• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C

Kadınlar Günü (8 Mart)

Mustafa Öz

Kadınların çalışma şartları açısından erkeklerle eşit haklara sahip olma yönünde verdikleri mücadelenin başlangıç tarihi 8 Mart 1857 olarak kabul görmüştür. Amerika'da tekstil sektöründe düşük ücretle çalışan kadınlar, NEWYORK'ta toplanarak düşük ücretle ve kötü şartlarda çalışmalarını protesto etmiş, grev yapmışlar bu hareketler kadın haklarının başlangıcı kabul edilmiştir.

1975 yılı Birleşmiş Milletlerce “KADINLAR YILI” ilan edilmiştir. 1977 yılında da Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda “8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE DÜNYA BARIŞ GÜNܔ olarak kabul edilmiştir.

Ülkemizde 1921 yılında kadınlar günü anlamına gelebilecek eylem “Emekçi Kadınlar” günü olarak kutlandığı gündür. Cumhuriyet döneminde: kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi, çalışma şartlarını düzenleyen kanunlarda kadın-erkek eşitliğinin gözetilmesi sağlanmıştır.

Kadınlar gününde; bazı kesimler her nedense olayları hep çalışan kadınla sınırlamakta, emekçi kadın haklarına indirgemektedirler. Oysa kadın bir insan olarak duygusu, düşüncesi çalışması, ailede ve toplumda üstlendiği rol nedeniyle bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmelidir.

Allah yarattığı canlıları erkek dişi olarak yaratmış. Onlara yaratılışları gereği (yaratılışa özgü) bazı fizyolojik ve duygusal farklar, roller yüklemiştir. Kadına anne olsun ya da olmasın ANA'lık duygusu vermiştir. Bu da kadındaki duygusallığı ve sevgiyi artırmaktadır. Fiziksel olarak daha yumuşak huyludur. Öfkesini, hırsını erkeğe göre daha kolay bastırabilir. Sevgiye açık olduğu için kolay inanır ve güvenir. Bu yönü biraz zaaf gibi görülebilir. Neden bunları anlatıyorum. Kadını tanımadan onun toplumdaki ve yaşamımızdaki rolünü tam yerine oturtmadan yapılacak değerlendirmeler eksik kalacaktır.

Şunu herkes kesin olarak bilmelidir. Kadınsız erkek de yoktur. Toplum da yoktur. Bir elmanın yarısı kadın yarısı erkektir. Öyleyse sorun olmamalıdır. Ama kadınlarımız yönünden sorun vardır.

SORUNLAR NELER…!

Birleşmiş milletlerin yaptığı araştırmaya göre, dünyadaki işlerin % 66'sını kadınlar yapıyor. Buna karşılık elde edilen gelir % 10'da kalıyor. Erkekler işlerin % 34'ünü yapıyor. Elde edilen gelir % 90dır. Dünyadaki mal varlığının % 1'i kadınlarındır. Kadınlara şiddet uygulanıyor, ülkemizde bu oranla yüksek. Şiddete maruz kalma oranı şehirlerde % 18, köylerde % 76, aile içinde işlenen suçların % 90'ı kadınlara karşı uygulanıyor.

Kadınlara iş hayatında yeterince fırsat tanınmıyor. Lise ve üniversite mezunu kadınların % 39,6'sı işsiz, şehirlerdeki işsiz kadın oranı % 37,4 iken: kırsal kesimde % 45,3.

Kadınların seçme ve seçilme hakkı almasına rağmen siyasette yeterince fırsat tanınmıyor.

Kadınlarımızın eğitim düzeyleri düşük % 20'si okuma yazma bilmiyor. % 2 oranında üniversite okuyan var. Kadınlarımız ekonomik sistem tarafından ve erkekler tarafından cinsel istismara uğruyor. Özellikle ekonomik sistem kadını ticari bir mal…! gibi kullanıyor. Cinsel taciz, tecavüz, fuhuş ve kötü alışkanlıkların esiri haline getirilerek aile bütünlüğü ve toplum yapımız bozuluyor. Kadınlarımız bilinçli anneliği bilmiyor. %55'i doğum kontrolünü uygularken, hamile kadınların %64'ü doktora gitmiyor, gidemiyor.

Evlenme yaşı geldiği halde kendini yeterince geliştiremediği için ve ekonomik sistemin zorluklarının aileye yüklediği sorumluluğun ağırlığından kadınlarımız aile kuramıyor. Kurulmuş olan aileler yaşatılamıyor. Boşanmalar katlanarak artıyor. Bu sonuçta sıkıntı kadına kalıyor. Ekonomik özgürlüğü de yoksa daha da kötü bir tablo ortaya çıkıyor.

Kadınlarımız toplumun temel taşı ve ayrılmaz parçasıdır. Bilgi çağını yaşadığımız dünyada her şey anlık olarak herkesçe bilinmekte, görülmektedir.

Kadınlarımızın medeniyetteki bu gelişmeye oranla haklarında ve sosyal statülerinde de gelişme ve değişme olmalıdır. Hala eğitimleri yetersiz ise, hala cinsel ayrım, taciz varsa, hala tecavüz ve öldürme varsa, kapitalist sistemin bir ticari aracı gibi görülmeleri yani sömürülmeleri devam ediyorsa herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Kadınlarımız, annemiz, bacımız ve eşimiz ise toplumda üstlendikleri rollerinde ayrıcalık, aykırılık olmamalı anlayışta birliktelik içinde olmalıyız. Kadının bulunduğu yerde sevgi, huzur, barış vardır. Ailemize, toplumumuza sahip çıkmak istiyorsak KADINA DEĞER vermeliyiz.

Annelerimizin, bacılarımızın, eşlerimizin kadınlar gününü huzur, barış ve insanlık adına kutluyorum.

09.03.2007

Bu yazı toplam 661 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim