• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

İstanbul’un Fethi’nin 554.yılı

Mustafa Öz

İstanbul öyle bir stratejik yerde kurulmuştur ki tarihinin hiçbir dönemini ve bu konumunu kaybetmemiştir. Yıllarca Venediklilerin gözdesi olmuş. Uzun yıllar ROMA 'ya başkentlik yapmış. Fatihin 29 Mayıs 1453 yılında FÜTÜHATI ile başlayan serüvenden sonra da Osmanlı’nın başkenti olmuştur. Ta ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ANKARA'YI başkent ilanına kadar.

Peki, İstanbul önemini kaybetmiş midir? Tabiî ki ha-yır. Günümüzde boğazların önemi daha da artmıştır. Ülkemizin nüfusunun 1/5’i İstanbul’da yaşamaktadır. Türkiye'nin ithalat, ihracat ve üretim merkezi İstanbul'dur. Tüm ekonomik göstergelerin %65'i bu şehirde oluşmaktadır. Asya ile Avrupa'yı birleştiren haliç gibi, boğazlar ve Marmara denizi, ormanlarıyla eşsiz güzelliğe sahip bu şehrin sevenleri kadar kıskananları da olmuştur. Olmaya da devam edecektir.

Eski yunanlılar bu şehre İSTİNBOLİN diyarlardı. Romalılar döneminde ise: KOSTANTİNAPOLİS diye isimlendirilmiştir. Şehir en çok Romalılar dönemindeki ismi ile ünlenmiş, ticaret sanayi ve kültür şehri olmuştur. I. Haçlı seferleri sırasında 1204'de Katolik Latinlerin saldırısı ve istilasıyla yakılıp yıkılmış, yağmalanmıştır. Romaların Ortodoks olmaları onları Katoliklerin gazabına uğramaktan kurtaramamıştır.

İstanbul'u almak için Emeviler, Abbasiler kuşatma yapmışlar fakat başarılı olmamışlardır. HZ. Eyüp bu kuşatma sırasında surların dışında vefat etmiştir. Bu günkü Eyüp sultan semti Fatih Sultan Mehmet'in rüyasında gördüklerinin tabir edilmesi sonucunda; HZ. Eyüp'ün mezarının bulunduğu yere camii, türbe yapımıyla olmuştur.

Osmanlı devleti Anadolu da beylikleri birleştirmiş. Roma'dan kalan yerleri fethetmiş artık Anadolu'ya sığmamaya başlamıştı. Boğazlar geçilip balkanlara, Avrupa'ya doğru gidilmesi gerekiyordu. Bu kadar stratejik bir yerin fethinin yapılamaması imparatorluk hayali kuran Osmanlı için engel teşkil ediyordu.

Peygamberimiz Hz. MUHAMMED: “İstanbul'u fetheden ordu ne güzel ordudur. Onun kumandanı da ne güzel kumandandır” demişti. İslam'a 3 kıtada hizmet eden, bunu vazife olarak gören bu millet peygamberinin bu işaretine bigane kalabilir miydi?

Fatihin babası 2. Murat Han İstanbul'un fethini planlamıştı. Ancak ilerlemiş yaşı ve diğer engellerle Muaf-fak olamamıştı. Onun yerine genç yaşta geçen fatih onu yetiştiren Molla GURANİ, Ak Şeyh(Şemsettin) gibi hocaların elinde ufku geniş bir devlet adamı olarak yetiştirildi.

BÜTÜN HAYALİNİ PEYGAMBERİN İŞARET ETTİĞİ KONSTANTİNAPOLİSİ FETHETMEYE BAĞLAMIŞTI

Evet, İstanbul'u fethetmeliydi. İşinin zor olduğunu, İstanbul'un surlarla çevrili olmasını haliç'i, boğazları her şeyi inceden inceye hesaplaşmıştı. Fetih fikrini divan-ı hümayunda tartışmaya açtığında heyecanla onu destekleyenler olduğu gibi, bunu bir macera olarak görenler de vardı.

Candarlı Halil paşa İstanbul'un fethinde geçmişte yaşananları ve başarısızlıkları dile getirdi. İstanbul'un boğazlardan geçerek denizden fethedilmesi imkânsızdı. Karadan kilometrelerce surlarla kaplıydı. Genç ve tecrübesiz padişahın bu işi başarması pek akla yakın görünmüyordu. Oysa sultan kararlıydı. Anadolu hisarının karşısına 1451 yılında 4 ayda Rumeli hisarını yaptırdı. Surları yıkabilmek için o döneme göre mühendislik harikası olan toplar döktürüp hazır hale getirdi. Haliçteki gemilerin bastırılması için bizzat kendisinin tasarımı ile (HAVAN TOPLARI) toplar döktürdü. Bizans, Osmanlı donanmasının halice girmesini önlemek için halice zincir çekmişti. Gemileri haliç sırtlarından kızak üzerinde kaydırarak halice sokmak suretiyle bu zincirleri işlevsiz bıraktı.

6 Nisan 1453'de Edirne kapı sırtlarında karargâh kuruldu ve kuşatma başladı. Bizans yönetimi halkına karşı adil olma özelliğini kaybetmiş kral safahata yönelmişti, Bizans için için kaynıyordu.

Kral KATOLİKLERDEN yardım istedi. Grandük NATAROS “kostantinapoliste kardinal şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim demişti.

Bu söz boşa söylenmemişti. Osmanlının adaletli yönetim tebasına karşı insancıl yaklaşımını bilmeyen kalmamıştı.

Şehir her şeye rağmen direniyordu. Ancak Fatihin dehası, azim ve kararı karşısında bu direniş 52 gün sürebildi. 29 Mayıs 1453 tarihinde artık KOSTANTİNA-POLİSTE Türk'ün dehası, adaleti engin hoşgörüsü ve Notaros'un dediği TÜRK SARIĞI (Müslüman Türk’ün felsefesi) hâkim olmuştu.

Bu fetih doğu ile batı arasında ki çatışmayı daha da derinleştirdi. Ortaçağın karanlığından çıkmamış batıya YENİÇAĞI müjdeledi. Çağ değiştirildi.

Peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuş FATİH artık balkanlara, Avrupa'ya yeniçağ ile damga vurmuştu.

Avrupa'nın ortaçağ barbarları, Bizans'ın adaletsiz yöneticileri fethin Salı sabahına küçük dillerini yutmuş olarak uyanmışlardı.

FETİH GÜNÜNDE FETHİN SUNDUĞU TARİH ŞUURU İYİ DEĞERLENDİRİLMELİDİR.

Tarih bir bütündür. Zaferleri ile yenilgileri ile zafere kapıları açıp yenilgileri, yanlışları görmemezlikten gelemeyiz. Tarihini iyi değerlendiremeyen, onu gelecek için iyi okuyamayanlar, tarihe takılıp kalanlar. Sürekli hata yapmaya devam ederler. Onlar için zafer yoktur. Ancak zaferlerle avunmak vardır. Kişisel ikbal günlük politika kaygıları gözlerini kör etmiştir. Ne fatih olabilirler, ne de fatih gibi düşünebilirler. Ecdadımız insanlık âleminde NİZAM-I ÂLEM ülküsü için koşarken tarihe yön vermekle kalmamış asırlarca çok dilli, çok dinli bir imparatorlukta adil ve insancıl bir yönetimle de örnek olmuştur. O dönem bizi kıskananlar bugün bize çamur atmaya çalışıyorlar. Utanarak, sıkılarak, aşağılık kompleksine kapılarak, TESLİM olarak sonuç elde edemeyiz. Tarihimizi iyi okuyacağız, gençlerimize yıl dönümlerinin anlamını iyi anlatacağız. Nerede hata yaptık iyi bileceğiz.
Bazıları 554 yıl önce olmuş bu fethi unutmuş görünüyor. Bir kısım insanlarımız da fethin kutlanmasının batıyı rahatsız ettiğini kutlanmasının gereksizliğini belirtiyor. Her şey gününü gün etmek mideni doldurmak değildir. Ecdada saygı, tarihe, kültüre, inanca, vatana, millete borç var. Bugünlere nasıl gelindi?

Emperyalistler geçmişte kuvvetleriyle karşımıza dikiliyorlardı. Bugün kuvvetin yerini kültür emperyalizmi, ekonomik kuşatma almıştır. Dilimizi, dinimizi ve tarihimizi bizi biz yapan değerlerimizi un ufak ediyorlar. Bizi içimizden satın aldıklarıyla, bize yabancılaştırdıkları insanımızla ilmek ilmek yok ediyorlar.

21 yaşındaki gençlerimiz kısa yoldan köşe dönmeyi öncelikli hedef olarak görüyor. Değerler, ilkeler çıkarların önünde yerlerde sürünüyor. Devlet adamlığının yerini TESLİMİYETÇİLİK, ucuz kahramanlık, temelsizlik ŞAN ŞÖHRET almış. O nedenle Fatih'in İstanbul' fethettiği yaşlarda milyonlarca gencimiz var ama: hala hayal peşinde, gözü oynaş peşinde…

Neden? İbret almak için tarihe bakmadığımız için. Selam olsun o şanlı komutana ve onun askerlerine, ruhları şad mekânları cennet olsun.

25.05.2007

Bu yazı toplam 616 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim