• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -4 °C

Jackal!

N. Gürkan Yetkin

Polemiklerle beslenmek, ona buna sataşarak ilgi odağı olmak, Türkiye'de cahillerin meşhur olma yolunda en çok başvurdukları yöntem!

Eğitimsiz cahilden korkmam, ancak eğitimli cahiller yani jackal’lar o kadar tehlikelidirler ki sadece kendilerine değil, en ufak bir fırsat bulduklarında herkese zarar verirler. Eğitimsiz cahil neyi, ne kadar bilmediğini bilir. Ancak Jackal, eğitimlidir, dolayısıyla her konu hakkında kendini o konunun profesörü sanır. Neyi, ne kadar bilmediğinin farkında bile olmadan sallar durur. Eğitimli görünümüne aldananlar da, sanki jackal doğru söylüyormuş gibi yanılgıya ortak olur.

Jackal'ın bir başka baskın özelliği de leşle beslenmesidir. Artık meseleleri kendi engin bilgisiyle yorumlar, evirir çevirir, sindirir ve sonra ortaya döker, üstüne de bayrak diker!

Örnek mi? İşte güzel bir örnek!

Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği “Cumhuriyetçi” gencin ifadeleri:

“Tanımadığım insanlar hakkında ahkam kesmek bana düşmez. Fakat görülenler de kılavuz istemiyor ki.

Siz önce yıllar yılı her platformda bu baskıcı zihniyeti göklere çıkartın,

İnsanların yakındıkları başınıza geldiğinde de “Bu nasıl iş?” deyin. Olmuyor işte…

Mesela 7 yıldır iş yeri açma ruhsatınızın olup olmadığı sorun yaratmazken, 7 yıl sonra zabıta ekipleri işyerinize gelmeyi akıl eder.

7 yıl sonra zabıtalar yapması gereken işi yaparlar.

7 yıl sonra bir bakılır ki işyeri açma ruhsatınız bulunmamaktadır.

Bu çelişkidir demokrasiyi “bana göre demokrasi” yapan. Yani 7 yıl boyunca yapılmayan işlemin yanlışlığını değil, 7 yıl sonra iktidar gücüne sahip partiden istifa ettikten sonra yapılması gereken işlemin yapılmasına “Ben bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.

Belediye bugüne kadar hangi işyerine saat 19. 00'da gitmiş, bir örneği daha varsa bunu da bilmek isterim" demektir demokrasiyi öldüren.

“7 yıldır bu işlem herkese yapıldı da bana neden yapılmadı” diyebilsek, demokrasi o zaman yürür ve adaletli bir kalkınma o zaman sağlanır.

Kul hakkı yememek de buna denir zaten.

(Jakebenlerden bahsedilirken) “Örgütlenme ele geçtiğinde tüm manevra kabiliyeti de ele geçtiğinden, istenildiği gibi kullanılır.” (…)

Unutmayın ki her YOKUŞUN, bir de inişi vardır. (23.04.2009)

Söz uçar yazı kalır…”

Esinlendiği olayın ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak kısa bir bilgi anlamında sadece şunları söyleyebilirim.

2002 yılında açmış olduğum ve hala hizmet vermeye devam ettiğim işyerim Serbest İnşaat Mühendisliği hizmetlerinin verildiği bir iş yeridir.

13 Nisan 2007 tarihine kadar benzer işyerlerinin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı alma zorunluluğu bulunmamaktaydı. Ancak aşağıda belirtilen tarih ve sayılı düzenleme ile bu zorunluluk getirilmiş olduğu ne meslek odamızca ne de ilgili belediye tarafından muhataplarına bildirilmemiştir. Bu tarihe kadar “iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı için başvuru yapmamamın gerekçesi budur. Aynı şekilde hizmet veren Serbest muhasebeciler, doktorlar, avukatlar ve serbest mimarlar, mühendisler vb. de yönetmelikte yapılan bu değişiklik kapsamında iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı alma zorunluluğunda kalmaktadırlar. İlgili yönetmeliğin 3.maddesinde yapılan bu değişiklik ile alakalı, ilgili meslek odaları dava açmışlar ve dava sonuçlanana kadar yürütmenin durdurulması kararı aldırmışlardır. Ancak davanın sonuçlanıp sonuçlanmadığı, bu güne kadar şahsım gibi diğer meslek erbaplarına da meslek odalarınca bildirilmemiştir.

Ayrıca ilgili belediye tarafından bağlı olduğumuz meslek odasına bu konuda bir bilgilendirme de yapılmamıştır.

13 Nisan 2007 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 26492

Karar Sayısı : 2007/11882

Ekli “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe konulması; 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı, 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı, 14/6/1989 tarihli ve 3572 sayılı, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı, 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı, 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı kanunlara göre, Bakanlar Kurulu'nca 19/3/2007 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 14/7/2005 tarihli ve 2005/9207 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c), (d), (e) ve (k) bentleri aşağıdaki şekilde, (g) bendinde yer alan "internet kafeler" ibaresi ise "internet salonları" olarak değiştirilmiştir.

"c) Birinci sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gereken işyerlerini,

d) İkinci sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerden mutlaka uzaklaştırılması gerekmemekle beraber izin verilmeden önce civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşması için inceleme yapılması gereken işyerlerini,

e) Üçüncü sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerin yanında açılabilmekle beraber yalnız sıhhî nezarete tabi tutulması gereken işyerlerini,"

"k) İnceleme kurulu: Birinci sınıf gayrisıhhî müesseseler için yer seçimi ve tesis kurma, deneme veya açılma izni amacıyla inceleme yapan kurulu,"

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5'inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Turizm işletme belgeli tesisler, işletme belgesinin düzenlenmesine esas hususlarla ilgili olarak sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından denetlenir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm alan ve merkezlerinde Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir kararı verilen ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında yer alan yatırımlar için işyeri açma ve çalışma ruhsatı, yetkili idareler tarafından başka bir işleme gerek kalmaksızın onbeş gün içinde verilir."

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri yetkili idareler tarafından kapatılır."

Yani ortada bilgilendirme eksikliğinden kaynaklanan bir sorun vardır. Şahsım tarafından olaya göstermiş olduğumum tepki de, bu garip durumdan kaynaklanmaktadır.

Kanunlar herkese eşit olarak uygulanır. Meseleye karşı göstermiş olduğumuz hassasiyet de bundan kaynaklanmaktadır. Benzer durum Türkiye'nin birçok ilinde de yaşanmaktadır. Bu gün Bolu'da faaliyet gösteren benzer işyerlerinin bildiklerimin birçoğunun, bahsi geçen düzenleme konusunda bir bilgilendirme yapılmadığı için hala işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmamaktadır.

İşte değerli okurlarım, aldığı üç kuruşluk eğitimle, bir baltaya sahip olamayan jackal'ların bilmeden nasıl ahkam kestiğinin sadece basit bir örneğidir verdiğim örnek.

Biz, yapılan yanlışlıkları düzeltme imkanımız kalmamasından kaynaklanan ve bu sebeple yanlışın bir parçası olmama çabasına girdiğimiz hassas bir dönemde, birinin kime, ne amaçla, neden saldırdığını bilmeden, bilmediği bir konu üzerinden sonuçlarını dahi kestirme yetisine ulaşmadan çala kalem basıp geçmesi sadece acınası bir durumdur.

Tüm belgeleri tamamlayıp ilgili ruhsatı almak için gerekli başvurumu yaptığımı ayrıca belirtmek isterim. Bu o kadar da büyütülecek bir mesele değil! Ancak yapılan bu baskı şahsım açısından önemli bir olay olmamasına karşın, aynı hareket içersinde yer alacak olan yani ilgili partiden istifa etmeyi düşünenlere bir ibret göstergesi olması açısından önemlidir.

İstifa etmeyi düşünenlere benzeri gözdağlarının verildiği bir süreç maalesef başlamıştır!

Bu olay sonrasında istifa dilekçesini cebinde gezdiren bir kaç tanıdığım dahi ürkmüş ve istifa etmekten vazgeçmişlerdir.

Örnek 2:“Bu aralar fena halde takıldım şu dönenlere. Mesela zamanın sıkı AKP sempatizanıyken birdenbire AKP karıştı olanlar, en sıkı cumhuriyetçiyken birinciyi bitirip 2.ye geçenler, evvel zaman içinde solcu görünürken bugün “sana göre sol gözüken aslında bana göre sağ” diyenler.

Fakat bu sıralar en revaçta olanı, zamanında Ergenekon şüphelilerine önce kendi şahsının sonra da halkın vicdanında cezayı verip en ağır hakaretleri ardı ardına inci gibi dizerken bugün “susturuldular mı?” diyen eski kuruculardan biri.

Sokaktaki vatandaşta bulunduğu üzere “Acaba Ergenekon'dan içeri alınır mıyım?” şüphesi içerisinde. Bu iktidardan ve onların kulları oldukları zihniyetten en çok çeken insanların başında gelmemden mütevellit, kendisini rahatlatmak da bana düşer.

İki ihtimal var.

Mantıklı olan şudur ki, sizden önce içeri alınması gereken milyonlarca insan var. Hayatını irtica ile, siyasal İslam ile mücadeleye adamış milyonlarca “Aydın Cumhuriyetçi” varken, sizi almalarından korkmayınız. Siz bu yeni çizginizde, ben, arkadaşlarım ve sevdiğim büyüklerimden sonra gelmektesiniz.

Fakat ikinci ihtimal sizi biraz düşündürmeli. O da, sizi Ergenekon'dan içeri alarak, şu an Silivri'de bulunan onlarca Cumhuriyetçi insanla aynı kefeye koymalarıdır. İşte bu bizlerin yüreklerini sızlatır.

Ne yazık ki bu işler böyle. Bir ay önce olmayan baskı bir anda çıkınca “değişim” ve “yenilenme” dedirtiyor, ne güzel…

Ve ne güzel ki geç de olsa birileri üzerimizdeki baskıyı anlamayı başarabiliyor.

Demişler ki “Ak Parti'yi eleştirmek yürek ister bu ülkede!”

Biz nicedir buradaydık, siz de hoş geldiniz.”

İşte bu sözler tam da bana “Cumhuriyet bizimse, sizlerin değil!” özlü sözlerini hatırlatıyor. Hani biraz argoya kaçan tabirle derler ya, ”Ben diyorum Sişhane, sen diyorsun Gümüşhane”.

1)Tutki dönsem kime ne? En başta sana ne?

2) “Tanımadığım insanlar hakkında ahkam kesmek bana düşmez!”dedikten hemen sonra “Bu aralar fena halde takıldım şu dönenlere.

Mesela zamanın sıkı AKP sempatizanıyken birdenbire AKP karıştı olanlar...” özlü sözleriyle döneklikten bahsetmek!

“Değişim” her alanda ve her anlamda doğal bir süreçtir. Ben veya başka birileri istese de istemese de en başta zamana daha sonrasında yaşananlara göre değişim ve yenilenme gerçekleşecektir. Ancak günümüzde bu durum çok dillendirilmeyen bir umut halini almış, bu sebeple tarafımca bir durum tespiti olarak ortaya konmuştur. Değişim ve yenilenmeyi isteyenleri “dönek!”olarak tasfirlemek aşırı muhafazar ve statükocuların ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir.

Kendini Cumhuriyetçi olarak tanımlayan bir kişinin düşeceği en kötü çelişki de sanırım bu durumdur.

“Çözülme”, ise birleştirici özelliğin işlevini kaybetmesinin doğal sonucudur. Birleştirici özelliğin işlevini kaybetmesi bir değişim olsa da, sonuçları bakımından çok daha farklı bir durumdur.

Ak Parti'de yaşananlar, en önemli çimento olan halkın iradesindeki değişimdir. Yani halk desteğindeki azalmanın başlamasıdır. Yani yapılan uygulamalardan, ortaya konan icraattan halkın memnun olmamasıdır. Az çimento ile sağlam beton elde edilmesi ancak yapay katkılarla mümkün olduğundan, iş sadece yapay katkılardan medet umma haline dönüşmüştür.

Sonuç olarak, ne dediğini kendinin bile bilmediği bir jackal'ın sözleri üzerine çok da takılmamak gerekir. Aslında sadece “hoşt!”demek yeterlidir. Ancak, konular maksadından çıkıp bir de asıl maksadını aşınca, açıklama getirme zorunluluk oluyor.

Tartışmak, doğruyu bulmaya ışık tutar. Eleştirme, konu hakkında üzerinde tekrar düşünmeye vesile olur. Düşündüğünü aktaramama veya anlatamama bir engellilik halidir. Düşünmemek ayrı bir kusurdur. Düşünmeden konuşmak ise sadece “cahilin“ yapacağı bir iştir. Cehalet eğitim ile giderilebilinir, ancak Jackal'lık kalıcı bir durumdur!

17.08.2009

Bu yazı toplam 406 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim