• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

İsyanı Sükûtta Saklı Gitti

Aykut Karagüzel

Dünya edebiyatı içerisinde ulu bir çınar gibi yüce duruşunu sergileyen Türk edebiyatının yapraklarından biri daha rüzgârın esintisine kapılıp fani dünyadan ebedi dünyaya yolculuğuna çıktı. O, öyle bir yapraktı ki kendi gitti adı kaldı gönüllerde, sayfalarda.

Evet, değerli dostlar geçtiğimiz hafta Büyük Üstatlarımızdan Abdurrahim KARAKOÇ'u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadık. Bu elem haberi bizlere üstadımızın oğlu Türkislam KARAKOÇ duyurdu.
Harika şiirlerinin yanı sıra gazetecilik çalışmalarını da yürüten üstat, bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Değerli üstada politikaya neden girdiniz ve neden ayrıldınız, sorusu yöneltildiğinde şu cevabı vermiştir:
“Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım.”
O, bir yiğitti, bir bilgeydi, kısacası Abdurrahim KARAKOÇ bir 'Alperen'di.

Türk edebiyatında şair diye bugün adı geçen ve de kendilerini entelektüel-şair diye tanıtan nice ukalaları görünce yüreğimin sancısı bir kat daha artıyor. Ve bu şahsiyetlerin Bolu'muza bile davet edilip gençlerimiz tarafından ilgiyle dinlendiğini görünce bir değil on kat daha acım artıyor.
Üstadın ismi geçtiğinde ve de ben bu yazıyı yazarken dinlediğim “Mihriban” şiiri ayrı bir yer tutuyor yaşamında. Hele hele değerli ozanımız (benim de hemşehrim olur kendisi) Musa EROĞLU'ndan Mihriban'ı dinlemek alır götürür insanı uzak diyarlara.
Ben de üstadımızın başka bir şiirinin aşığıyımdır. Bu şiiri okullarda düzenlemiş olduğum şiir dinleti programlarında sık sık gün yüzüne çıkarırım. Program sonunda da en çok beğeni alan şiirlerin başında gelir bun şiir. Üstadın bu şiirinin adı: “İsyanlı Sükût”
Şimdi de bu şiiri sizin beğeninize sunuyor üstada da bir kez daha Yüce Yaradan'dan rahmet diliyorum.

İsyanlı Sükût
Gitmişti makama arz-ı hâl için,
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim...
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı,
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın, sigara sardı.
Daldı.. neden sonra garsonu gördü,
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı;
Kalktı ki garsona vere parayı,
Uzattı çakmağı ve sigarayı,
'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş,
Sandım can evime döktüler ateş.
Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden,
Ağzına küfürler doldu zehirden;
Salladı dilini... vazgeçti birden,
'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

12.06.2012

Bu yazı toplam 1449 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim