• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -11 °C

Kanser gibi tehlikeli

Mustafa Namdar

İnsanlar konuşarak anlaşmaları yerine, neden kavgayı tercih eder? Tatlı dilin yılanı deliğinden çıkaracağını bilirler de, neden içlerinin zehrini dillerinden akıtırlar? Neden kendilerine yapılmasını istemedikleri davranışları başkalarına yaparken rahatsız olmaz, içleri sızlamaz.

Adına demokrasi diyoruz da, oyunu kurallarına göre oynamasını nedense bir türlü beceremiyoruz. Paylaşım ve sorunların çözümünde, nedense ortak aklı kullanamıyoruz, kullanmak istemiyoruz. Toplum adına yapılan işlerin önüne aklımızı koymak yerine, duygularımızla hareket etmeyi tercih ediyoruz. Bencilliğimizi herşeyin önünde tutarak her yaptığımız işin doğru olduğuna hem kendimizi, hem adına hizmet ettiğimiz toplumu inandırmaya çalışıyoruz.

Oysa toplum için yapılacak hizmet de rekabet, verimlilik içindir. Toplum adına yapılan yarışta sarfedilen efor, bireylerin mutluluğu, huzuru, başarısı içindir. Toplumsal çalışmalarda uzlaşı metotları yerine, kılıçları çekerek birbirimizin kolunu, kanadını kırıp kafasını koparmaya çalışıyoruz. Böyle mi olmalı? Kin ve nefreti öfkeyle büyütüp beslemek mi olmalı topluma rehberlik yapanların görevi?

İster oda, ister moda, ister dernek, ister vakıf, isterse siyaset alanında göreve talip olan kanaat önderlerine bir bakalım. Tüm davranışlar sanki bir savaş hazırlığını andırıyor. Yapılacak hizmet projelerini anlatmak yerine, kirli çamaşırların askıya çıkarılmasına gösterilen gayret, ister istemez takım tutar gibi taraf oluşturuyor. Bu taraflar da birbirine kinleniyor. Bu kinlenme insan beynini kemiriyor, doğru düşünüp doğru değerlendirmekten tarafları uzaklaştırıyor. Virüs bedene girmeye göre. Öyle bir virüs ki, bütün hücreleri etkileyip yavaş yavaş öldürüyor. Tıpkı kanser gibi tehlikeli. Ölüm yüzünü gösterdiğinde ancak anlıyorsunuz tehlikenin boyutunu.

Bir bakıyorsunuz, ülkenin beyin takımı. Bir bakıyorsunuz sanatçısı, sanayicisi, bir bakıyorsunuz esnafı, tüccarı. Ülke insanının ufkunu açan, kültür değerlerini koruyup geleceğe taşıyanları, kafalardaki düşüncelere yön verenler. Elindeki ham malzemeyi işleyip şekil verenler, ürettikleriyle topluma hizmet edenler kendilerini yönetecekleri insanları seçerken, kavga tohumlarını etrafa saçmaktan geri kalmıyorlar.

Demokrasi, şeffaflık. Demokrasi, düşündüğünü söyleme özgürlüğü. Demokrasi, eşitlik, hak, hukuk ise, demokrasi, paylaşım şeffaf yönetim ise bu kavga niye? Hücreleri kin tohumlarıyla besleyip taraftar tezahüratlarını alanlarından meydanlara çekmek niye?

Aklı kullanmanın, iyi insan, iyi model olmanın bir ayrıcalığı olmalı. O ayrıcalık da, şeffaflık, sevgi ve güven yaratacak davranışlar olmalı. Gül dalında diken olsa da güzel. Önemli olan tutmasını bilmek. Toplum önderlerinden beklenen de bu güzellikleri korumak olmalı.

24.01.2008

Bu yazı toplam 263 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim