• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 10 °C

Kar bereketi

Mustafa Namdar

Kış dendiğinde, genelde içimiz üşür. Lapa lapa yağan kar zenginlerin kış sporları ile ilgili iştahını kabartırken fakirin kara kara düşünmesine neden olsa da, zengini fakiri karın bereket getirdiğini söylemekten geri durmazlar. Kış gecelerinde anlatılır hikayeler, masallar. Kar yağarken yıldız yıldız düşen taneciklerle gelir eski anılar...

Bu sene şu son günlerdeki kar yağışı çocukluğumun kışını getirdi aklıma. Yağan kar ve sonrasında gelen soğukların oluşturduğu buz katmanları, bazı sokaklarımızda Mayıs ayının ortalarına kadar kalkmazdı. İnsanların elinde kürek herkes kapısının önünü temizlerdi giriş çıkışı kolaylaştırmak için.

O dönemlerde makina mı vardı açsın yolları? Her hizmet el emeğine dayanıyordu. Zaman zaman, ya çevremizde ya da Tv’deki konuşmaları dinliyorum. “Biliyor musun? Bu akşam ısı eksi 12 oldu. Yok yok 14 dereceydi. Gece bir ara ölçtüm tam 14. Ne soğuk yaptı kardeşim. İnsan donacak vallahi.”

Bütün bunları dinlediğimde sobalı okullarımız düştü aklıma. Ailelerin ekonomik durumları iyi ise, çocukların sırtında tahta çanta (yokuş aşağı inişlerde kızak işini de görürdü) iyi değilse elde taşınan kitap, defterler. Eksi 12-15 derecede okul yollarında olurduk. Kimimiz şehirden, kimimiz köyden sabahın alacakaranlığında yolları açanlar olurduk. Parmaklarımızın uçları morarırdı soğuktan. Toplanın derdi öğretmenimiz. Herkes eline bir parça kar alsın ovuşturun elinizi de kan hareket etsin ısının. Sonra da her öğrenci bir odun alıp götürsün sınıfına sobayı yakmak için...

Bizim kuşak hatırlar. Çok sert geçen kışlarda analarımız günlük oturma odasının kapısına dışarıdan yorgan gererdi soğuğu önlesin diye. Su kapları donar, bazen ibrikler genleşen buzdan patlardı. Çoğu zaman çeşmeden doldurup getirdiğimiz kovalardaki sular buz tutar, maşrapayla kırarak alırdık içeceğimiz suyu. Sıcak tutsun diye göğsümüze gazete kağıdı koyardı analarımız. 1958 yılıydı. Erzurum’dan izindi geldiğimde 65 cm kar vardı Belediye önünde. O günden bugüne öylesine kar yağmadı. Yağsa da sabahına eridi gitti.

Şimdi kalorifer hayatına alışmış olmanın rahatlığında en küçük olumsuzluklarda isyan bayrağını çekiyor “Nerede bu devlet” diyoruz. Site yöneticisi söyleniyor, kardan siteye giremiyoruz yolumuzu açsın. Hep bir ağızdan bağırıyoruz, kaldırımları yolları açın, temizleyin ortalığı. Oysa aynı insanlar Almanya maceralarını anlatırken, evlerinin cephesine düşen kaldırımı temizlemeyen insanların ne tür yaptırımlarla karşılaştığını ballandıra ballandıra anlatmaktan geri durmuyorlar.

Kimi insanlar koyun koyuna sokulmuşlar, üstlerinde battaniyeleri kömür yok, odun yok, nefesleri buz kesmiş sesleri çıkmıyor. Çıkaramıyorlar ya da seslerini duyuramıyorlar. Kimi insanların yüzü gülüyor. Uludağ’da, Kartalkaya’da, Abant’ta kar kalınlığının yükseldiğine dair haberleri aldıkça...

Bir dünya ki ağlayanını da, gülenini de içinde barındırıyor. Bir dünya ki mutlusunu, mutsuzunu birbiriyle kaynaştırıyor. Bir dünya ki dört mevsimini de doya doya yaşatıyor. Biz horaladıkça bereket saçıyor. Memleketimin üstüne yok. Bir de korumasını bilebilsek! Kar bereket getiriyor, ağlamayı bırakıp bir düşünebilsek. İnsanlar soğuktan, sıcaktan etkilenmeyecek bir de şu sosyal adaleti bir kurabilsek, sosyo-ekonomik rahatlığı bir oluşturabilsek. Kimbilir tüm bu düşüncelerimiz belki de kar beyazının bereketi ile geçecek.

Bu yazı toplam 281 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim