• BIST 96.121
  • Altın 241,557
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 14 °C

İSTİKRAR YA DA KAOS

Hasan Dinç

 

Demokrasiyle yönetilen açık toplumlarda istikrar ve toplum kesimlerinin parlamentoda adalet duygularıyla izahı yapılabilecek temsili çok önemli ilkelerdendir. Bu nedenle mevcut anayasamızda da bu ilkeler hükme bağlanmış, “Yönetimde istikrar, temsilde adalet” kayda geçirilmiştir. Bunun gerçekleşmesi için seçim kanunlarında yapılan düzenlemelerle demokrasilerde çok yüksek bulunan barajlar getirilmiş; siyasi partilerin mecliste temsil edilebilmesi zorlaştırılmış, yönetimde istikrar için temsilde adalet ilkesi izahı zor bir orana yükseltilmiştir. Yüzde on seçim barajı birazda Türkiye’nin şartlarından kaynaklandığı ve bölücü partilerin meclise girmesine engel olmak için getirildiği söylenegelmiştir. Ancak son dönemde bu yüksek seçim barajı bile bölücü partinin meclise girmesine engel olamamış ve böylece %10’luk seçim barajı anlamını yitirmiştir.

16 Nisanda yapılacak referandumda EVET cephesinin başını çeken bu günkü iktidar partisi Anayasa değişikliği ile ilgisi olmayan konularla seçmenin karşısına çıkmakta, yönetimdeki istikrarsızlığı dile getirmekte, beklenen istikrarın temini için anayasa değişikliğine seçmenleri EVET demeye davet etmektedir. Bilhassa koalisyon hükümetlerinin kısa süreli ömürlerini ve devlet kadrolarının koalisyon partilerince paylaşılmasını hem yönetimde hem de ekonomide istikrarsızlığın yegâne sebebiymiş gibi göstermektedir. Buna karşı HAYIR cephesini oluşturan siyasi partilerimizin sözcüleri ise istikrarsızlığın yönetimdeki anlayıştan kaynaklandığını, hem yönetim hem de ekonomik istikrarın son 15 yıllık tek parti dönemini örnek göstererek 94 yıllık cumhuriyetimizin en kötü döneminin yaşandığı söyleyerek iktidarın iddialarını çürütmeye çalışmaktadırlar.

Görülüyor ki 16 Nisan günü yapılacak referandumda istikrar hem EVET cephesinin hem de HAYIR cephesinin üzerinde durduğu en önemli konu olarak görülmektedir. İktidar partisi meydanlarda bunun dışında HAYIR cephesini oluşturan siyasi partileri PKK, KANDİL ve FETÖ ile paralel çalıştığını iddia edecek derecede sağduyudan uzaklaşmakta, toplumda tehlikeli bir cepheleşmenin önünü açacak olan iftira ve yalandan adeta medet ummaktadır. Yanına aldığı MHP ve BBP lider kadrolarına söylettiği ve bir türlü açıklanamayan beka sorunu ise havada kalmakta, bu söylenene bırakınız millet bütünlüğünü o partilerin tabanları bile inanmamaktadırlar.

Yapılması halkoyuna sunulan anayasa değişikliğinden beklenilen istikrar temin edilebilecek mi? Gerçekten önerilen yeni yönetim modeli hem yönetim hem de ekonomik istikrarı ülkemize getirecek mi? Yoksa bu sistem bir kişinin egosunu tatmin edecek fanteziden mi ibarettir? Bence 16 Nisana kadar öncelikle bu konunun üzerinde ısrarla durulmalı, halkımız bu konuda tam bir açıklıkla aydınlığa kavuşturulmalıdır.

Anayasa değişikliği ile teklif edilen Cumhurbaşkanlığı hükümet modelinde gösterilmek istenmese de istikrarsızlığın tohumlarını düşünen her basiretli insan rahatlıkla görebilir. Bu sisteme göre Cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekilliği seçimleri aynı günde yapılacaktır. Örneğin böyle bir seçimde seçime katılan partilerden üçü seçim barajını aştı ve meclise girme hakkı kazandı. Bu partilerden birincisi oyların % 35’ni, ikinci parti oyların % 30’nu, üçüncü parti ise oyların %20’sini aldı.  Bu oylara göre birinci parti 600 milletvekilinin 250’sini, ikinci parti 200’ünü ve üçüncü parti ise milletvekillerinin 150’sini çıkardı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise hiçbir aday oyların %50+1’ni alamadı. Bu durumda 15 gün sonra cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu yapılacaktır. Bu ikinci tura ilk turda en çok oy alan iki aday katılacaktır. Diyelim ki birinci partinin adayı bu turda oyların %50 sinden fazlasını alarak cumhurbaşkanlığına seçildi. Değişiklik teklifine göre hükümeti kuracak ve çalışmaya başlayacak. Ancak parlamentoda cumhurbaşkanının dayandığı birinci parti mecliste 250 milletvekiliyle temsil edildiği için meclisten istediği yasaları çıkaramayacaktır. Çünkü karşısında iki muhalefet partisinin oluşturduğu 350 milletvekilliğine dayanan dağ gibi bir muhalefet cephesi bulunmaktadır. Böyle bir durumda ülkenin ihtiyaç duyduğu siyasi istikrar nasıl ve ne şekilde sağlanacaktır. Bu şartlarda cumhurbaşkanı meclisteki iki muhalif partinin birisinden destek talebinde bulunur denilebilir. Peki, bu destek bir koalisyon ya da taviz yönetimlerinin habercisi sayılmaz mı? Görülüyor ki bize yönetimde ve ekonomide istikrar sağlayacağı söylenilen CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET MODELİ daha başlangıçta bir siyasi kaosun tehlikesini işaret etmekte, bu modelin ihtiyaç duyduğumuz huzur ve istikrarı sağlayamayacağı tezini kuvvetlendirmektedir.

Bunun önüne esastan geçmek için hemen seçim kanunlarının değiştirileceğini söyleyenlerin itirazlarını duyar gibi oluyorum. Doğru. Bu sistemde ya daraltılmış bölge ya da dar bölge seçim sistemi yukarıdaki problemi önleyebilir. Yani seçim bölgeleri ya en fazla 3-5 milletvekilliği çıkaracak şekilde daraltılır, ya da ülke 600 seçim bölgesine ayrılarak dar bölge seçim sistemine geçilir. Cumhurbaşkanlığı hükümet modelinin getireceği yönetimdeki istikrarsızlık bu şekilde aşılabilir. Ancak bu sisteminde temsilde adalet ilkesini temelden yok edeceğini bilmek gerekir. Yukarıdaki örnekten hareketle seçim barajlarının kaldırılacağı bu seçim sistemiyle iki partili bir sistem oluşacak tabanda güçlü bir şekilde mensupları bulunan siyasi partiler mecliste temsil edilmekten yoksun kalacaklardır.

Bu seçim sisteminin ülkemiz için en büyük tehlikesi ise bölücü partilerin seçim bölgelerinde çoğunluk sağlayarak meclise girmelerinin önü açılacaktır. O zaman istenilen federatif yapılar devreye girecek ve ülke bugünkü IRAK ve SURİYE gibi parçalanacaktır. Bu durum bizim gözümüz gibi sakındığımız ülke bütünlüğümüz için bir kaos oluşturmayacak mı ?  Kalın sağlıcakla.   

 

  

 

Bu yazı toplam 2154 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim