• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -11 °C

Kadınlarımız

Mustafa Namdar

8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” kutlaması, kadın kuruluşları tarafından çeşitli etkinliklerle yerine getiriliyor. Türk üniversiteli Kadınlar Derneği de bu bağlamda “Eğitim Penceresinden Türk Kadını” konulu konferans için yılların bilgi birikimiyle donanımlı Prof. Dr. Birsen Gökçe'yi getirmişler konuşmacı olarak. 41 yıllık kamu hizmetinden sonra sivil toplum kuruluşlarında halen daha topluma yararlı olabilmek için koşuşturan bir gönüllü. Anlatacağı çok farklı başlıklarda konular olmalı. Ne var ki Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Başkanı Prof. Dr. Sn. Fatma Sırmatel salonu dolduramadığından son derece üzgün…

Güçlü olabilmenin koşulu, parçaları bir araya getirerek bütünü elde etmektir. Bir makine gövdesine birbirine uyumlu parçaları monte edebilirseniz çalıştırır verim alabilirsiniz. Aksi halde işe yaramaz bir kütle olarak karşınızda durur hareketinizi engeller.

Kadınlarımız için 8 Martın anlamı bir başka olmalı. 8 Mart; Amerika'da kadın çalışanların başlattığı bir eylem. Newyork'ta konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin kadın işçinin başlattığı grevle ilgili polisle çatışmasının sonucunda 129 kişinin hayatını kaybettiği gün.

8 Mart 1857'de olan bu olay kadınlar için başlatılan özgürlük mücadelesi başlangıcı olarak kabul edilmiş.

Böylesi önemli bir günde ortak sorunlarla mücadele eden kadın kuruluşlarımız, dayanışma örneğini verebilmeleri için neden bir araya gelemezler? Neden sorunlarını ortak platformda dillendirip mesajlarını daha gür bir sesle açıklamazlar?

Bolu gibi küçük bir kentte kadın kuruluşlarımız ayrı ayrı mekânlarda, olması gereken isteklerini ayrı ayrı gündemle dile getirip insanlarımızı bilgilendirmeye çalışmış olmalarına doğrusu şaşırdım. Anlaşılan o ki kadınlarımız birbirleriyle barışık değil. Birbirleriyle dayanışma içinde olamıyorlar…

Prof. Dr. Sn. Birsen Gökçe kadının ilk çağlarda erkeğinin yanında bir dizi haklara sahip olmasına karşın İslamiyet'in kabulünden sonra, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki yerinden, haklarından bahsetti.

Ülkemizde sanayileşme döneminin başlamasıyla birlikte kırsal kesimden kentlere olan göçler sonunda gelenek ve göreneklerini aynen koruyan aile ve çevre baskısında olan “Köylü kadınlar” biraz serbeste çıkan ama tutuculuğu bırakmayan “Kasabalı kadınlar” kasaba köy kent karışımı “Gecekondu kadınları.” Geleneksel yaşamı devam eden kent yaşamına ayak uydurmakta zorlananlar.

Hal böyle olduğunda kadını eğitim öğretimden uzak tutmuşsanız ekonomik olarak da evde aileye, evlendiğinde eşine bağımlı bırakmışsanız. Medeni kanunlarla is hayatında, mirasta, evlenip boşanmada söz hakkını elinden almışsanız eşitlik ilkesi içinde kadın haklarından bahsetmek zor. Seçme seçilme hakkından yoksun, okuyamayıp bilgilenmeden yoksun kadın, erkeğinin aksesuarı olarak görülmüş. İstersem boynuma takarım, istersem koynuma sokarım. O sofranın düzenleyicisi, bağın bahçenin ırgatı, çocuğumu doğuran ana.

O ben ne dersem o olan, gerektiğinde aziz öğretmen, gerektiğinde yuvayı çekip çeviren, gerektiğinde saçını süpürge eden, gerektiğinde cenneti ayağının altında saklayan, sorup sorgulama hakkı olmayan, okuyup yorumlama bilgisinden uzaklaştırılmış sessiz bırakılmış kadınlarımızın günlerini bile bir arada kutlayamıyorlar…

Genç yaşta emekli olan kadınlarımız oldukça çok. Eşleri saygın makam ve mevkilerde olan kadınlarımız üzerlerine düşen görevleri ne kadar yerine getirebiliyorlar başlarını elleri arasına alarak düşünmeleri gerek. Onların kurdukları sofralara oturup aynı tencereye kaşık sallayabildiklerinde, kuru kilim üzerine oturup yaşamlarını izleyebildiklerinde, hakların ne olduğunu öğretmek mümkün.

Hamasi sözlerle duygusal davranışlarla ayrı ayrı kümelenmelerle bu işler olmuyor. El ele tutuşulursa gönülden gönüle köprüler kuruluyor. Gününüz kutlu olsun analar bacılar.

13.03.2009

Bu yazı toplam 418 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim