• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C

“İster taştan ister çamurdan”

Mustafa Nuri Gürsoy

Romanlar ya da halk arasındaki tabiriyle, Çingeneler Hindistan, Pakistan, Karaçi nehir havzasını içine alan bölgelerden 1050 civarında İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış Hint-Avrupa kökenli halk olarak tanınır.

Romanlar, dünyanın en renkli göçebe topluluklarından biri olarak algılanırken, ben onları, yaşamları, kendilerine has özellikleri ve farklı kültürleri bakımından Amerikan Kızılderililerine benzetirim her ne hikmetse.!

Dolayısıyla Amerikan Kızılderililerine duyduğum saygı ve yapılan soykırımlarının haksız yanına baktığımda; azınlıkların haklarına, duygularına ve isteklerine kayıtsız duramam/ bakamam/ kalamam.

Nitekim; “İlle de roman olsun” ile başlayan eğlencelerin, mimar müzisyenlerini önemser, vazgeçilmez renkli ve farklı bir kültüre sahip olduklarını düşünürüm.

Bu nedenle roman vatandaşlarımızın, hafta içinde İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonunda buluşmalarına dikkat kesildim.

“Roman açılımı” ismi altında gerçekleşen bu buluşmayı; Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabet eden, binlerce romanın eğlenceli katılımlarını bu nedenle önemsedim/ benimsedim.

Romanlara; kimileri 'popar' der, kimileri, 'elekçi', Çigan ve_veya çingene, der. Öyle bilinirler ve böylece anılırlar. Bu isimleri taşımaktan, farklı şekillerde çağrılmaktan zerre kadar alınmazlar. Müzikleri eşliğinde oynarlar, oynatırlar ve eğlenirler.

İstanbul'da üniversite yıllarımda bu renkli simalarla çok karşılaşır olurduk. Kendilerinden çiçek aldığım, müziklerini dinlediğim unutulmaz bir iki anım mutlaka olmuştur.

Onlar da bizler gibi insandırlar elbette. İnsanoğlu insandırlar yani. Tek istek ve arzuları şehrin en işlek mekanlarında çiçek satmaktır. İskelede, bir köprü üstünde veya kaldırımın bir kenarında fal açmaktır, sazlı sözlü meşk ederek eğlendirmektir bütün dertleri, tasaları..

Sonunda evlerine götürecekleri üç beş kuruştur, evin nafakasıdır asıl olan.

Katlı binaları sevemezler. Bahçeli evlerinin avlusunda çekirdek çitlemeye bayılırlar nedense.

Klarnete, kemana, darbukaya pek hükmederler. Kralıdırlar 7/8'lik yürüyüşlerin, 9/8'lik dans ritimlerinin ehil elleri, yürekleridir velhasıl..

Yarattıkları onca enerjiye, yaydıkları onca sinerjiye rağmen; sosyal hayatın içinde var olabilmekte sıkıntı yaşarlar. Velakin bunu hiç ama hiç müziklerine yansıtmazlar. Müzik ritimleri aksak ölçülüdür ama müzik solfejleri inanılmaz eğlence yüklüdür romanların.

Ahır Kapı Romanları, Sulukule sakinleri, Balık Ayhan, Kibariye; mutsuz ama, mutlu eden insanların birkaç önemli örneğidir mesela.

Yunus'un dediğini benimserler; “yaratılanı yaratandan ötürü severler",

Mevlana'nın derlediği gibi; ”bulanmadan, donmadan akarlar”,

Kırmızıyı severler, üstelik pembeyi de severler,

Birbirini överler de…!

“İster taştan ister çamurdan olsun,

O da Allah kuludur, her kim olursa olsun” diyerek oynarlar/oynatırlar..

Bir tek toplu konuttan hoşlanmazlar,

Kentsel dönüşüm planları onlara göre değildir.

Onlar;

Herkes gibi bahçeli tek katlı evlere hastadırlar.

Ama ben onları nedense hoşgörürüm.!.

18.03.2010

 


Bu yazı toplam 833 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim