• BIST 96.058
  • Altın 241,439
  • Dolar 6,2353
  • Euro 7,2786
  • Bolu 24 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C

İSTİKRAR VE TOPLUMSAL MUTABAKAT

İSTİKRAR VE TOPLUMSAL MUTABAKAT

Sen ürkek bir ceylansın dağda,
Ben peşine düşmüş bir canavarım.
İstersen dünyayı çağır imdada
Sen varsın dünyada bir de ben varım.

Seni korkutacak geçtiğin yollar
Arkandan gelecek hep ayak sesim
Sarıp vücudunu belirsiz kollar
Enseni yakacak ılık nefesim.

Üstat Necip Fazıl'ın muhteşem bir şiirinden iki dörtlükle başlamayı uygun gördüm bugünkü yazıma. Şiir, bir aşk şiiri. Fakat, son günlerdeki sosyal olaylara da çok kolay uyarlanabilir diye düşünüyorum.

Bilmem farkında mıyız ama özellikle son referandum sonuçlarından sonra, toplumda birlik ve beraberlik adına bir bütünleşme yaşanıyor. Çözülmesi çok zor gibi gözüken, yıllardan beri toplumda büyük bir kutuplaşmanın sebebi olan başörtüsü gibi meseleler bile, bu yumuşama ortamında çözüm mecrasına girmiş gibi gözüküyor.

Yalnızca başörtü meselesi değil. Doğu ve Güneydoğu'daki terör meselesi de, sanki çözüme çok yaklaşılmış izlenimi veriyor. Meselenin tarafları olayları çözülebilir kılmak için, sanki ellerinden gelen tüm çabayı gösteriyor gibiler. Bir umut ve sağduyu iklimi her yeri kaplamış vaziyette.

Bugün Ergenekon davası olarak bilinen süreçte bile, çok ciddi bir yumuşamanın olduğu, meselenin taraflarının olayı kışkırtıcı değil sükunetle çözücü bir tavır içinde bulundukları kamuoyunun gözünden kaçmayan bir gerçek.

Ergenekoncu diye bilinen cephede yer alan tarafların, özellikle basında yer alan kendilerinin hatalarını göz önüne seren demeçleri, karşı cephede yer alanların tutuklamaların artık bir tedbirden öte cezaya dönüşmeye başladığı yolundaki olumlu demeçleri, bu sükunet ve toplumsal barış havasına çok olumlu katkı vermekte.

Özellikle son Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerinde alınan sonuçların verdiği mesajla, bu toplumsal mutabakat anlamında çok önemli. Toplumun tüm kesimlerinde olduğu gibi, yargının çok kıymetli mensupları da büyük toplumsal uzlaşmadan yana. Alınan sonuçlar doğru okunduğunda, durumun bu olduğu açık.

Fakat ne acı ki, tüm bunlara rağmen toplumdaki tüm bu gözle görülür olumlu sosyal mutabakata rağmen, bu mutabakatı ne pahasına olursa olsun bozmak isteyen bir grup istemezükçü var. Bunlar, yukarıdaki dizelerde sevgilisinin ısrarla peşinde olan şahıs misali, huzursuzluğun ve istikrarsızlığın peşindeler bıkmadan, usanmadan.

Fakat, toplum tercihini istikrardan, barıştan, sağduyudan ve en önemlisi demokrasiden yana koymuştur. Bu büyük toplumsal değişimin önüne geçmek mümkün değildir. Direnenler, kaybetmeye ve toplum tarafından tasfiye edilmeye mahkumdurlar.

Bu bir siyasi parti meselesi değildir. İktidarda bugün AK Partisi, yarın başka bir parti olabilir. Fakat, iktidar olacak partinin mutlaka bu hassasiyetler üzerine siyasi düşüncesini kurması zarureti hasıl olmuştur. AK Parti toplumsal bir yol haritası çizmiştir. Bundan sonra kaçınılmaz olan bu haritanın takip edilme zaruretidir.

Sonuç olarak; toplumu ısrarlı bir şekilde toplumu istikrarsızlığa sürükleyenler, kaybetmeye mahkumdur. Sözlerimi, yukarıdaki şiirden iki dizeyle bitiriyorum.

Saygılarımla.

Soğuk kış geceleri, için ürperdiği demler beni an.
De ki, rüzgar değil sarsan pencereleri
De ki, yağmur değil odur haykıran.

Göğsümden havaya kattığım zehir
Solduracak bir gül gibi ömrünü
Kaçıp dolaşsan da sen şehir şehir
Bana kalacaksın yine son günü.

21.10.2010
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim