• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 11 °C

İşsizlik bayram sevincini boğuyor

Mustafa Namdar

Çocukların bir bölümü bayram sevincini, bir eli yağda bir eli balda yaşıyor. Bir bölümü, içinde ana baba sıcaklığı olan sıcak bir yuva özlemi ile yaşıyor. Bir bölümü de uzatılmasını beklediği bir yardım eliyle, düşlerini süsleyen yiyecek ve giyeceklerin beklentisi içinde karşılıyor. Hele bir bölümü var ki, taşı sıksa suyunu çıkaracak yaşta, askerliğini yapmış ama bir işi olmadığından çocuklarına ikiyüz gram üzüm leblebi, eşine giyeceği bir donu alabilmek için babasından para isteyebilmenin utancı içinde. Değişen yaşam koşullarında günümüz çocuğunu ana, baba, komşu büyüklerin anlattığı, geçmişin bayram anıları pek de ilgilendirmiyor. Onlar kendi yaşadıkları ortamlara göre değerlendiriyor bayramları. Kimileri bayramın adını, kimileri coşkusunu, kimileri de burukluğunu yaşıyor bayramın. Çocuklar böyle de büyükleri farklı mı? Kimilerinde eski tas eski hamam. Belki unvanları alınmış ellerinden ama, onların cüzdanları hep şişkin, hergün yaşıyorlar bayramın coşkusunu. Yedikleri önünde, yemedikleri arkalarında. Bakan bile farketmiş. Ayakkabı aynı, elbise aynı değişen birşey yok diye takdim ediyor topluma. Kimileri baba mirasıyla atıyor havasını. Sarhoş bedenleri, sarhoş karşılıyor gündüzü geceyi. Kimileri iş diyor. İş istiyor aş için. Bu bayram son grup için sanki bir fırsattı. Bayram ziyareti adı altında kolayca ulaştıkları her yerde iş diye döktüler içlerini. Başka zamanlarda güvenliği aşıp açamadıkları kapıları kolaylıkla açıyor, iki satır lafın arasına işsiz olduklarını sıkıştırıyorlardı evin hanımına beyine. Bu bayramda gözlemledim bunu. Eller daha sıcak öpülüyordu iş için... Kimi askerden yeni geldiğini, kimi yeni evlendiğini, kimi işinden çıkarıldığını anlatıyor derin iç çekişi ve boğuk bir sesle. Kimi çoluk çocuğuyla baba ocağına sığınmakta çareyi bulduğunu, kimi gül gibi mesleği bir tarafa, ne olursa yapacağını söylüyordu buruk bir şekilde. Herşeyin güllük gülistanlık gösterildiği ortamda nedense, tuz dendiğinde yüreği cız edenlerin sayısı çoğalmıştı bu bayramda. Bir gariplik vardı ama anlamak, anlatmak da zordu. Oysa 25 Kasım 2003 tarihli Sabah Gazetesi’nde yıldızı parlayan illerin arasında birinci sıradaydı Bolu. Peki nasıl oluyordu da hem çok hızlı gelişeceksiniz, hem de iş arayanların sayısı her geçen gün artan ivmede devam edecek? Hesap çok karmaşık. Anlamakta, anlatmakta zorlanıyorum. Bu bayramda her elimi tutan, bayramınız kutlu olsun sözünden sonra lafı dolandırıp, “Hocam sizin çevreniz geniş, kolunuz uzundur. Ne olur bir iş” diyordu. Anlaşılan işsizlik bayramın sevincini, coşkusunu boğup atmış. Kim ne derse desin, mutluluğun reçetesi yatırım, üretim. Yatırım ve üretim olmadan insanların mutluluğu söz konusu değil. İşsizliğe çözüm bulunmadan bayramların tadı yok...

Bu yazı toplam 295 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim