eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 5 °C

KÂLÛ BELÂ

Hasan Dinç

Avukat Yüksel Gültekin Gazetemizin saygın köşe yazarlarındandır ve kendi ifadesine göre gazetenin en fazla okunan yazarlarındandır. Düzensiz peryotlarla yazdığı yazılar genellikle siyasi ve de AKP ile ilgilidir. Son dönemde yazdığı yazılar AKP içindeki çekişme ve guruplaşmaları konu edinmekte, bu parti içindeki gelecek kavgalarına ışık tutmaktadır. Son yazdığı iki yazı partinin yaklaşan ilçe kongreleri için hazırlık safhasını teşkil eden delegasyonun belirlenmesi için yapılan seçimler ve bu seçimlerdeki mücadeleleri konu edinmektedir. Bu yazıların ilkinde AKP’nin il yönetimince ilçe kongresine katılacak delegelerin tespiti için yapılan seçimlerde işlemin yasalara ve parti tüzüğüne uygun olarak, adil ve tarafsız bir şekilde yapılmasına gözetmen olarak görevlendirilmiş İl Yönetim Kurulu Üyesi ve AKP Bolu İl Tanıtım ve Medya Başkanı Av. Sayın Arzu Özdoğan’ın görevini tarafsız bir şekilde yapmadığı gerekçesiyle istifaya davet etmiştir. Sayın Arzu Özdoğan bu yazıya gönderdiği ve Sayın Yüksel Gültekin’in sakınca görmemesi nedeniyle gazetemizde tamamının yayınlandığı yazısında  “Neye ve hangi yetkiye dayanarak istifaya davet ediyorsun” diye sormuştur. Sayın Yüksel Gültekin ikinci yazısında bu soruya “Galu belâdan beri Ak partili biri olarak, Ak parti prensiplerini siyasi hedefleriniz uğruna çiğnediğiniz ve en önemlisi Ak parti tüzüğüne aykırı hareket ederek tarafsızlığınızı yitirdiğiniz için sizi Ak partiden istifaya davet ediyorum” diyerek cevap vermiştir.

   Takdir edersiniz ki bu köşe yazısının amacı, parti içindeki taraflardan hangisinin haklı ve hangisinin haksız olduğunu ortaya çıkarmak değildir. Bu ayırımı yapacak partinin yetkili organları ve parti ortak vicdanı vardır. Ben bu yazımda Sayın Gültekin’in yöresel ağız ile söylenildiği gibi yazdığı “Galu bel┠sözü üzerinde durmak ve “Galu belâdan beri Ak partili olmak” ifadesinin dini açıdan ne anlama geldiğini değerlendirmeye çalışacağım.

   Önce geliniz Kur’an-ı Kerim’in A’raf suresinin 172. ayetini beraberce okuyalım. Bu ayet de  Cenab-ı Allah “ Bir de Rabbin, Ademoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediği vakit  “ Pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz” dediler. Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz diyedir.” Buyurmaktadır.

    Bu ayete ki “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sözünün Arapçası “Elestü bi Rabbiküm” dür. “Pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz” sözünün Arapçası ise “ Kâlû Bel┠ya da “Beli” dir. Bu olay Hz. Adem’in henüz yaratılmasından önceki bir dönemde olmuş, Cenab-ı Allah hayat vereceği bütün insanların ruhlarını yaratarak onları huzurunda toplamıştır. Bütün ruhların Allah huzurunda toplanmasına dini ve tasavvufi anlamda adına “Bezm-i elest” denilmektedir. Dilimizdeki karşılığı ise “ruhlar meclisi” anlamına gelmektedir. Bu ruhlar meclisinde Cenab-ı Allah bütün ruhlara “Elestü bi Rabbiküm” yani “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuş, bu soru üzerine bütün ruhlar “Bel┠ya da “Beli” yani dilimizdeki karşılığı ile “Evet, Rabbimizsin, şahidiz” demişler ve Allah’ın varlığını ve Rab’lığını kabul ederek Müslüman olmuşlardır. Dini bir terim olarak “Kâlû bel┠ruhların hep birlikte “Evet, Rabbimizsin, şahidiz” dedikleri zamana, tanıklığa ve mekâna denilmektedir.

   Merhum Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır “Ruhlar Meçlisinin” bu sahnesini anlatırken “Ancak bu hitap lâfzî bir kelâm ile değil, meleklere olduğu gibi, nefsî kelâm ile yapılmış bir tebliğ şeklinde algılanmalıdır.” dedikten sonra şu açıklamayı da getirmiştir. “Ruhlar bu içtimai mukavele (doğal sözleşme) altına girmiş ve kendi varlığında Rabbine şahitliği ve ona kulluğu taahhüt etmiştir. İşte bu mukavele fıtri misak, insanlığın dindarlığının başlangıç noktası olduğu gibi hukukun, ahlâkın, sosyal hayatın ve medeniyetin de başlangıç noktası kabul edilir.” demek suretiyle “Kâlû belâ’dan” ne anlaşılması gerektiğini en güzel şekilde ifade etmiştir. Demek ki “Kâlû Bel┠dini ve tasavvufi bir terim olarak ruhların “Kendi varlığında Rabbine şahitlik yapmak ve O’na kulluğu taahhüt etmektir.” Ayrıca “Din olarak Müslümanlığını ilân etmektir.” Bundan dolayı bütün Müslümanlar  “Ne zamandan beri Müslümansın?” sorusuna muhatap olduklarında “Kâlû Belâdan beri” diyerek klişeleşmiş bir şekilde cevaplandırmaktadırlar.

   Terim olarak “Kâlû bel┠için Kur’an –ı Kerim ve onu tefsir edenler bu kadar açık ve net tarif ortaya koyarken, Sayın Yüksel Gültekin’in hiç yapılmaması gereken bir hataya neden yöneldiğini anlamak mümkün değildir. Cenab-ı Allah “Kâlû bel┠da ruhlara “Siz Ak partili olacak mısınız?” diye sormuyor ki, o da “Evet, ak partiliyim” diye cevap vermiş olsun ve şimdiki muhataplarına da “Galu belâ’dan bu yana Ak partiliyim” demeye hak kazansın. Yoksa Sayın Yüksel Gültekin ruhu Cenab-ı Allah tarafından tek başına ayrı olarak “sen Ak partili misin?” sorusuna mı muhatap oldu? Ancak, bu soru genel olarak bütün ruhlara aynı anda ve aynı şekilde sorulmuş ve bütün ruhlar aynı şekilde cevap vermişlerdir. Yani özel bir durum da söz konusu olamaz.

   Cenab-ı Allah insanlara din tebliğ eder, parti tebliğ etmez. İnsanlık için din ebedi olup, Allah indinde de din İslâm’dır. Allah insanlardan hangi partiye mensup olacaklarına dair misak almamıştır. Bu akıl dışı iddia gerçek olsaydı Allah’ın partisinin adı “Ak Parti” değil herhalde “Hizbullah olur”du ve din de gerçek olmaktan çıkardı. İslâm beşeriyetin ruhlarına misakla telkin edilmiş, Hz. Adem ’den bu yana bütün peygamberler onu tebliğ etmişler, Allah’ın koruması altında ebedi âleme kadar da böyle   devam edecektir. Eğer Sayın Yüksel Gültekin’in dediği doğru olmuş olsaydı şimdiye kadar ki bütün insanlar “Ak partili olmamak” yanlışlığını yapmaktan dolayı hepside cehennemlik olurdu.

   Peki dini terim ve kavramlar kullanılarak insanları siyasi olarak yönlendirmeye çalışanlar olmadı mı? Kısa demokrasi tarihimizde bunun kötü örneklerine sıkça rastlamak mümkündür. Çok gerilere gitmeye gerek yok. Daha dün gibi hatırlıyorum. Partisinin amblemindeki anahtarı “Cennetin anahtarı” olarak tanıtanları, seçimleri “Müslüman sayımı” kabul edenleri ve kendi partisinin dışındakileri “Patates dininden” sayanları hatırlayanlarımız çoktur. Siyasi partiler mezarlığı bu gibi sapık iddialarda bulunan partilerle doludur. Çok değil önümüzdeki birkaç yıl sonra “Kâlû Belâ”dan bu yana “Ak partiliyim” diyenlerin partisini bekleyen akıbet de aynı olacaktır. Buna Allah ömür verirse Sayın Yüksel Gültekin de tanık olacaktır.

   Daha önce de Manisa’dan Ak Partili bir İl Genel Meclis üyesi Sayın Başbakan için “Seni sevmek bir ibadettir” dediğinde bu bir deli zırvasıdır denilmiş ve iş geçiştirilmişti. Görülüyor ki bu örnekler her geçen gün artarak devam edecektir. Çünkü dini terim ve kavramlar siyasette kullanıldıkça, pirim yapmakta ve siyasi rakiplerine üstünlük temin etme konusunda avantaj sağlamaktadır. Halkımızın dini terim ve kavramları “yerli yersiz ve yalan yanlış ayırımı yapmadan” kullananları, diğerlerine tercih etmesi, bu büyük hataların hem de bilerek oluşmasına sebep olmaktadır.

    Sayın Gültekin! Senin böyle bir sözü hem de bilerek söylediğine inanıyorum. Bilinçli bir şekilde bu sözleri söylemenin dinimizdeki akıbetini bilemem. Ama çevrende dini bilgisinin büyüklüğüne ve sağlamlığına inandığın bir ülema varsa “Tecdidi İman” konusunu onunla bir konuşmanı samimiyetle  teklif ederim. Dinimizin “Emri bil maruf ve nehyi anil münker” hükmü beni böyle bir teklife yöneltmiştir. Saygılarımla.

   N O T : Bu yazı yazılırken dini terim ve kavramların karşılığı Mustafa Nihat OZON’UN  Osmanlıca-Türkçe sözlüğünden, “Bezm-i Elest ve Kâlû Bel┠terimlerini Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan İSLÂM ANSİKLOPEDİSİNDEN ve A’raf Suresinin 172. ayetinin geniş tefsiri için Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın HAK DİNİ KUR’AN DİLİ adındaki meşhur tefsirinden yararlanılmıştır.

25.10.2011

Bu yazı toplam 1490 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim