilir, iç pazarımızda aynı ürünü üreten bir tek rakibi dahi yok iken ürününü istediği fiyata satabilirdi. O ne yapmıştır? Tam dokuz buçuk yıl ürettiği malın fiyatını tek kuruş artırmamıştır.

İzzet Baysal’ın iş ahlakı gereği birçok işletme üretimi büyük ölçüde düşürüp işçilerine ücretlerini vermeye devam ederken, biz bu tecavüzlere direnmiş olmamıza karşın Maden-İş tarafından grev uygulamasına maruz kaldık. 29 Mart 1980 grevin ertesi günü işveren ve işçi sendikaları başkanlarına şu telgrafı çekiyoruz;

(...Üretime tecavüzü mübah gören Maden-İş Sendikası ile, bu tecavüzlere yasal haklarını savunmaktan kaçınarak göz yuman Mess İşveren Sendikası’nı toplum önünde bu grevin hesabını vermeye davet ediyoruz.)

Enflasyonun artışının birinci sebebinin sanayicinin dış rekabetten yoksun bir pazar içinde insafsızca sergilediği fiyat artışları olduğunu vurgulayan yazımızı 11 Ocak 1980 tarihinde Odalar Birliği Başkanına gönderiyoruz.

(..Üretimi artırmayı, fiyatları durdurmayı şart görenlerin önce kendilerinin, üretime ve tüketiciye saygı gösterdiklerinin fiili örneklerini vermeleri gerekir... Enflasyonu önlemenin “Mahkumiyetine” inandığımızı haykıran biz işveren kuruluşları, inançta bu kadar samimi isek fiiliyatta neden değiliz? Örneklerimiz nerede? Ekonomik düzenin başlıca yaratıcısı ve iticisi durumunda bulunan biz hür teşebbüs sahiplerinin bu konuda öncülük, gerekiyorsa fedakarlık etmesinin tüm kesimlere örnek olacağı ve böylece bozulan ekonomik disiplin sağlanacağı görüşünde ve inancındayım.)

11 Şubat 1980 ulusal basında büyük yankı bulan bu mektup ne yazık ki cevapsız kalmış, aynı yılın 12 Eylül’ünde ordunun yönetimi ele alması sonucunda incelenmiştir...

Bu yazı toplam 274 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim