• BIST 97.533
  • Altın 145,901
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

Kar tatili

Mustafa Namdar

Kurban Bayramı, okullarda yarıyıl tatili ve havanın azizliği nedeniyle bir hafta daha uzatılan tatil. Öyle bir sıralandı ki, sanki yaz tatili uzunluğun-da. İyi mi, kötü mü oldu? Onu oturup ciddi anlamda değerlendirmek gerek. Hele de OKS veya ÖSS sınavları sürat koşusuna hazırlananların hem kendileri, hem de ailelerinin çok iyi düşünmeleri gerek.

    Kar ve soğuk tatili dendiğinde, benim aklıma çocukluğumu yaşadığım okul dönemlerindeki soğuk tatilleri geliyor. O dönemlerde kaloriferli bina mı vardı? Evlerde soba, resmi kurumlarda soba. Yakacak ise odun.

    Şimdiki Cumhuriyet parkının bulunduğu yerde tekel lojmanları vardı. Oraya, ya Ömerler Köyü’nden ya da Yumrukaya ve Elmalık köylerinden öküz arabalarında getirilen yuvarlak veya kayın ya da meşe odunları. Alım gücü zayıf olan ailelerin aldığı kaklama (köknar veya çam ağaçlarının parçalanması) yüklü, eşek ve atlarla cadde ve sokak aralarında satılırdı.

    Kar yağışı, zengin ailelerin pencerelerinden daha güzel görünürdü. Odanın ortasında kurulan odun sobasındaki çıtırtılar ve coşkun alevin neden olduğu poh poh sesleri insanları romantik duygular içinde biraz daha birbirlerine yaklaştırırdı.

    Evin misafir kabul salonunun ortasında bulunan büyükçe pirinç mangal üzerindeki meşe kömüründen oluşan kar parçaları odanın ısısını bir kararda tutmakla birlikte, içine sürülen cezvelerdeki köpüklü kahvenin, kırk yıllık hatırının sayılmasına da yarardı.

    Ya fakirin evi! Siz hiç görüyor musunuz odanın sıcaklığını koruyabilmek için oda kapılarına dışarıdan gerilen yorgan, kilim gibi perdeleri? Odunun idareli kullanılıp battaniyelere sarınıp oturulduğunu? Siz hiç görüyor musunuz pamuk hırka içinde soğuktan korunan nineleri, dedeleri? Soba yanan odanın dışına çıktığınızda, kapı kollarına yapışırdı elleriniz. Yaşıyor musunuz benzeri olayları? Sular hayratlardan ibrik ve çinko kovalarda taşınırdı. Soğuklarda donan kovaların buzunu kırarak su içeniniz var mı şimdi? Soğuğu kesmek için pencere kenarındaki aralıkları gazete kağıtlarından şeritler yaparak hamurla yapıştırıyor musunuz?

    Sizi üşümesin diye analarınız, gömleğinizin altına, çorabınızın içine gazete kağıdı koyuyor mu şu günlerde?..

    Ya Okullar! Sanat Enstitüsü’ne giderken köylerden gelirdi arkadaşlarım. En az elli santimlik karı sabahın keskin soğuğunda yara yara. Biter miydi çile? Sabahın gelişi gibi akşamın dönüşü de vardı. Okullarda kalorifer mi vardı? Sabahları yakılan sobaların odunlarını öğrenciler çıkarırdı sınıflara. Körpe bedenlere bağlı kollardaki parmak uçları soğuktan morarmış olarak ağlamaklı duruma gelirdik de gıkımız çıkmazdı. Derse başlamak üzere bahçede sıra olan öğrenciye 5-10 dakika kültür fizik yaptırırdı öğretmenlerimiz ısınsınlar diye...

    Karda tatil mi olurdu? Tatil soğukta olurdu. Eksi 10-15 derecede. Nefesiniz buz keser, burun deliklerinizin altında çırçağı bağlardı üst dudağınız. Bazen soğuk tatili olur ertesi günü açıverirdi hava. O zaman da ilanlarla toplamaya çalışırlardı okullara. Şimdi öyle mi? Soğuk nedeniyle değil, kar yağdığında tatil ediliyor okullar. Teknoloji böylesine gelişmiş olmasına karşın, 5 santimlik bir kar tabakasının örtüsü felç ediyor trafiği. Hayat duruyor, insanlar bulunduğu mekanlarda mahsur kalıyor.

    Peki, teknolojinin böylesine gelişmişliği sonucunda bizim verdiğimiz vergilerle neler yapılıyor? Kışın geleceği yazdan belli değil mi? Hele de meteorolojinin bu kadar isabetli tahminler yaptığı bir çağda neden önlem almakta gecikiyoruz?

    Gene de şükredin halinize ey gençlik! Sizler bizim yaşadıklarımızı yaşamıyorsunuz. Ne yazık ki biz büyükler de yaşadıklarımızdan yeterli dersi alamamışız. Eğlenirken, dinlenirken geleceğinizi de düşünmeyi unutmayın! İyi tatiller.

30.01.2006

Bu yazı toplam 391 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim